Sel Suları Bize Ne Söylüyor? Medovets’ten Balkanlara Stratejik Bir Uyarı

Rafet ULUTÜRK

Bulgaristan’ın Varna iline bağlı Medovets, yani Sarıkovanlık köyünde yaşanan sel felaketi, yalnızca bir köyün yaşadığı acı olarak görülmemelidir. Bu hadise; iklim değişikliğinin, plansız yerleşmenin, zayıf altyapının ve hazırlıksız afet yönetiminin Balkan coğrafyasına verdiği açık bir mesajdır.

Sel suları evleri, bahçeleri ve tarım alanlarını bastı. İnsanların yıllarca emek vererek kurduğu hayatlar birkaç saat içinde çamurun içinde kaldı. Fakat bu görüntüler sadece bugünün felaketi değil, yarının daha büyük krizlerinin de habercisidir.

Bir Köyün Gözyaşı, Bir Bölgenin Gerçeğidir

Medovets’te yaşanan acı, yalnızca Sarıkovanlık halkının meselesi değildir. Balkanlarda yaşayan herkes bu görüntülere bakarken kendi köyünü, kendi evini, kendi toprağını görmelidir.

Çünkü afetler sınır tanımaz. Yağmur Bulgar’ın, Türk’ün, Pomak’ın, Roman’ın, Müslüman’ın ya da Hristiyan’ın evini ayırmaz. Dere taştığında kimliğe bakmaz; ihmali, hazırlıksızlığı ve plansızlığı ortaya çıkarır.

Bu yüzden Medovets’in acısı, bütün Bulgaristan’ın ortak sorumluluğudur.

Sel Sadece Toprağı Değil, Hatıraları da Sürükler

Bir köylü için bahçe sadece toprak değildir. Ev yalnızca dört duvar değildir. Dere kenarındaki bir ağaç, dededen kalma bir hatıradır. Bir avlu, çocukluğun izidir. Bir tarla, ailenin geçim kapısıdır.

Sel geldiğinde yalnızca eşyalar zarar görmez; insanların geçmişi, emeği ve geleceğe dair güveni de yara alır.

İşte afetlerin en ağır tarafı budur: Maddi hasar zamanla onarılır, fakat insanın içinde kalan korku ve çaresizlik kolay kolay silinmez.

İklim Değişikliği Artık Uzak Bir Tehdit Değil

Dünya yeni bir döneme girmiştir. Aşırı yağışlar, ani seller, kuraklıklar, orman yangınları ve fırtınalar artık istisna değil, yeni normal haline gelmektedir.

Balkanlar da bu değişimden doğrudan etkilenmektedir. Rodoplardan Karadeniz kıyılarına, Deliorman’dan Trakya’ya kadar bütün bölge yeni iklim gerçekliğine göre yeniden düşünülmelidir.

Artık mesele yağmurun yağıp yağmaması değildir. Asıl mesele, yağan suyun nereye gideceğini bilmek ve buna göre şehir, köy, dere yatağı, yol ve tarım alanı planlaması yapmaktır.

Stratejik Devlet Afetten Sonra Ağlamaz, Afetten Önce Hazırlanır

Bir devletin gücü sadece kriz anında gönderdiği ekiplerle ölçülmez. Asıl güç, kriz gelmeden önce alınan tedbirlerde görülür.

Bugün Bulgaristan’ın ve bütün Balkan ülkelerinin önünde açık bir görev vardır:

Dere yatakları yeniden gözden geçirilmelidir. Riskli bölgelerde yapılaşma kontrol altına alınmalıdır. Yağmur suyu tahliye sistemleri güçlendirilmelidir. Köylerde erken uyarı mekanizmaları kurulmalıdır. Yerel yönetimlerin afet planları kâğıt üzerinde kalmamalı, sahada uygulanmalıdır.

Afet yönetimi yalnızca belediyelerin işi değildir. Bu mesele devlet aklı, mühendislik, çevre politikası, tarım planlaması ve güvenlik stratejisinin ortak alanıdır.

Köyler Stratejik Değerdir

Bugün dünyanın birçok ülkesi köyleri yalnız bırakmanın bedelini ödüyor. Köy boşalırsa tarım zayıflar. Tarım zayıflarsa gıda güvenliği tehlikeye girer. Gıda güvenliği tehlikeye girerse devletin geleceği sarsılır.

Bu yüzden Medovets gibi köyler yalnızca yerleşim yeri değildir; onlar bir ülkenin üretim hafızasıdır.

Köy yolları, su kanalları, tarım arazileri, küçük dereler ve kırsal altyapı artık milli güvenlik meselesi olarak görülmelidir.

Bugün selin vurduğu bir köy, yarın üretim zincirinin kırıldığı bir bölgeye dönüşebilir.

Balkanlar Ortak Afet Aklı Kurmalıdır

Balkan coğrafyası tarih boyunca büyük acılar, göçler ve savaşlar yaşadı. Fakat bugün bölgenin karşı karşıya olduğu tehditlerden biri de iklim kaynaklı afetlerdir.

Seller, yangınlar ve kuraklıklar hiçbir ülkenin tek başına çözeceği sorunlar değildir.

Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan, Romanya, Sırbistan ve diğer Balkan ülkeleri ortak afet koordinasyon sistemi kurmalıdır. Ortak erken uyarı ağları, sınır ötesi müdahale ekipleri, bölgesel su yönetimi planları ve ortak eğitim programları hazırlanmalıdır.

Balkanların geleceği sadece siyasi ittifaklarla değil, ortak kriz yönetimiyle de şekillenecektir.

İnsan Merkezli Yönetim Şarttır

Afet anında en önemli mesele insandır. Evini kaybeden yaşlı, tarlasını kaybeden çiftçi, korku yaşayan çocuk, hayvanlarını kurtarmaya çalışan köylü devletin şefkatini yanında hissetmelidir.

Hasar tespiti hızlı yapılmalı, destekler gecikmemeli, yardımlar adaletli dağıtılmalıdır. Kimlik, dil, din ve siyasi görüş ayrımı yapılmadan her vatandaşın yarası sarılmalıdır.

Devlet, vatandaşının en zor gününde yanında olursa güven büyür. Güven büyürse toplum ayakta kalır.

Doğaya Karşı Zafer Yoktur

Modern insan bazen doğayı yenebileceğini zannetti. Dere yataklarına ev yaptı, ormanları azalttı, suyun yolunu kapattı, toprağın hafızasını unuttu.

Fakat doğa unutmaz.

Bir gün yağmur olur, sel olur, taşkın olur ve insana unuttuğu hakikati hatırlatır.

Doğayla kavga eden toplumlar kaybeder. Doğayla uyum kuran toplumlar ise geleceği kazanır.

Medovets İçin Geçmiş Olsun, Balkanlar İçin Uyanış Vakti

Bugün dualarımız Medovets, Sarıkovanlık ve selden etkilenen bütün insanlar içindir.

Ancak bu felaket yalnızca “geçmiş olsun” diyerek geçiştirilecek bir olay olmamalıdır. Bu hadise; Bulgaristan için, Balkanlar için ve bütün bölge ülkeleri için ciddi bir uyarı olarak okunmalıdır.

Sel suları çekilir, çamurlar temizlenir, yollar yeniden açılır. Fakat asıl mesele, hafızamızda bu felaketin bıraktığı dersi canlı tutmaktır.

Medovets’in acısı bize şunu söylüyor:

Köyleri korumadan şehirleri koruyamayız.
Doğayı anlamadan geleceği kuramayız.
Afete hazırlanmadan güçlü devlet olamayız.

Bugün Sarıkovanlık’ta yükselen sular, aslında bütün Balkanlara sesleniyor:

Artık hazırlık zamanı.
Artık dayanışma zamanı.
Artık doğayla barışık, insanı merkeze alan güçlü bir yönetim zamanı.