Bulgaristan Sandığa Gidiyor

Rafet ULUTÜRK

27 Aday, Bir Cumhurbaşkanı ve Yeni Bir Siyasi Dönemin Eşiği

Bulgaristan’da artık zarlar atıldı.
İsimler belli.
Numaralar belli.
Pusula belli.
Şimdi söz seçmende.
25 Ekim 2026 tarihinde Bulgaristan vatandaşları ülkenin yeni cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısını belirlemek üzere sandığa gidecek.
Merkez Seçim Komisyonunun yaptığı kura sonucunda tam 27 cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı çifti pusuladaki yerini aldı.
Bu sayı bile bize Bulgaristan siyasetinin bugünkü durumuyla ilgili önemli bir şey söylüyor:
Ülkede aday çok, fakat siyasi uzlaşma az.
Bir başka ifadeyle Bulgaristan’ın önündeki mesele yalnızca “Kim cumhurbaşkanı olacak?” meselesi değildir.
Asıl mesele şudur:
Bu kadar parçalanmış bir siyasi ortamdan Bulgaristan’ı ortak bir gelecek etrafında birleştirebilecek bir cumhurbaşkanlığı çıkabilecek mi?

Pusulanın Dört Dikkat Çeken Numarası
Kurada öne çıkan başlıca aday çiftlerinin numaraları da artık belli.
İliyana Yotova–Kiril Vılçev 25 numara ile seçime giriyor.
Andrey Gyurov–Georgi Kandev 4 numara ile yarışıyor.
Kostadin Kostadinov–Petır Volgin 11 numarada.
İvan Hristanov–Stoyanka Çerkezova ise 18 numarada yer alıyor.
Bunların yanında Radostin Vasilev–Krasimir Manov 17, İvelin Mihaylov–Yuliana Mateeva 19, Volen Siderov–Slavço Velkov 21 ve Nikolay Nençev–Tsveta Kirilova 22 numarada bulunuyor.
Toplam 27 çiftin bulunduğu son derece kalabalık bir pusuladan söz ediyoruz.
Bu tablo seçmenin önüne geniş bir tercih alanı çıkarırken aynı zamanda ilk tur oylarının ciddi biçimde parçalanabileceğini de düşündürüyor.

27 ADAY ASLINDA NEYİN İŞARETİ?
Demokraside aday sayısının fazla olması tek başına olumsuz değildir.
Aksine farklı düşüncelerin temsil edilmesi demokratik hayatın doğal sonucudur.
Ancak 27 adaylı bir cumhurbaşkanlığı seçimi Bulgaristan siyasetinin son yıllardaki başka bir gerçeğini de yansıtıyor:
Siyasetin merkezinde büyük bir parçalanma yaşanıyor.
Partiler bölünüyor.
Yeni siyasi hareketler ortaya çıkıyor.
Eski siyasi aidiyetler zayıflıyor.
Seçmen davranışları değişiyor.
Ve giderek büyüyen bir seçmen kitlesi kendisine yeni bir siyasi adres arıyor.
Dolayısıyla 25 Ekim seçimini yalnızca adayların yarışı olarak okumak eksik olacaktır.
Bu aynı zamanda Bulgaristan’ın yeni siyasi haritasının çizileceği bir seçimdir.

YOTOVA’NIN 25 NUMARASI
Seçimin en dikkat çeken isimlerinden biri hiç kuşkusuz İliyana Yotova.
Yotova ve Kiril Vılçev pusulada 25 numarayı çekti.
İlginç olan, seçim tarihinin de 25 Ekim olmasıdır.
Yotova’nın adaylığını destekleyen girişim komitesinin temsilcileri de bu tesadüfe kampanya açısından sembolik anlam yükledi.
Ancak seçimler sembollerle değil oylarla kazanılır.
Yotova açısından asıl önemli mesele, mevcut destek tabanının dışına ne ölçüde ulaşabileceğidir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin tabiatı parlamento seçiminden farklıdır.
Bir parti kendi seçmeniyle milletvekili çıkarabilir.
Fakat cumhurbaşkanı olmak isteyen kişi toplumun çok daha geniş kesimlerine seslenmek zorundadır.
Türklere de.
Pomaklara da.
Romanlara da.
Sağa da.
Sola da.
Merkeze de.
Gençlere de.
Diasporaya da.
Çünkü seçildiği gün artık yalnızca kendisini destekleyenlerin değil, bütün Bulgaristan vatandaşlarının cumhurbaşkanı olacaktır.

4 NUMARA: GYUROV’UN SINAVI
Andrey Gyurov ve Georgi Kandev’in numarası ise 4.
Gyurov’un arkasında “Prodıljavame Promyanata” ve “Demokratiçna Bılgariya” bulunuyor.
Bu siyasi hat açısından seçim yalnızca cumhurbaşkanlığı yarışı değildir.
Aynı zamanda kendi seçmen tabanının ne kadar korunabildiğinin ve merkeze ne ölçüde açılabildiğinin de sınavıdır.
Gyurov açısından kritik mesele ikinci tura uzanan yolu açabilecek genişlikte bir seçmen koalisyonu oluşturabilmektir.
Çünkü 27 adayın bulunduğu bir yarışta küçük oy hareketleri bile sıralamayı değiştirebilir.

11 NUMARA: KOSTADINOV FAKTÖRÜ
Kostadin Kostadinov ve Petır Volgin 11 numarayla yarışıyor.
Vazrajdane’nin kendi örgütlü seçmen tabanı bulunduğu için Kostadinov’un alacağı oy yalnızca kendi sonucu açısından değil, diğer adayların matematiği açısından da önem taşıyor.
Özellikle çok adaylı bir seçimde üçüncü veya dördüncü sıradaki güçlü bir aday ikinci turun bütün hesabını değiştirebilir.
Kostadinov cephesi zaten ikinci tura kalmayı hedeflediğini açık biçimde ifade ediyor.
Bu onların siyasi hedefidir.
Gerçek karşılığını ise sandık gösterecektir.

18 NUMARA: HRISTANOV’UN BAĞIMSIZ HATTI
İvan Hristanov ve Stoyanka Çerkezova ise 18 numarada.
Hristanov’un önündeki temel soru, büyük siyasi blokların dışında kalan veya mevcut parti düzeninden memnun olmayan seçmene ne ölçüde ulaşabileceğidir.
Bulgaristan’daki seçimlerin önemli özelliklerinden biri artık yalnızca parti sadakatinin belirleyici olmamasıdır.
Seçmen giderek kişiye, söyleme, güvenilirliğe ve temsil biçimine de bakıyor.
Bu nedenle bağımsız adayların aldıkları oylar küçümsenmemelidir.
Bazen seçim sonucunu kazanan değil, oyların hangi adaylardan hangi adaylara geçmesini engelleyen isimler de belirler.

ASIL SEÇİM İKİNCİ TURDA MI BAŞLAYACAK?
Bana göre bu seçimin üzerinde durulması gereken temel meselelerinden biri budur.
27 adayın bulunduğu bir seçimde oyların geniş biçimde dağılması mümkündür.
Dolayısıyla seçim gecesi yalnızca birinci sıradaki adaya bakmak büyük resmi görmeye yetmeyecektir.
İkinci kim?
Üçüncü kim?
Birinci ile ikinci arasındaki fark ne?
Katılım ne kadar?
Kararsızlar sandığa gitti mi?
Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde katılım nasıl?
Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının katılımı ne seviyede?
Avrupa diasporası nasıl davrandı?
Bütün bunlar birlikte okunmalıdır.
Çünkü seçim ikinci tura giderse 25 Ekim’deki siyasi matematik sıfırlanmayacak ama yeniden kurulacaktır.

İKİNCİ TUR BAMBAŞKA BİR SEÇİMDİR
İlk turda 27 tercih vardır.
İkinci turda iki.
İşte o zaman soru değişir.
İlk turdaki soru:
“Kimi istiyorsunuz?”
İkinci turdaki soru ise büyük ölçüde:
“Bu iki adaydan hangisini tercih ediyorsunuz?”
Bu küçük gibi görünen fark, seçim davranışını tamamen değiştirebilir.
İlk turda Yotova’ya oy vermeyen bir seçmen ikinci turda onu tercih edebilir.
Gyurov’a oy vermeyen biri ikinci turda Gyurov’a yönelebilir.
Kostadinov, Hristanov veya diğer adayların seçmenlerinin ikinci tur davranışları ise yeni denklemin en önemli unsurlarından biri haline gelir.
Bu nedenle ikinci turda partilerin aritmetiğinden çok adayların toplumun diğer kesimleriyle kurabildiği ilişki önem kazanacaktır.

PEKİ TÜRKLER NEREDE?
İşte bizim açımızdan seçimlerin en önemli sorularından biri budur.
Bulgaristan Türkleri nerede?
Yalnızca seçim günü hatırlanan bir oy kitlesi mi?
Yoksa Bulgaristan Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşları mı?
Biz yıllardır ikinci cevabı savunuyoruz.
Biz Bulgaristan’da bir toplumun diğer toplum üzerinde egemenliğini istemiyoruz.
Türk’ün Bulgar’a üstünlüğünü istemediğimiz gibi Bulgar’ın Türk’e üstünlüğünü de istemiyoruz.
Biz eşit vatandaşlık istiyoruz.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Eşitlik istiyoruz.
Devlet kapısında eşitlik.
Eğitimde eşitlik.
Kültürde eşitlik.
İstihdamda eşitlik.
Yerel yönetimlerde eşitlik.
Devlet yönetiminde liyakate dayalı temsil istiyoruz.
Ve en önemlisi:
Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı makamının bütün vatandaşlara eşit mesafede durmasını istiyoruz.

TÜRKLER OY DEPOSU DEĞİLDİR
Artık eski siyaset anlayışının değişmesi gerekiyor.
Bulgaristan Türklerinin oylarının herhangi bir partinin veya siyasi yapının doğal mülkü olduğu düşüncesi demokratik değildir.
Türk seçmen de sorgular.
Program okur.
Adayı değerlendirir.
Sözlere bakar.
Geçmişe bakar.
Ve geleceğine bakar.
Dolayısıyla cumhurbaşkanı adaylarının Türk seçmene söylemesi gereken yalnızca birkaç Türkçe kelime veya seçim döneminde gerçekleştirilecek sembolik ziyaretler değildir.
Adaylara sorulması gereken esas sorular vardır:
Bulgaristan’da eşit vatandaşlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Azınlıkların devlet kurumlarında temsilini nasıl görüyorsunuz?
Ana dil ve kültürel miras konusunda yaklaşımınız nedir?
Türk-İslam kültür mirasının korunmasına nasıl bakıyorsunuz?
Diasporadaki Bulgaristan vatandaşlarıyla ilişkiniz ne olacak?
Türkiye-Bulgaristan ilişkilerini nasıl geliştireceksiniz?
Ve en önemlisi:
Cumhurbaşkanı olduğunuzda Türklerin de cumhurbaşkanı olacak mısınız?

BİZİM ARADIĞIMIZ “ANA KUCAĞI” DEVLETTİR
Ben Bulgaristan’ın geleceğinin yeni duvarlar örmekte değil, köprüler kurmakta olduğuna inanıyorum.
Devlet vatandaşına etnik kökenini sormadan sarılabilmelidir.
Bir annenin çocukları arasında ayrım yapmaması gibi devlet de vatandaşları arasında ayrım yapmamalıdır.
Bulgar.
Türk.
Pomak.
Roman.
Makedon.
Vlah.
Kim olursa olsun.
Hepsi bu ülkenin insanıdır.
İşte benim “ana kucağı devlet” dediğim anlayış budur.
Cumhurbaşkanı da bu anlayışın en yüksek sembollerinden biri olmalıdır.

25 EKİM SADECE BİR SEÇİM DEĞİL
Pusulada 27 aday var.
Fakat Bulgaristan’ın önünde aslında tek bir büyük tercih bulunuyor:
Eski kutuplaşmaların devamı mı, yoksa bütün vatandaşların kendisini ait hissedebileceği yeni bir siyasi kültür mü?
Seçimin sonucu ne olursa olsun 26 Ekim sabahı Bulgaristan yine aynı Bulgaristan olacak.
Aynı şehirlerde yaşayacağız.
Aynı yolları kullanacağız.
Çocuklarımız aynı okullara gidecek.
Aynı ekonominin sonuçlarını paylaşacağız.
Aynı Avrupa’nın içinde yaşayacağız.
O halde siyasetin görevi insanları birbirinden ayırmak değil, onları ortak gelecek etrafında buluşturmak olmalıdır.

NUMARALAR ÇEKİLDİ, ŞİMDİ SÖZ MİLLETİN
25.
Ve diğerleri…
Bunlar bugün yalnızca pusuladaki numaralardır.
25 Ekim akşamı onların arkasında milyonlarca insanın tercihi bulunacak.
Ama Bulgaristan’ın yeni cumhurbaşkanının önündeki en büyük görev seçim kazanmak olmayacaktır.
Asıl görev, seçim bittikten sonra başlayacaktır.
Kazanan kişi kendisine oy vermeyen vatandaşın da kapısını çalabiliyorsa;
Türk’ün de Bulgar’ın da;
Pomak’ın da Roman’ın da;
Sofya’nın da Kırcaali’nin de;
Rodopların da Deliorman’ın da;
ülke içinde yaşayanın da yurt dışındaki vatandaşın da cumhurbaşkanı olabiliyorsa…
İşte o zaman yalnızca bir aday seçim kazanmış olmayacaktır.
Bulgaristan kazanacaktır.
Bu nedenle 25 Ekim’de pusuladaki numaralardan daha büyük bir soru önümüzde duruyor:
Bulgaristan kendisini bütün vatandaşlarının ortak devleti olarak yeniden kurabilecek mi?
Sandık bunun cevabının tamamını vermeyecek.
Ama yeni cevabın ilk cümlesini mutlaka yazacaktır.