Yazar: BG SAM

Politika Geçer, Siyaset Kalır

Rafet ULUTÜRK Türkiye’de en çok karıştırılan kavramlardan biri “politika” ile “siyaset” arasındaki farktır. Günlük dilde bu iki kelime çoğu zaman aynı anlamda kullanılır. Oysa aralarında ciddi bir ayrım vardır. Politika, çoğu zaman bugünün sorunlarına verilen hızlı, pratik ve dönemsel cevaptır. Siyaset ise toplumun nasıl yönetileceğine, adaletin nasıl kurulacağına, devletin nasıl

Devamı...

Medine’nin Son Nöbeti

Arzu ÜNAL Tarih bazen büyük zaferlerin değil, büyük yalnızlıkların adıdır. Kimi insanlar kalabalık ordularla değil, vicdanlarının omzuna yüklediği ağır bir emanetle yürür. Fahreddin Paşa’nın Medine’deki hikâyesi de böyledir: Bir imparatorluk çökerken, bir komutanın çökmemeye çalışmasının hikâyesi. Ömer Fahreddin Türkkan, Osmanlı’nın son dönem askerlerinden biriydi. Fakat onu tarihin hafızasına kazıyan şey

Devamı...

Hayat Bir Maratondur: Sabır ve Azimle Koşmaya Devam Et

İbrahim SOYTÜRK Hayat, kısa bir koşu değil; uzun, yorucu, inişli çıkışlı bir maratondur. Ne zaman başladığını tam olarak fark ederiz ne de hangi dönemeçte bizi neyin beklediğini önceden bilebiliriz. Bazen güneşli, ferah bir yolda ilerleriz; bazen yağmurun altında ıslanır, çamura saplanır, soğuk rüzgârlarla mücadele ederiz. Fakat hayatı anlamlı kılan da

Devamı...

Yasal Olan Her Şey Helal Değildir

Arzu ÜNAL Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, “Yasal ise meşrudur” kabulüdür. Oysa yasal olan ile helal olan her zaman aynı şey değildir. Kanun bir davranışın suç olup olmadığını belirler; helallik ise o davranışın vicdana, hakkaniyete ve kul hakkına uygun olup olmadığını sorgular. Hukuk toplumun düzenini sağlar. Fakat hukuk, ahlak

Devamı...

Doğru Yolda Kaybolmamak: İçsel Pusulanın Sarsılmaz Gücü

Derya YILDIRIM Hayat, ucu bucağı görünmeyen bir okyanus gibidir; bazen sütliman, bazen de fırtınalarla dolu. Bu yolculukta herkes zaman zaman belirsizliklerin sisinde kalır, kararsızlığın kıyısına vurur. Ancak kadim bir bilgelik der ki: “Doğru yolda olan bir insanın kaybolması mümkün değildir.” Çünkü doğru yol, haritalarla çizilen fiziksel bir rota değil; insanın

Devamı...

Alın Teri, Vicdan ve Güç: Osmanlı’da Emek İlişkilerine Yeniden Bakış

Arzu ÜNAL Osmanlı çalışma hayatına dair tartışmalar genellikle iki uç arasında gidip geliyor: Bir yanda “insanı merkeze alan adil düzen” anlatısı, diğer yanda kurumsallaşmamış ve keyfî bir yapı eleştirisi. Oysa hakikat, çoğu zaman bu iki yaklaşımın kesişiminde saklıdır. Osmanlı’da işçi-işveren ilişkileri ne tamamen idealize edilecek kadar kusursuzdu ne de bütünüyle

Devamı...

Bulgaristan’ın Sessiz Hafızası: Toprakların Altındaki Tarih

Hüseyin YILDIRIM Bazen bir ülkenin kimliğini anlamak için bugüne değil, toprağın derinlerine bakmak gerekir. Bulgaristan da tam olarak böyle bir coğrafya. Üzerinden geçen kavimler, kurulan medeniyetler ve geride bırakılan izler, bugünkü kültürel dokunun görünmeyen ama güçlü yapı taşlarını oluşturuyor. Her şey, yaklaşık MÖ 6500’lere uzanan Neolitik dönemle başlıyor. Karanovo kültürüyle

Devamı...

Sabah Güneşim: Bir Kelimenin Kalp Atışı

Derya YILDIRIM Bazı kelimeler vardır; telaffuz edildiği an havada asılı kalır. Bir koku gibi yayılır odaya, bir dokunuş gibi yumuşaktır. “Günaydın sabah güneşim” cümlesi, dilin kalbe ettiği en zarif secde gibidir. Basit bir selamlama değil, varoluşa açılan sessiz bir parantezdir bu. İçinde bazen sırılsıklam bir aşkı, bazen bitmek bilmez bir

Devamı...

Yuvarlak Masa mı, Rejimin Yeni Maskesi mi? Bulgaristan’da 1990’ın Kırılma Anı

Dr. Nedim BİRİNCİ 3 Ocak 1990, Bulgaristan’ın yakın siyasi tarihinde sadece bir takvim günü değildir. O tarih, bir rejimin çöker gibi yapıp aslında biçim değiştirerek ayakta kalma iradesinin sahneye çıktığı gündür. “Yuvarlak Masa” adı verilen süreç, kamuoyuna uzlaşma, demokratikleşme ve barışçıl geçiş zemini olarak sunuldu. Oysa aradan geçen yılların ardından

Devamı...

Bir Annenin Gözünden Çanakkale

Arzu ÜNAL Gittiğin gün, kapının eşiğinde kaldı gölgen oğlum… Ben içeri giremedim bir daha, çünkü sen dışarıda kaldın. Elimde bir mendil, ama gözyaşı yetmiyor silmeye seni. Adını fısıldıyorum rüzgâra, belki Çanakkale’ye varır diye. Sen şimdi hangi tepede uyursun, hangi siperde üşürsün bilmem… Üstüne örttüğüm son bakışım yorganın oldu mu geceleri?

Devamı...

Siyasetin Dili Sertleştikçe Erdemden Uzaklaşıyor mu?

Berna KAYA Gücün Değil, Ölçünün İtibarı Siyaset, yalnızca bir güç mücadelesi değildir; en az onun kadar, bir ölçü meselesidir. Antik düşünceden bugüne uzanan çizgide siyaset hep iki eksen arasında tartışıldı: Güç ve erdem. Bir yanda sonucu önceleyen, kazanmayı merkeze alan yaklaşım; diğer yanda ise yöntemi, sınırı ve ölçüyü korumaya çalışan

Devamı...

Bir Köyün Hafızası, Bir Çocuğun Kaleminde Yeniden Canlanıyor: Tuana Çakır’dan Geleceğe Miras

Aysu AKBAŞ İSTANBUL – Modern çağın hızla tüketen dijital rüzgârları arasında, köklerine sıkı sıkıya tutunan genç bir yürek, edebiyat dünyasına umut dolu bir merhaba dedi. Henüz yolun başında olan genç yazar Tuana Çakır, ilk eseri olan “Köseler Köyü Kuzenler” ile sadece bir çocuk kitabı kaleme almakla kalmadı; aynı zamanda unutulmaya

Devamı...

Rafet ULUTÜRK’ün YTU Konuşması

Yıldız Teknik Üniversite’de Konuşma Saygıdeğer Dekanım, Kıymetli Hocalarım, Değerli Misafirler ve Sevgili Gençler; Bugün burada sizlere yalnızca bir tarih anlatmak için değil, bir bilinç uyandırmak için bulunuyorum. Çünkü mesele sadece geçmişi bilmek değildir. Asıl mesele, geçmişin içindeki aklı çözebilmektir. İzninizle konuşmama bir soruyla başlamak istiyorum: Biz gerçekten kendi tarihimizin öznesi

Devamı...

KORNİTSA: BİR KÖYÜN DİRENCİ, BİR HALKIN HAFIZASI

İbrahim SOYTÜRK Bazı tarihler vardır; yalnızca geçmişte kalmaz. Zaman geçse de ağırlığını korur, sessizce bugüne sızar. Kornitsa için bugün, işte böyle bir gün. Bulgaristan’ın Gotsedelçev bölgesine bağlı bu küçük köyde, 1973 yılının bu sabahında yaşananlar, yalnızca bir güvenlik operasyonu ya da yerel bir çatışma değildi. Bu, bir halkın kimliğine yönelmiş

Devamı...

Bir Nefesin, Bir Mektubun, Bir Milletin Hikâyesi

İbrahim SOYTÜRK Bugün özgürce nefes alabiliyorsak, bunun bir bedeli olduğunu bilmemiz gerekir. Üstelik bu bedel, yalnızca savaş meydanlarında dökülen kanla değil; yarım kalan ömürlerle, söylenemeyen sözlerle, eve dönemeyen evlatlarla ödendi. 18 Mart 1915’i sadece askeri bir zafer olarak okumak bu yüzden eksik kalır. Çünkü Çanakkale, bir milletin topyekûn direnişi olduğu

Devamı...

HATIRLAYAN MİLLET, YÖN VEREN MİLLET OLUR

Rafet ULUTÜRK Bazen bir milletin en büyük gücü, ne ordularıdır ne de zenginlikleri… En büyük güç, hatırlama yeteneğidir. Kim olduğunu hatırlayan bir millet, nereye yürümesi gerektiğini de bilir.Ve biz, uzun bir aradan sonra yeniden hatırlayan bir milletiz. TAŞLARA KAZINAN HAFIZA, KALPLERDE YAŞAYAN RUH Bizim hikâyemiz bir günde yazılmadı.Mete Han’ın kurduğu

Devamı...

Tekirdağ Anadolu Lisesinde konferans

Sayın Müdürüm, Değerli Öğretmenlerimiz Kıymetli Öğrenciler, Türk Dünyasının Yarını, Bu Salonun Asıl Sahipleri; Bugün size tozlu tarih kitaplarından rastgele bir sayfa okumaya gelmedim. Bugün size; bir milletin kaderinin iki salın üzerinde, Akdeniz’in hırçın dalgalarını aşarak nasıl bir cihan imparatorluğuna dönüştüğünü; bir “adanmışlığın” hikâyesini anlatmaya geldim. Şunu zihninizin en güvenli yerine

Devamı...

Двадесет секции, четиридесет заявления и нарастващата дистанция

„в държавите, които не са членки на ЕС, могат да се образуват до 20 избирателни секции…“ „не по-малко от 40 заявления…“ Тези две изречения обобщават същността на приетата промяна. На хартия изглежда като техническа мярка, но на практика засяга един дълбоко човешки въпрос: достъпът до урната. В държавите извън ЕС

Devamı...

Sembollerle Değil, Ortak Değerlerle Yaşamak

Bugün Türkiye’de düşünmenin yerini refleksler, konuşmanın yerini etiketler aldı. Bir cümle kuruyorsun, hemen bir parti rozeti yapıştırılıyor. Osmanlı’yı sevdiğini söylüyorsun, “AK Partili” ilan ediliyorsun. Bozkurt işareti yapıyorsun, “MHP’li” oluyorsun. Atatürk’ten bahsediyorsun, “CHP’li” damgası vuruluyor. Sanki bu toprakların tarihi, değerleri ve sembolleri belli partilerin tapulu malıymış gibi… Oysa gerçek çok daha

Devamı...

AI Çağında İçerikte Güven Nasıl Kurulur?

Berna KAYA Bilgi çoğaldıkça, güvenin kaynağı değişti. Bugün mesele ne bildiğin değil, neyi yaşayarak öğrendiğin. Son zamanlarda bilgi bir açık büfe gibi. Sunumu şık, tabaklar parlak, içerik bol. Ama tuhaf bir şey var: Tokluk hissi yok. Burada asıl soru şu: “Ne biliyorsun?” değil, “Bildiğini neye dayanarak söylüyorsun?” Bu ayrımı yalnızca

Devamı...