Bulgaristan’ın Asıl Meselesi: Devlet Kimin İçin Çalışıyor?

Rafet ULUTÜRK

Bulgaristan’da insanlar yıllardır aynı tartışmanın içine çekiliyor: Avrupacı mısın, Rusçu musun? Batı’ya mı yakınsın, Doğu’ya mı?

Oysa sabah pazara çıkan emeklinin, çocuğunun okul masrafını hesaplayan annenin, iş bulamadığı için ülkesinden ayrılan gencin başka soruları var:

Benim emeğimin karşılığı nerede? Vergilerim nereye gidiyor? Devlet neden güçlülerin karşısında susarken sıradan vatandaşın karşısında bu kadar sertleşiyor?

Dış politika tercihleri elbette önemlidir.
Fakat hiçbir dış politika tercihi, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı sorusunu ortadan kaldırmaz.
Avrupa’yı savunduğunu söylemek de Rusya’yla yakınlık kurmak da kimseye dürüstlük belgesi vermez.

Bulgaristan’ın bugün ihtiyacı olan, siyasi etiketlerin arkasına saklanmadan yönetimin ahlakını tartışabilmektir.

Bayrakların Arkasına Saklanan Hesaplar

Bir siyasetçi Avrupa’dan söz ediyorsa ona hukukun üstünlüğünü nasıl uyguladığını soracağız.
Millî egemenlikten söz ediyorsa devletn kurumlarını kişisel nüfuzdan nasıl koruduğunu soracağız.

Çünkü Avrupa değerleri, kürsüde söylenen birkaç cümleden ibaret değildir.
Şeffaf ihale, bağımsız yargı, özgür basın ve hesap veren yönetim gerektirir.

Millî egemenlik de yalnızca dışarıya karşı yüksek sesle konuşmak değildir. İçeride kamu malını korumayı, vatandaşın hakkını güçlülerin çıkarına feda etmemeyi gerektirir.

Hangi başkente yakın durduğunuz kadar, kendi vatandaşınıza karşı nerede durduğunuz daha önemlidir.

Bir ülkenin geleceği, siyasi kampların birbirine taktığı isimlere teslim edilemez.

Borisov Döneminden Kalan Güven Sorusu

Boyko Borisov, Bulgaristan siyasetinde uzun yıllar belirleyici oldu. Dolayısıyla bugün kendisini yalnızca vaatleriyle değerlendirmek mümkün değildir. Yönetimde bulunduğu dönemlerin sonuçları da tartışılmalıdır.

Kamuoyuna yansıyan, yatak odasında euro banknotları ve altın külçeleri bulunduğu herkes TV lerden izledi.
Bu olay, “evine yapılan baskında altın ve para ele geçirildi” fotoğraflar medyalarda yayınlandı.

Vatandaşın güvenini kazanmak isteyen bir yönetici, ağır tartışmalar karşısında açık ve denetlenebilir cevaplar vermelidir. Kamuoyunun sorularını yalnızca rakiplerin saldırısı olarak görmek, güven sorununu çözmez.

Yönetmek, yetki kullanmak kadar açıklama yapma sorumluluğunu da üstlenmektir.

Peevski ve Cevap Bekleyen Sorular

Delyan Peevski konusunda da öfkeyle kanıtı birbirine karıştırmamak gerekir.

ABD Hazine Bakanlığı, 2021 yılında Peevski’yi yolsuzluk ve nüfuz kullanımı gerekçeleriyle yaptırım kapsamına aldı. Bu, bir yabancı devletin resmî yaptırım kararıdır; Ancak siyasi hesap verebilirlik açısından görmezden gelinecek bir gelişme de değildir.

Özel uçuşları konusunda ise bugün Bulgaristan İçişleri Bakanı’nın parlamentoda güzergâhlar, yolcular ve finansman hakkında inceleme yürütüldüğünü açıkladığı bildirildi. Aynı haberde Peevski’nin uçuşları kendisinin ve ailesinin ödediğini, kamu kaynağı kullanılmadığını savunduğu da yer alıyor.
Halk soruyor…
Bu harcamalar nasıl karşılandı? Beyan edilen gelirlerle uyumlu mu? İlgili kurumlar incelemelerini bağımsız biçimde yürütebiliyor mu?

Dürüst yönetimin ölçüsü, bu soruları susturmak değil, belgelerle cevaplamaktır.

Yolsuzluğun Bedelini Kim Ödüyor?
Yolsuzluk tartışmaları yalnızca siyasetçilerin servetleri üzerinden yürütülünce meselenin insani tarafı unutuluyor.

Kamu kaynağı kötü kullanıldığında bunun bedeli bir yerde mutlaka ortaya çıkar: Onarılmayan okulda, eksik sağlık hizmetinde, bakımsız yolda, üretim imkânı bulamayan kasabada…

Bir annenin çocuğuna “Burada sana gelecek kuramıyoruz” demek zorunda kalmasının ağırlığını düşünelim.

Bir babanın, evladını havaalanında uğurladıktan sonra boş eve dönüşünü düşünelim.

Ülkesinde kalmak isteyen bir gencin, başarının çalışmaktan çok tanıdık bulmaya bağlı olduğuna inanmaya başlamasını düşünelim.

Bir toplumun en büyük kaybı yalnızca parası değildir; adalet duygusunu ve geleceğe güvenini kaybetmesidir.

Bu nedenle temiz yönetim talebi, siyasi bir süs değildir. Evinde kalmak isteyen insanın, emeğiyle yaşamak isteyen ailenin temel talebidir.

Yeni Bir Yolun Anlamı
Benim siyasi değerlendirmem, Bulgaristan’ın Rumen Radev ve İliyana Yotova’nın temsil ettiği çizgiye yeni bir sorumluluk verme seçeneğini ciddiyetle değerlendirmesi gerektiğidir.
Ancak bu tercih, herhangi bir kişiye koşulsuz güven anlamına gelmemelidir.

Yeni bir yol; devlet kurumlarının bağımsızlığını güçlendirecek, kamu harcamalarını görünür kılacak, vatandaşın sorularına cevap verecek bir yönetim anlayışıyla anlam kazanır. Bugün seçeneğimiz burasıdır

Radev ve Yotova’ya yönelik beklenti de bu ölçüler üzerinden kurulmalıdır.
Onlara duyulan güven, somut taahhütlerle ve uygulamalarla karşılık bulmalıdır. Bunlara bir şans verilmelidir. Bunlarda denenmelidir.

Çünkü değişim, yalnızca tanıdığımız isimlerden uzaklaşmakla gerçekleşmez. Yönetimin kurallarını değiştirmek gerekir.

Dürüstlük Bir Seçim Sözü Olarak Kalamaz
Bulgaristan’ın ihtiyacı olan anlayışın sınavı somuttur:

Kamu ihalelerinde rekabet korunacak mı? Siyasi bağlantısı olmayan girişimci eşit şartlarda çalışabilecek mi? Yolsuzluk iddiaları, adı geçen kişinin gücüne bakılmadan araştırılabilecek mi? Gazeteci soru sorduğunda baskı görmek yerine cevap alabilecek mi?

Bu soruların cevabı, yeni dönemin niteliğini belirleyecektir.
Desteklediğimiz siyasetçileri de aynı ölçülerle değerlendirmeliyiz. Bir başkasında eleştirdiğimiz davranışı kendi tercihimizde mazur görürsek, değiştirmek istediğimiz düzeni yeniden üretiriz.

Hesap verebilirlik, yalnızca rakiplerden istendiğinde siyasi araçtır; herkesten istendiğinde devlet ilkesidir.

Devletin Sahibi Vatandaştır. Onun da hakkı sadece secimde siz sahibidir. Bu oyunu iyi kullan.
Bulgaristan halkı yıllardır farklı vaatler dinledi. Güveninin karşılığını alamadığını düşünen insanların yorgunluğunu anlamak gerekir.

Fakat yorgunluk, sorgulamaktan vazgeçmeye dönüşmemelidir.
Hiçbir lider devletin sahibi değildir. Hiçbir parti vatandaşın iradesini kendi mülkü sayamaz. Kamu makamları, kişisel sadakat dağıtılan yerler olamaz.

Bulgaristan’ın geleceğini konuşurken asıl sorumuz budur: Devlet, nüfuz sahiplerinin işlerini kolaylaştırmak için mi çalışacak; yoksa bütün vatandaşların hakkını korumak için mi?

Benim yeni bir yoldan anladığım, insanın devletten korkmadan hakkını arayabilmesidir. Gençlerin geleceklerini yalnızca başka ülkelerde hayal etmek zorunda kalmamasıdır. Dürüst çalışanların kendilerini saf yerine konulmuş hissetmemesidir.

Bulgaristan’ın ihtiyacı, vatandaşına hesap vermeyi bir yük değil, görevin özü sayan bir yönetimdir.
Yeni bir başlangıcın değeri de bunu ne ölçüde gerçekleştirdiğiyle anlaşılacaktır.