Aldırma Dökülen Yapraklara
Sinan AKTAŞ
Sonbahar, doğanın sessizce içe çekildiği mevsimdir. Ağaçlar sararan yapraklarını birer birer bırakırken, insanın içine de ince bir hüzün düşer. Dallardan kopan her yaprak, kimi zaman bir vedayı, kimi zaman geçen zamanı, kimi zaman da hayatın elimizden usulca kayıp giden yanlarını hatırlatır. Bu yüzden sonbahara bakan birçok insan, onda solgun bir güzellik ve derin bir melankoli görür.
Oysa dökülen yapraklara yalnızca kayıp gözüyle bakmak eksik bir bakıştır. Çünkü doğada hiçbir ayrılık sebepsiz değildir. Ağaç yaprağını terk etmez; onu yeni bir başlangıca hazırlanmak için toprağa emanet eder. Dökülen her yaprak, aslında gelecek baharın sessiz hazırlığıdır. Toprak, o yaprakları bağrına alır; zamanla onları yeniden hayata karıştırır. Böylece son gibi görünen şey, başka bir başlangıcın habercisi olur.
İnsan hayatı da mevsimler gibidir. Bazen içimizde bahar çiçekleri açar; umutlarımız filizlenir, sevinçlerimiz çoğalır. Bazen de sonbahar gelir; bazı insanlar hayatımızdan uzaklaşır, bazı hayaller eksilir, bazı yollar kapanır. Kimi zaman emek verdiğimiz şeyler elimizden kayar. Kimi zaman da tutunduğumuz dallar bizi taşımaz olur. İşte böyle zamanlarda dökülen yapraklara aldanmamak gerekir.
Çünkü kaybettiğimizi sandığımız her şey, bazen bizi fazlalıklarımızdan arındırır. Eski alışkanlıklar, yoran ilişkiler, gerçekleşmeyen beklentiler ve içimizi daraltan yükler; tıpkı sonbahar yaprakları gibi zamanı geldiğinde düşmelidir. İnsan, her şeyi yanında taşıyarak büyüyemez. Bazen hafiflemek için bırakmak, yenilenmek için eksilmek gerekir.
Bu yüzden sonbahar yalnızca hüzün mevsimi değildir; aynı zamanda bilgelik mevsimidir. Bize direnmenin değil, zamanı gelince bırakmanın da bir erdem olduğunu öğretir. Her dökülüş bir bitiş değildir. Her sessizlik yenilgi anlamına gelmez. Her soğuk rüzgâr, içimizdeki baharı öldürmez.
Asıl mesele, dışarıdaki mevsim ne olursa olsun insanın gönlündeki baharı koruyabilmesidir. Bahar yalnızca takvimde gelen bir zaman değildir; insanın içinde taşıdığı umut, sevgi ve inanma gücüdür. Bir insan hayal kurabiliyorsa, yarına dair iyi bir ihtimali hâlâ kalbinde büyütebiliyorsa, onun gönlüne kolay kolay kış gelmez.
Hayal etmekten korkmamak gerekir. Çünkü insanı ayakta tutan çoğu zaman sahip oldukları değil, inanmayı sürdürdükleridir. Düşünmek, üretmek, yeniden denemek ve umut etmek; ruhun kendi baharını oluşturur. Fikir üretmek bedavadır ama umudu diri tutmak büyük bir emek ister.
Bugün birçok insan, hayatındaki dökülüşleri yalnızca kayıp olarak görüyor. Oysa belki de bazı yaprakların düşmesi, ağacın yeniden güç toplaması içindir. Belki de bazı vedalar, içimizde daha sağlam başlangıçlara yer açmak için yaşanır. Belki de hayat, bize her sonbaharda şunu fısıldar: “Aldırma dökülen yapraklara; köklerin sağlamsa bahar yine gelir.”
Bu yüzden sararan renklere, soğuyan havalara, eksilen seslere ve uzaklaşan insanlara rağmen umudu kaybetmemek gerekir. Çünkü insanın içinde sevgi varsa, yarına dair inanç varsa, gönlünde sakladığı bir bahar mutlaka vardır.
Aldırma dökülen yapraklara. Çünkü sen içinde baharlar besledikçe, gönlüne kış gelemez.

