BİZ GENÇLER TARİHİN SEYİRCİSİ DEĞİL, YAZARLARI OLMAK İSTİYORUZ!
Dedelerimiz özgürlük için mücadele etti. Annelerimiz göç yollarında gözyaşı döktü. Babalarımız gurbet ellerinde gelecek kurmaya çalıştı. Biz gençler ise artık yalnızca geçmişin acılarını dinlemek değil, geleceğin başarılarını yaşamak istiyoruz. Bulgaristan’da bir kadının ilk kez cumhurbaşkanı seçilme ihtimali, bu nedenle bizim için yalnızca siyasi bir gelişme değil, tarihin değişebileceğinin de işaretidir.
Raziye ÇAKIR
Biz Geçmişin Acılarıyla Büyüdük, Geleceğin Umuduyla Yaşamak İstiyoruz
Ben Bulgaristan’ın yeni nesil gençlerinden biriyim. Belki dedem kadar acı çekmedim.
Belki babam kadar zorluk görmedim. Belki annemin yaşadığı göç hasretini bütün derinliğiyle anlayamadım. Ama onların hikâyeleriyle büyüdüm.
Dedem bana 1984’ü anlattı. İsimlerin zorla değiştirildiği günleri anlattı.
Babam 1989’u anlattı. Bir bavulla yollara düşen aileleri, geride bırakılan evleri, ayrılan kardeşleri anlattı. Annem ise her bayram aynı şeyi söyledi:
“Keşke herkes kendi memleketinde, sevdikleriyle birlikte yaşayabilseydi.”
Ben bütün bunları dinleyerek büyüdüm. Şimdi kendi kendime soruyorum:
Bizim neslimizin hikâyesi ne olacak? Biz de yalnızca göçü mü anlatacağız?
Biz de yalnızca kaybettiklerimizi mi konuşacağız?
Yoksa bir gün çocuklarımıza, Bulgaristan’da yeni bir dönemin başladığı yılları mı anlatacağız? Biz gençler artık yalnızca geçmişin mağduriyetlerini değil, geleceğin başarılarını da konuşmak istiyoruz.
Bir Gün Tarih Kitaplarında Bir Kadının Adı Yazılabilir
Düşünün…
Bir ülkenin tarihinde ilk kez bir kadın cumhurbaşkanlığı makamına seçiliyor.
Yıllarca erkek siyasetçilerin ağırlıkta olduğu devlet yönetiminde yeni bir sayfa açılıyor.
Küçük bir kız çocuğu televizyon ekranına bakıyor.
Cumhurbaşkanlığı makamında bir kadın görüyor.
Ve annesine soruyor:
“Anne, ben de bir gün cumhurbaşkanı olabilir miyim?”
Annesi gülümsüyor.
“Elbette kızım. Sen de okuyabilir, çalışabilir ve ülkene hizmet edebilirsin.”
İşte bir kadının devletin en yüksek makamına gelmesinin sembolik anlamı budur.
Yalnızca bir kişinin başarısı değildir.
Gelecek nesillerin hayal dünyasının genişlemesidir.
Bir kız çocuğunun önündeki görünmez sınırların sorgulanmasıdır.
Bir toplumun kadınların liderliğine nasıl baktığını yeniden düşünmesidir. Tarih bazen savaşlarla, bazen devrimlerle, bazen de daha önce kapalı görünen bir kapının açılmasıyla değişir.
Bir Kadın Cumhurbaşkanı, Kadınların Bütün Sorunlarını Çözer mi?
Hayır. Bunu da açıkça söylemeliyiz.
Bir kadının cumhurbaşkanı olması, tek başına kadınların bütün sorunlarını çözmez. Kadınların siyasette daha fazla temsil edilmesi önemlidir; ancak asıl başarı, eşit hakların ve fırsatların güçlendirilmesidir.
Bir kadın lider de eleştirilebilir. Bir kadın lider de hata yapabilir.
Bir kadın lider de verdiği sözlerden sorumlu tutulmalıdır.
Biz gençlerin istediği, yalnızca tarihî bir unvan değildir.
O unvanın hakkının verilmesidir. Çünkü gerçek eşitlik, kadınların yalnızca makamlara gelebilmesi değil, o makamlarda aynı demokratik ölçütlerle değerlendirilmesidir.
Tarihî Bir Ayrıntı: İlk Kadın Cumhurbaşkanı, İlk Halk Yetkisi
İliyana Yotova, Ocak 2026’da Rumen Radev’in görevinden ayrılması üzerine Bulgaristan’ın ilk kadın cumhurbaşkanı oldu. Şimdi ise 1 Kasım’daki seçimde halk tarafından doğrudan seçilen ilk kadın cumhurbaşkanı olma imkânına sahip.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü bir makamı anayasal halefiyet yoluyla devralmakla doğrudan halkın oyuyla üstlenmek, demokratik tarih açısından farklı anlamlar taşır.
Biz Gençler Sadece Tarih Yazmak Değil, Geleceği Değiştirmek İstiyoruz
Ben genç bir insan olarak yalnızca cumhurbaşkanının kadın veya erkek olmasıyla ilgilenmiyorum.
Ben üniversiteyi bitirdiğimde iş bulabilecek miyim?
Kendi ülkemde aile kurabilecek miyim?
Emeğimin karşılığını alabilecek miyim?
Kimliğim, dilim ve kültürüm nedeniyle ayrımcılığa uğramadan yaşayabilecek miyim?
Benim için gerçek mesele bunlardır.
Bulgaristan’ın ilk tur seçimlerinde katılımın yaklaşık yüzde 23 düzeyinde kalması, siyasi kurumlarla vatandaşlar arasındaki güven ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu yeniden gösterdi.
Gençlerin siyasete katılması, yalnızca seçim günü sandığa gitmekten ibaret olmamalıdır.
Gençler belediye meclislerinde, üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında ve karar alma mekanizmalarında da söz sahibi olmalıdır.
Annelerimiz Mücadele Etti, Kızlarımız Hayal Kurabilmeli
Bizim tarihimizde güçlü kadınlar vardır.
1984–1989 döneminde kimliklerini ve ailelerini korumak için büyük fedakârlıklar yapan kadınlar vardır.
Göç yollarında çocuklarını kucaklarında taşıyan anneler vardır.
Türkiye’ye geldikten sonra fabrikalarda çalışarak ailelerini yeniden ayağa kaldıran kadınlar vardır.
Onların mücadelesi yalnızca geçmişin hatırası değildir.
Bugünün genç kızlarına bırakılmış bir cesaret mirasıdır.
Şimdi düşünelim. Rodoplarda yaşayan küçük bir kız çocuğu, ülkesinin en yüksek makamında bir kadın gördüğünde ne hisseder? Belki ilk kez kendi geleceği için daha büyük bir hayal kurar.
Belki doktor olmak ister.
Belki bilim insanı.
Belki öğretmen.
Belki de bir gün cumhurbaşkanı.
Bir toplumun gelişmişliği, kız çocuklarının ne kadar büyük hayaller kurabildiğiyle de anlaşılır.
Otuz Altı Yıllık Siyasetin Ardından Gençliğin Soruları
Dedelerimizin siyasi tercihleri vardı.
Babalarımızın siyasi bağlılıkları vardı.
Bizim de kendi düşüncelerimiz olacak.
Fakat geçmişten devraldığımız her tercihi sorgulamadan sürdürmek zorunda değiliz.
Aynı şekilde yalnızca yeni olduğu için her siyasi seçeneği doğru kabul etmek de zorunda değiliz.
Biz gençler adayların geçmiş çalışmalarını, anayasal yetkinliklerini, siyasi programlarını ve verdikleri sözleri incelemek istiyoruz.
Bir siyasi hareketin başarısını yalnızca kaç yıl varlığını sürdürdüğüyle değil, topluma ne kazandırdığıyla değerlendirmek istiyoruz.
Bizim neslimizin farkı, geçmişi inkâr etmek değil, geçmişten ders çıkararak daha iyisini kurabilmek olmalıdır.
Bulgaristan Türk Gençlerinin de Hayalleri Var
Benim hayalim yalnızca Sofya’da güçlü bir devlet yönetimi görmek değil.
Kırcaali’de yeni iş imkânları görmek.
Mestanlı’da gençlerin kendi işletmelerini kurduğunu görmek.
Cebel’de okulların çocuk sesleriyle dolduğunu görmek.
Razgrad’da, Şumnu’da, Silistre’de gençlerin geleceklerini güvenle planlayabildiğini görmek.
Bulgaristan Türk gençlerinin ana dillerini öğrenebilmesini, kültürlerini yaşatabilmesini ve eşit vatandaşlık haklarından yararlanabilmesini istiyorum.
Ama aynı zamanda Bulgar, Türk, Pomak, Roman ve diğer bütün gençlerin ortak bir geleceği paylaşabilmesini istiyorum.
Çünkü bizim kuşağımızın başarısı, birbirinden uzaklaşmasında değil, farklılıklarına saygı göstererek birlikte yaşayabilmesinde olacaktır.
Pazar Günü Tarih Yazılabilir, Pazartesi Gelecek Başlayacak
1 Kasım’da İliyana Yotova ile Andrey Gürov ikinci turda karşılaşacak. İlk turda Yotova yüzde 34,76, Gürov ise yüzde 31,95 oy aldı.
Seçimin sonucu ne olursa olsun, gençlerin demokrasiye katılımı büyük önem taşıyor.
Çünkü pazartesi sabahı yalnızca bir seçim sonucu konuşulmayacak.
Üniversite öğrencileri yine geleceklerini düşünecek.
İş arayan gençler yine fırsat bekleyecek.
Yurt dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşları yine ülkelerine dönüp dönemeyeceklerini sorgulayacak.
Ve küçük kız çocukları yine büyüdüklerinde ne olmak istediklerinin hayalini kuracak. Tarihî bir seçim, ancak toplumun hayatında kalıcı iyileşmelere katkı sağladığında daha derin bir anlam kazanır.
Dedelerimiz Tarihi Yaşadı, Biz Geleceği Yazacağız
Sevgili gençler,
Dedelerimiz bize mücadeleyi öğretti.
Annelerimiz sabrı öğretti.
Babalarımız çalışmayı öğretti.
Şimdi bizim görevimiz öğrenmek, üretmek, sorgulamak ve ülkemizin geleceğinde sorumluluk üstlenmektir.
Bir kadının cumhurbaşkanlığı makamına ulaşması, kız çocuklarının hayallerini büyütebilir.
Bir gencin siyasette söz sahibi olması, yeni fikirlerin önünü açabilir.
Bir toplumun kendi geçmişini sorgulaması, daha güçlü kurumlar kurmasına yardımcı olabilir.
Ben bir genç olarak, gelecekte çocuklarıma yalnızca kimlerin seçim kazandığını anlatmak istemiyorum.
Onlara, bizim kuşağımızın nasıl bir ülke kurmaya çalıştığını anlatmak istiyorum.
Adaletin herkese eşit uygulandığı…
Gençlerin göç etmek zorunda kalmadığı…
Kadınların hayatın her alanında eşit fırsatlara sahip olduğu…
Farklı kimliklerin birbirine saygı duyduğu…
Ve vatandaşın devletinden korkmadığı bir Bulgaristan.
Biz gençler tarihin seyircisi olmak istemiyoruz.
Biz, özgürlüğün, eşitliğin ve demokratik sorumluluğun yeni sayfalarını yazan nesil olmak istiyoruz.
Çünkü tarih yalnızca büyük makamları kazananların değil, gelecek nesiller için daha iyi bir hayat kurabilenlerin de hikâyesidir.
Ve bir gün torunlarımız bize:
“Dede, nine, sizin gençliğinizde Bulgaristan’da neler değişti?” diye sorduğunda, gururla cevap verebilmeliyiz:
“Biz kadınların önündeki engellerin aşılmasına, gençlerin sesinin duyulmasına ve herkesin eşit haklarla yaşayabileceği bir ülkenin kurulmasına katkı sağladık.”
İşte bizim neslimizin yazmak istediği tarih budur.

