Kategori: Yazılar

Dil: Ayna mı, Bıçak mı?

Berna KAYA İnsanlar çoğu zaman doğruyu aramak için değil, kendi yetersizliklerini bastırmak için ahlaka sarılırlar. Anlamaya çalışmak yerine damgalarlar. Zayıf olan, güçlüyle yüzleşemez; o yüzden iyi ve kötüyü icat eder. Merak yerine yargı, diyalog yerine etiket, soru yerine infaz gelir. “Yanlışsın” demezler; “Sorunlusun”, “Fazlasın”, “Uygunsuzsun” derler. Bu, sürünün dilidir. Sürü,

Devamı...

İtibar Yukarıdan Başlar: CEO’nun Gölgesi Şirketten Uzundur

Berna KAYA Kurumlar çoğu zaman itibar krizlerini dışarıda arar. Medyada, sosyal ağlarda, rakiplerde… Oysa en büyük itibar riski genellikle içeridedir; en üst katta, en az konuşulan yerde. “Balık baştan kokar” sözü, itibar yönetimi söz konusu olduğunda bir deyim değil, bir gerçektir. Bir şirketin lideri kurumsal itibarı önemsemiyorsa, o kurumda çalışanlardan

Devamı...

Bir Kentin Sesi Ne Kadar Yüksek Olmalı?

Berna KAYA Alaçatı’nın Ritmi Bozuluyor Sizin de dikkatinizi çekti mi, son dönemlerde Alaçatı’da olanlar? Bir zamanlar insanı yavaşlatan, sokaklarında yürürken nefes aldıran o tanıdık his… Taş evlerin gölgesinde akan sohbetler, müziğin mekânla uyumlu olduğu akşamlar, sabahın kendine ait sessizliği… Neydi Alaçatı’yı Alaçatı yapan? Bugün bu soruyu sormamızın nedeni bir şikâyet

Devamı...

Ahmed Şerif Şerefli (1 Ocak 1926 – Mart 2000)

  İbrahim SOYTÜRK Ahmed Şerif Şerefli, 1 Ocak 1926 tarihinde Bulgaristan’ın Torlak köyünde (bugünkü Çar Kaloyan) doğdu. İlkokulu doğduğu köyde, liseyi Razgrad’da tamamladı. Daha sonra Bulgaristan Müslümanlarının din görevlisi ve öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan Şumnu’daki Nüvvab Ruhani Okulunda öğrenim gördü. 1953 yılında Bulgaristan’da Türkçe yayımlanmaya başlayan “Eylülcü Çocuk”

Devamı...

Bulgaristan’da Türk Doğmak

BULTÜRK Derneği’nin düzenlemiş olduğu Türk tarihinde yaşanan soykırımlar temalı resim sergisini gezerken insanın gözünün önüne yakın tarihimizin en acı sayfalarından biri geliyor: Bulgaristan’da yaşananlar…   Tüm olan bitenler bir film şeridi gibi akıp geçti gözlerimin önünden. Ve yüreğimin derinliklerinden bir çığlık koptu:   Bulgaristan’da Türk doğmak…   Bulgaristan’da Türk doğmak,

Devamı...

Sembollerle Değil, Ortak Değerlerle Yaşamak

Bugün Türkiye’de düşünmenin yerini refleksler, konuşmanın yerini etiketler aldı. Bir cümle kuruyorsun, hemen bir parti rozeti yapıştırılıyor. Osmanlı’yı sevdiğini söylüyorsun, “AK Partili” ilan ediliyorsun. Bozkurt işareti yapıyorsun, “MHP’li” oluyorsun. Atatürk’ten bahsediyorsun, “CHP’li” damgası vuruluyor. Sanki bu toprakların tarihi, değerleri ve sembolleri belli partilerin tapulu malıymış gibi… Oysa gerçek çok daha

Devamı...

AI Çağında İçerikte Güven Nasıl Kurulur?

Berna KAYA Bilgi çoğaldıkça, güvenin kaynağı değişti. Bugün mesele ne bildiğin değil, neyi yaşayarak öğrendiğin. Son zamanlarda bilgi bir açık büfe gibi. Sunumu şık, tabaklar parlak, içerik bol. Ama tuhaf bir şey var: Tokluk hissi yok. Burada asıl soru şu: “Ne biliyorsun?” değil, “Bildiğini neye dayanarak söylüyorsun?” Bu ayrımı yalnızca

Devamı...

Geçmişten Günümüze Bulgaristan Türklerinin Siyasal ve Toplumsal Dönüşümü

Aysu AKBAŞ Tarih yalnızca geçmiş olayların kronolojisi değil; toplumların kolektif hafızası ve siyasal yönelimlerinin temel belirleyicisidir. Bu açıdan bakıldığında Bulgaristan Türklerinin tarihsel deneyimi iki eksen üzerinde şekillenmiştir: direniş ve yeniden doğuş. Bugün yaşanan gelişmeler, bu uzun süreli tarihsel çizginin yeni bir aşamasına işaret etmektedir. Tarih Boyunca Göç ve Siyasal Dönüşüm:

Devamı...

Dünya Yeni Düzenin Eşiğinde

Berna KAYA The Economist’in kapağı, 2026’ya girerken dünyanın hangi gerilimlerin arasında sıkıştığını değil, hangi yönde yeniden şekillendiğini anlatıyor. Kapağa ilk baktığınızda muhtemelen benim gibi şaşırıyorsunuz: Her şey birbirine karışmış. Savaş var, teknoloji var, sağlık var, ekonomi var… İnsan bakacak yer bulmakta zorlanıyor. Ama ben o görüntüyü bir kaos olarak görmüyorum.

Devamı...

Hayat Bu: “Geçiyor İşte”

Gülten RAYİMOĞLU Hayat, hepimiz için farklı anlamlar taşır ama özünde hep aynı şeydir: Akıp giden bir nehir. Bugün burada, yarın başka bir yerde; bir gün mutlu, bir gün hüzünlü… Zaman, hiç durmadan ilerlerken, biz farkında bile olmadan dün olur bugün, bugün olur yarın. Hayat dediğin, biraz dünden, biraz bugünden, biraz

Devamı...

Hayat ve Dünyanın Hızı: Ayak Uydurmak Ya Da Geride Kalmak

Hamiyet ÇAKIR Dünya hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor ve gelişiyor. Teknoloji, ekonomi, kültür ve hatta insanlar… Her şey sürekli bir dönüşüm içerisinde. Eğer bu hıza ayak uydurmazsanız, geride kalmanız kaçınılmaz olur. Ancak mesele sadece bu hıza yetişmek değil; aynı zamanda bu hızın getirdiği değişimle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmek. Çünkü hayat,

Devamı...

Haftanın İlk Sabahı: Herkesin Kendi Işığı

Gülten RAYİMOĞLU Takvimler yeni bir haftanın ilk gününü gösterirken şehir, her zamanki telaşıyla uyanıyor. Aynı sabah, aynı sokaklar, aynı gökyüzü… Ama insanın sabahı hep farklıdır. Çünkü her birimiz güne kendi hikâyemizin yüküyle, beklentisiyle ve umuduyla başlarız. Kimi için sabah, yarım kalan hayallerin yeniden filizlenme ihtimalidir. Umudun kapıyı çalmasıdır sabahlar…Kimi içinse

Devamı...

“Türk Töresi” Füzuli’de: yaratıcı ve öğretici üç günlük eğitim programı

Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan bölgesi Füzuli şehrindeki Kurmangazi Çocuk Yaratıcılık Merkezi’nde Azerbaycan Cumhuriyeti Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Desteği Ajansı’nın mali desteğiyle “Türk Dünyası Kültürü” kamu birliği tarafından hayata geçirilen “Türk Töresi” uluslararası yaz okulu projesi 25-27 Ekim tarihlerinde başarıyla tamamlandı. Projenin amacı, işgalden kurtarılan bölgelerde yaşayan öğrencilerin yaratıcılık, sosyal ve zihinsel

Devamı...

Hallederiz Kültürü

Berna KAYA “Ne istersen, hallederiz.” “Ne istedin de halletmedik?” Tanıdık geliyor mu? Bu iki cümle, bir oyalama tekniğinin fragmanı gibi: alıştırıyor, yanıltıyor, umut veriyor. Herkes herkesi bir şeylere alıştırıyor. Önce “Hallederiz” diyoruz, sonra ne hal çaresini biliyoruz ne de sorumluluğu alıyoruz. Gündelik hayatın içinde, fark etmeden kurduğumuz küçük cümleler var.

Devamı...

8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü Rafet ULUTÜRK’ün Konuşma Metni

8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü Konuşma Metni (Geliştirilmiş Nihai Versiyon) Saygıdeğer Protokol Üyeleri, Kıymetli Belediye Başkanım Sayın İbrahim Akın, Değerli Azerbaycanlı ve Bulgaristanlı Kardeşlerim, Aziz Misafirler, Sevgili Çocuklar, Bugün burada, Can Azerbaycan’ın zaferini kutlamak ve aynı zamanda 10 Kasım’ın yaklaşmasıyla Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, rahmet ve minnetle

Devamı...

Bayrampaşa Belediye Başkanı İbrahim AKIN’ın konuşması

8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü Konuşması Yer: Bayrampaşa Belediye Altı B1 Kültür Salonu Tarih: 8 Kasım 2025 Saygıdeğer misafirler, Kıymetli Azerbaycanlı ve Bulgaristanlı kardeşlerim, Değerli Türk Dünyası STK yöneticileri, ve sevgili çocuklar, Hepinizi en içten sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Bu anlamlı günde, 8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü vesilesiyle sizlerle

Devamı...

Türkiye’nin Altındaki Sessiz Güç: Yeni Çağın Veziri Nadir Elementler

Rafet ULUTÜRK Dünya sanayi tarihini enerji yazdı. Kömür bir dönemin lokomotifi oldu. Petrol, haritaları yeniden çizdi. Şimdi yeni bir çağ doğuyor: nadir elementler çağı. Bu çağın merkezinde teknoloji değil, teknolojiyi mümkün kılan görünmez kaynaklar var. Elektrikli otomobiller, rüzgar türbinleri, radar sistemleri, uydular, yapay zekâ altyapıları… Hepsi bu elementlere muhtaç. Bu

Devamı...

TÜRKİYE’NİN İLK OTO GEMİSİ 1 MİLYON ARAÇ TAŞIDI

Karadeniz limanlarından gerçekleştirilen araç taşımacılığı, Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren ve bölgesel ticaretin hızlanmasını sağlayan kritik bir lojistik altyapı sunuyor. Bu taşımalar, yalnızca ticareti değil, ülke ekonomisinin nabzını da canlı tutarak üretimden ihracata uzanan zincire doğrudan katkı sağlıyor. Türk denizcilik alanında ilklere imza atan ve 40 yılı aşkın bir süredir sektörde

Devamı...

Kadını Susturan Sistem: Medya, Şiddet ve Görünmez Başarılar

Berna KAYA Şiddet, çoğu zaman kadının güçsüzlüğü gibi sunulur. Medya, kadını bazen ağlatır, bazen susturur ama nadiren güçlendirir. Oysa şiddet, yalnızca fiziksel değil; görünmeyen ve normalleştirilen bir kontrol biçimidir. Kadının sevgiye ve güvene duyduğu temel ihtiyacı hedef alarak, onu kırılganlık içinde tanımlar ve o rolü normalleştirir. Şiddet; bireyin ya da

Devamı...

Senin Hikâyen: Bir Kitap Değil, Bir Ayna

Berna KAYA Arkadaşım Gökhan, harika bir yaşam hikâyesi kaleme almış; bir solukta okudum ve bitirdim. Sizlerle de paylaşmadan geçemedim. Bazı kitaplar vardır, yalnızca bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda okurun kendi hayatının sayfalarını da aralar. Geçmişin göç hikâyeleri, genç yaşta evlilikler, darmadağın hayaller ve sessiz kadınların çığlıkları… İşte Senin Hikâyen tam

Devamı...