Türkçe Konuşmak Bir Şahsiyet Meselesidir

İbrahim SOYTÜRK

“İnsan, diliyle yalnızca konuşmaz; kim olduğunu,
nereden geldiğini ve nereye yürüdüğünü de ilan eder.”
Türkçe konuşmak, sıradan bir alışkanlık değildir. Türkçe konuşmak;
kimliğe, tarihe, millete ve medeniyet mirasına sahip çıkmaktır.

Bir insan kendi ana dilini küçümsemeye başladığında, aslında kendi
kökleriyle arasına mesafe koymaya başlar. Kendi köklerinden uzaklaşan
insan ise zamanla başkalarının rüzgârında savrulur.
Ana Dil, Şahsiyetin Omurgasıdır
Şahsiyet, insanın kendi kimliğiyle dimdik durabilmesidir. Ana dil de bu
duruşun en güçlü dayanaklarından biridir.
Türkçe konuşan insan, yalnızca kelime söylemez; Yunus Emre’nin gönül
sesini, Dede Korkut’un hikmetini, Kaşgarlı Mahmud’un ilim gayretini,
Mehmet Akif’in direniş ruhunu ve Anadolu’nun bin yıllık nefesini taşır.

Bu yüzden Türkçe konuşmak, geçmişle gelecek arasında köprü
kurmaktır.
Kendi Dilinden Utanmak, Kendinden Uzaklaşmaktır
Bazı çevrelerde Türkçe konuşmak geri kalmışlık gibi gösterilmeye çalışılır.
Yabancı kelimelerle konuşmak ise modernlik sanılır.

Oysa modernlik, kendi dilinden utanmak değil; kendi dilini çağın
ihtiyaçlarına göre güçlendirmektir.
Bir milletin evladı kendi dilinden utanıyorsa, bu sadece dil problemi
değil; özgüven problemidir.

Güzel Türkçe, Güçlü İfade Demektir
Türkçeyi savunmak, kaba ve eksik konuşmayı savunmak değildir. Aksine
Türkçeyi doğru, zarif, etkili ve güçlü kullanmak gerekir.
Güzel konuşan insan, düşüncesini daha açık anlatır. Doğru kelime seçen
insan, kendini daha sağlam ifade eder. Dili düzgün olan toplumun
iletişimi, kültürü ve ortak aklı da güçlenir.

Bu nedenle her Türk genci; okuduğu, yazdığı, konuştuğu ve tartıştığı
Türkçeye özen göstermelidir.
Evde, Sokakta, Okulda ve Devlette Türkçe
Türkçe yalnızca özel hayatın dili olmamalıdır. Evde sevginin, okulda
bilginin, sokakta iletişimin, devlette ciddiyetin, sanatta estetiğin, bilimde
üretimin ve diplomaside temsilin dili olmalıdır.

Kendi devlet kurumlarında, kendi üniversitelerinde, kendi şirketlerinde ve
kendi medya alanında Türkçeyi ikinci plana atan bir toplum, güçlü
gelecek kuramaz.

Çünkü dilin geri çekildiği yerde kimlik de geri çekilir.
Yabancı Kelime Hayranlığına Karşı Dil Şuuru
Diller birbirinden kelime alabilir. Bu doğaldır. Fakat bir dilin içine gereksiz
yabancı kelime yığmak, zamanla düşünce berraklığını bozar.

Mesele yabancı kelime düşmanlığı değil; Türkçenin imkânlarını kullanma
iradesidir.
Türkçede karşılığı bulunan kelimeler varken yabancı kelime kullanmak
çoğu zaman bilgi değil, gösteriştir. Gösteriş dili ise milletin ortak dilini
zayıflatır.

Türkçe Konuşmak Bir Duruştur
Türkçe konuşmak, dünyaya kapanmak değildir. Türkçe konuşmak,
dünyaya kendi kimliğinle açılmaktır.
Yabancı dil öğrenen, dünyayı tanıyan, farklı kültürleri bilen fakat kendi
ana dilini merkezde tutan insan güçlü insandır.

Çünkü kökü olmayan ağaç büyüyemez. Kendi dilinde kök salmayan zihin
de büyük fikirler üretemez.

Dilini Koru, Şahsiyetini Koru
Türkçe konuşmak bir tercih değil, millî şahsiyet meselesidir.
Kendi diline sahip çıkan insan, kendine sahip çıkar.
Kendi diline sahip çıkan millet, geleceğine sahip çıkar.

Bugünün çağrısı açıktır:
Türkçeyi doğru konuş.
Türkçeyi güzel konuş.
Türkçeyi cesaretle konuş.
Türkçeyi her alanda yaşat.

Çünkü Türkçe konuşan bir millet, kim olduğunu unutmayan millettir.
Kim olduğunu unutmayan millet ise tarih sahnesinden silinmez