Ay: Ekim 2026

1968–1978 ARASINDA TÜRKİYE’YE TURİST OLARAK GELENLER Bulgaristan Vatandaşlığının Yeniden Kazanılması ve 1517 Sayılı Ukaz Meselesi YARIM ASIRLIK BİR MESELEYE HUKUKİ AÇIDAN YENİDEN BAKMAK GEREKİYOR 1968–1978 yılları arasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye turist olarak gelen ve çeşitli nedenlerle Türkiye’de kalan çok sayıda insanın ailesinde benzer bir hikâye anlatılmaktadır: “Türkiye’ye geldi, geri dönmedi, vatan haini sayıldı ve Bulgaristan vatandaşlığı elinden alındı.” Aradan yaklaşık yarım asır geçmesine rağmen bu anlatı birçok ailede hâlâ kesin bir hukuki gerçekmiş gibi kabul edilmektedir. Oysa vatandaşlık hukuku açısından mesele bundan daha ayrıntılıdır. Bir kişinin Türkiye’ye turist olarak gelmiş olması, Bulgaristan’a geri dönmemesi veya daha sonra Türkiye’de yaşamaya başlaması tek başına vatandaşlığının hangi hukuki gerekçeyle sona erdiğini göstermez. Asıl sorulması gereken soru şudur: Bulgaristan vatandaşlığı hangi işlemle, hangi tarihte ve hangi hukuki gerekçeyle sona erdirildi? Bugün yapılacak değerlendirmede belirleyici olan aile içinde yıllardır aktarılan anlatılar değil, Bulgar makamlarının arşivlerinde bulunan resmî kayıtlardır. “VATAN HAİNİ” SÖYLEMİ İLE HUKUKİ GEREKÇE AYNI ŞEY DEĞİLDİR O dönemin siyasi şartları içerisinde Türkiye’ye gelip geri dönmeyen bazı kişiler hakkında toplum içinde “kaçtı”, “geri dönmedi”, “vatan haini ilan edildi” gibi ifadeler kullanılmış olabilir. Ancak siyasi ve toplumsal söylem ile vatandaşlığın kaybedilmesinin hukuki sebebi birbirinden ayrılmalıdır. Nitekim 14 Ekim 1977 tarihli 1517 sayılı Ukaz kapsamında vatandaşlığını kaybetmiş bir kişiye ilişkin yakın tarihli bir Bulgar idare mahkemesi kararında oldukça dikkat çekici bilgiler bulunmaktadır. Mahkeme kayıtlarında kişinin Türkiye’ye turist olarak gittiği belirtilmekle birlikte, aynı zamanda kişinin 14.10.1977 tarihli 1517 sayılı Ukaz ile Bulgaristan vatandaşlığından mahrum bırakıldığı ve daha önce Türk vatandaşlığını kazandığına ilişkin resmî kayıtlar da değerlendirilmiştir. Mahkeme özellikle vatandaşlığın hangi hukuki sebeple kaybedildiğinin doğrudan delillerle ortaya konulmasının önemini vurgulamaktadır. Dolayısıyla: “Türkiye’ye turist olarak geldi ve dönmedi; bu nedenle vatandaşlıktan çıkarıldı.” şeklindeki genel kabul, her dosya bakımından hukuken yeterli değildir. Her kişinin dosyası ayrı incelenmelidir. 1517 SAYILI UKAZ NE ANLAMA GELİYOR? Burada çok önemli bir ayrım bulunmaktadır. Bir kişinin dosyasında 14 Ekim 1977 tarihli 1517 sayılı Ukaz bulunması, vatandaşlığın hangi işlem sonucunda sona erdiğinin tespiti bakımından son derece önemlidir. Ancak Ukaz’ın varlığı, bugünkü hukuk düzeninde kişinin hiçbir şekilde Bulgaristan vatandaşlığına dönemeyeceği anlamına gelmez. Çünkü geçmişte verilen vatandaşlıktan mahrum bırakma kararının hukuki sonuçları ile bugün vatandaşlığın yeniden kazanılması imkânı iki ayrı meseledir. Bugün yürürlükte bulunan Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu, vatandaşlığın yeniden kazanılmasına ilişkin açık hükümler içermektedir. Güncel metinde 26. ve 27. maddeler iki farklı hukuki durumu düzenlemektedir. 26. MADDE İLE 27. MADDEYİ KARIŞTIRMAMAK GEREKİR Vatandaşlığın geçmişte nasıl kaybedildiğinin doğru belirlenmesi burada hayati önemdedir. Madde 26: Vatandaşlıktan Çıkanlar 26. madde esas olarak Bulgaristan vatandaşlığından çıkmış/çıkarılmış (освободен) kişilerin vatandaşlığının yeniden kazanılmasını düzenlemektedir. Kanunda bunun için belirli şartlar öngörülmektedir. Dolayısıyla kendi talebiyle veya hukuken “vatandaşlıktan çıkma” kapsamında değerlendirilen bir işlemle vatandaşlığını kaybetmiş kişi bakımından öncelikle 26. madde incelenmelidir. Madde 27: Vatandaşlıktan Mahrum Bırakılanlar 1960’lı ve 1970’li yıllardaki bazı dosyalar bakımından asıl dikkat edilmesi gereken hüküm ise 27. maddedir. Kanunun güncel 27. maddesinin özü şudur: Bulgaristan vatandaşlığından mahrum bırakılmış bir kişinin vatandaşlığı, mahrum bırakma için bir sebep bulunmadığının veya bu sebebin artık önemini kaybettiğinin tespit edilmesi hâlinde yeniden kazanılabilir. İşte geçmişte vatandaşlıktan mahrum bırakılmış kişiler açısından hukuki kapıyı açan temel düzenlemelerden biri budur. “SEBEBİN ÖNEMİNİ KAYBETMESİ” NEDEN ÖNEMLİ? 27. maddenin en dikkat çekici bölümü: “…veya mahrum bırakma sebebinin önemini kaybetmiş olması…” hükmüdür. Çünkü burada hukuk, yalnızca geçmişte ne olduğuna bakmamaktadır. Aynı zamanda geçmişte vatandaşlıktan mahrum bırakılmaya gerekçe yapılan durumun bugün hâlâ hukuki önem taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesine imkân vermektedir. Bulgaristan Adalet Bakanlığı da 27. madde kapsamında vatandaşlığın yeniden kazanılması için resmî bir başvuru prosedürü bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bakanlığın güncel sayfasında 26. ve 27. maddelere dayanan yeniden vatandaşlık başvuruları için gerekli belgeler ayrıca yayımlanmaktadır. Bu nedenle geçmişte vatandaşlıktan mahrum bırakılmış bir kişinin dosyası için artık yalnızca: “1977’de vatandaşlığı alınmış.” demek yeterli değildir. Şu sorunun da sorulması gerekir: “Vatandaşlıktan mahrum bırakılmasına yol açan sebep bugün hâlâ hukuki önemini koruyor mu?” ADALET BAKANLIĞININ YAKLAŞIMI DA ÖNEMLİ Bulgaristan Adalet Bakanlığı tarafından kamuya açıklanan bilgiler, 27. maddenin yalnızca teorik bir hüküm olmadığını göstermektedir. Bakanlığın yayımladığı resmî prosedürde, Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 26. ve 27. maddelerine dayanılarak vatandaşlığın yeniden kazanılması için başvuru yapılabileceği açıkça belirtilmektedir. Başvuru şahsen Bulgaristan Adalet Bakanlığına veya Bulgaristan’ın yurtdışındaki diplomatik ya da konsolosluk temsilciliklerine yapılabilmektedir ve başvuru Bulgarca hazırlanmalıdır. Dışişleri Bakanlığının konsolosluk bilgileri de vatandaşlığın yeniden kazanılması başvurularının diplomatik ve konsolosluk temsilcilikleri üzerinden yapılabileceğini belirtmektedir. Daha da önemlisi, Bulgaristan Adalet Bakanlığının 27. madde hakkında verdiği resmî bilgiye göre, bu madde kapsamında başvuran kişilerden Bulgarca bildiklerini kanıtlamaları istenmemektedir. Dolayısıyla başvuru yolu bugün hukuken mevcuttur. Ancak bunun anlamı, 1517 sayılı Ukaz kapsamındaki herkesin vatandaşlığının otomatik olarak geri verileceği değildir. Bu ayrım son derece önemlidir. “UKAZ GEÇERSİZ OLDU, VATANDAŞLIK OTOMATİK GERİ GELDİ” DENİLEMEZ Burada kullanılan ifadelerin hukuken dikkatli seçilmesi gerekir. “1977 tarihli Ukaz artık geçerli değildir” denildiğinde bundan, “Ukaz yok hükmündedir ve herkes otomatik olarak yeniden Bulgaristan vatandaşı olmuştur” sonucu çıkarılmamalıdır. Daha doğru hukuki yaklaşım şudur: Geçmişte vatandaşlıktan mahrum bırakmaya dayanak oluşturan sebebin günümüzde hukuki önemini kaybetmiş olması, Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında yeniden vatandaşlık kazanılması için hukuki bir başvuru zemini oluşturabilir. Nihai değerlendirme ise yetkili Bulgar makamlarına aittir. 1968–1978 ARASINDA TÜRKİYE’YE GELENLER NE YAPMALI? Bu dönemde Bulgaristan’dan Türkiye’ye turist olarak gelmiş ve daha sonra Bulgaristan vatandaşlığını kaybetmiş kişilerin öncelikle kendi hukuki geçmişlerini ortaya çıkarmaları gerekir. Araştırılması gereken temel noktalar şunlardır: 1. Kişi Bulgaristan vatandaşı olarak hangi kayıtlarda görünmektedir? 2. Vatandaşlığı hangi tarihte sona ermiştir? 3. Vatandaşlık kendi talebiyle mi sona ermiştir, yoksa kişi vatandaşlıktan mahrum mu bırakılmıştır? 4. Bir Ukaz mevcut mudur? 5. Mevcutsa Ukaz’ın tarih ve numarası nedir? 6. 1517/14.10.1977 sayılı Ukaz kapsamında mıdır? 7. Mahrum bırakma işleminin gerekçesi nedir? 8. Türk vatandaşlığı hangi tarihte kazanılmıştır? 9. Türk vatandaşlığı, Bulgaristan vatandaşlığının sona ermesinden önce mi sonra mı kazanılmıştır? 10. Bulgaristan Adalet Bakanlığındaki vatandaşlık dosyasında hangi hukuki gerekçe kayıtlıdır? Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca aileden aktarılan bilgilerle hukuki sonuç çıkarmak doğru olmayacaktır. EN ÖNEMLİ BELGE: VATANDAŞLIĞIN NASIL KAYBEDİLDİĞİNİ GÖSTEREN KAYIT Bu çalışmalar sırasında yalnızca doğum belgesi veya eski Bulgaristan pasaportunun bulunması yeterli olmayabilir. Asıl önemli olan kişinin vatandaşlık statüsünün ve vatandaşlığın sona erme şeklinin resmî kayıtlardan belirlenmesidir. Çünkü hukuki yol bundan sonra ayrılmaktadır: Vatandaşlıktan çıkmış kişi → Madde 26 Vatandaşlıktan mahrum bırakılmış kişi → Madde 27 Yanlış madde üzerinden yapılacak değerlendirme, dosyanın daha başlangıçta yanlış hukuki zemine oturmasına neden olabilir. 1517 SAYILI UKAZ DOSYALARI YENİDEN İNCELENMELİDİR Burada özellikle Türkiye’de yaşayan Bulgaristan göçmenleri açısından önemli bir çalışma alanı ortaya çıkmaktadır. 1977 tarihli 1517 sayılı Ukaz kapsamında vatandaşlıktan mahrum bırakılmış kişilerin dosyalarının tek tek araştırılması gerekir. Çünkü bu insanların hepsinin aynı hukuki gerekçeyle vatandaşlıktan çıkarıldığını varsaymak doğru değildir. Her dosyanın; Ukaz kaydı + Adalet Bakanlığı vatandaşlık kaydı + Türk vatandaşlığını kazanma tarihi + Bulgaristan’dan ayrılış şekli + vatandaşlıktan mahrumiyet gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir. Böyle bir çalışma yapıldığında, yıllardır vatandaşlığını geri kazanamayacağını düşünen bazı kişilerin aslında 27. madde kapsamında başvuru yapabilecek durumda olduğu ortaya çıkabilir. BU SADECE BİR PASAPORT MESELESİ DEĞİLDİR Meselenin insani tarafını da unutmamak gerekir. Bu insanlar Bulgaristan’da doğdular. Orada çocukluklarını yaşadılar. Köyleri, evleri, mezarlıkları, akrabaları ve hatıraları orada kaldı. Türkiye’ye geldiler, burada yeni bir hayat kurdular. Fakat doğdukları topraklarla olan bağları hiçbir zaman tamamen kopmadı. Aradan elli yıl geçti. Bugün artık geçmişin siyasi diliyle değil, hukukun bugünkü imkânlarıyla konuşmanın zamanıdır. Bir insanın 1970’lerde hakkında verilmiş bir idari karar nedeniyle hayatının sonuna kadar doğduğu ülkenin vatandaşlığından uzak kalmasının zorunlu olup olmadığı, bugünkü hukuk çerçevesinde yeniden incelenebilmelidir. Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 27. maddesi tam da bu noktada önem kazanmaktadır. “VATAN HAİNİYDİ” DEMEK YERİNE “DOSYASINI BULALIM” Belki de bu meselenin en önemli sonucu budur. Yarım asırdır aileler arasında anlatılan: “Babam Türkiye’ye geldiği için vatandaşlıktan atıldı.” “Dedem geri dönmediği için vatan haini ilan edildi.” “Bir daha Bulgaristan vatandaşı olamaz.” şeklindeki ifadeler artık tek başına yeterli kabul edilmemelidir. Bunun yerine şöyle demeliyiz: Dosyasını bulalım. Ukaz’ı inceleyelim. Vatandaşlığın hangi hukuki sebeple sona erdiğini tespit edelim. 26. madde mi, 27. madde mi uygulanabilir, bunu belirleyelim. Ve şartları mevcutsa kişinin hakkını hukuk yoluyla aramasını sağlayalım. KAPI KAPALI DEĞİL 1968–1978 yılları arasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye turist olarak gelip burada kalan ve daha sonra Bulgaristan vatandaşlığını kaybeden kişiler açısından konu yeniden ve ciddi biçimde ele alınmalıdır. Özellikle 14 Ekim 1977 tarihli 1517 sayılı Ukaz kapsamında vatandaşlıktan mahrum bırakılmış kişilerin dosyaları önem taşımaktadır. Güncel Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 27. maddesi, vatandaşlıktan mahrum bırakılmış kişinin vatandaşlığının, mahrumiyet için sebep bulunmadığının veya bu sebebin artık önemini kaybettiğinin belirlenmesi hâlinde yeniden kazanılabilmesine imkân vermektedir. Bulgaristan Adalet Bakanlığı da 26. ve 27. maddeler kapsamında yeniden vatandaşlık başvurusu için güncel bir resmî prosedür yayımlamaktadır. Bu nedenle artık şu cümleyi kurmak mümkündür: 1977’de vatandaşlığınızı kaybetmiş olmanız, bugün hiçbir hukuki yolunuz bulunmadığı anlamına gelmez. Ancak bu bir otomatik vatandaşlık iadesi değildir. Bu bir başvuru hakkı ve dosyanın yeniden hukuki değerlendirmeye alınabilmesi imkânıdır. Her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir. YARIM ASIR SONRA DOSYALARI YENİDEN AÇMANIN ZAMANI Bu mesele yalnızca geçmişin bir vatandaşlık problemi değildir. Aynı zamanda Bulgaristan ile Türkiye arasında yaşayan yüz binlerce insanın aile hafızası, doğduğu topraklarla ilişkisi ve gelecek kuşaklarla bağı meselesidir. Bu nedenle yapılması gereken, söylentiler üzerinden umut vermek veya insanlara “vatandaşlığınız kesin geri alınır” demek değildir. Yapılması gereken çok daha ciddi ve kurumsal bir çalışmadır: 1517 sayılı Ukaz kapsamındaki kişileri tespit etmek, arşiv belgelerini çıkarmak, dosyaları hukuki kategorilere ayırmak ve Madde 27 kapsamında başvuru imkânı bulunan kişilerin önünü açmak. Çünkü yarım asır önce kapanmış görünen bazı dosyalar, bugünün hukukunda yeniden değerlendirilebilir. Geçmişte verilen bir karar kader değildir. Belge bulunur. Gerekçe araştırılır. Hukuk incelenir. Hak varsa başvuru yapılır. 1968–1978 kuşağı için bugün söylenmesi gereken söz budur: “Size yıllarca ‘artık mümkün değil’ denilmiş olabilir. Fakat önce dosyanıza bakalım. Çünkü hukukta önemli olan söylenti değil, belgedir; geçmişteki siyasi tanımlama değil, bugün yürürlükte olan hukuktur.”

Sinan AKBAŞ 1968–1978 ARASINDA TÜRKİYE’YE TURİST OLARAK GELENLER Bulgaristan Vatandaşlığının Yeniden Kazanılması ve 1517 Sayılı Ukaz Meselesi YARIM ASIRLIK BİR MESELEYE HUKUKİ AÇIDAN YENİDEN BAKMAK GEREKİYOR 1968–1978 yılları arasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye turist olarak gelen ve çeşitli nedenlerle Türkiye’de kalan çok sayıda insanın ailesinde benzer bir hikâye anlatılmaktadır: “Türkiye’ye geldi, geri

Devamı...