Tekirdağ’dan Bulgaristan’a: Bir Oyun İçindeki Emek, Bir Ülkenin Önündeki Umut

Dr. Nedim BİRİNCİ

Bir seçim gecesinde gözler rakamlara çevrilir. Oysa her rakamın arkasında bir insan, her insanın içinde bir beklenti vardır. Sandığa atılan oyda bazen geçim sıkıntısı, bazen adalet arayışı, bazen de yıllardır unutulamayan bir memleketin özlemi bulunur.

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının tercihlerini de bu duygudan ayrı değerlendiremeyiz. Hayatını Türkiye’de kurmuş olmak, Bulgaristan’ın geleceğine duyulan ilgiyi ortadan kaldırmıyor. Orada kalan yakınlar, çocukluğun geçtiği sokaklar, aile mezarları ve gelecek kuşaklara aktarılmak istenen hatıralar, bu bağı canlı tutuyor. Bu nedenle Bulgaristan seçimlerini değerlendirirken yalnızca kimin kaç oy aldığına bakmamalıyız. İnsanların hangi umutla sandığa gittiğini ve ortaya çıkan sonucun nasıl bir sorumluluk doğurduğunu da konuşmalıyız.

Tekirdağ’ın Sonucu Bize Ne Söylüyor?

Paylaşılan 13 ili kapsayan sonuç tablosunda Tekirdağ dikkat çekici biçimde ayrışıyor. Yotova’nın 1.516, rakibinin 626 oy aldığı görülüyor. Bu iki adaya verilen oylar üzerinden Yotova’nın payı yaklaşık yüzde 70,8’e ulaşıyor. Aynı tabloda İstanbul, Bursa ve İzmir’de farklı bir dağılım bulunması, Tekirdağ’daki sonucun üzerinde ayrıca durmayı gerektiriyor. Bununla birlikte söz konusu tabloyu Türkiye genelinin eksiksiz ve kesinleşmiş resmî sonucu olarak değerlendirmediğimizi belirtmeliyiz. Tekirdağ’daki farklılık, yerel ilişkilerin ve sivil toplumun seçim sürecindeki rolünü düşünmek için önemli bir başlangıçtır. Ancak rakamlar tek başına seçmenin bütün gerekçelerini anlatmaz. Adaya duyulan güven, siyasi değerlendirmeler, kişisel deneyimler ve yerelde yürütülen çalışmalar birlikte ele alınmalıdır.

Bizim saha değerlendirmemiz, bu sonucun arkasında görülmesi gereken bir emek bulunduğudur.

BULTÜRK’ün de İçinde Bulunduğu Federasyonun Açıklaması

BULTÜRK Derneğinin de bünyesinde yer aldığı Rumeli Balkan Trakya Federasyonunun Yotova’ya desteğini erken dönemde açıklaması, bu sürecin önemli adımlarından biriydi.

Bizim gözlemimize göre bu açıklama bölgede karşılık buldu. Konunun daha erken konuşulmasına, insanların sorularını gündeme getirmesine ve tercihlerini değerlendirmesine zaman tanıdı. Tekirdağ’da ortaya çıkan tabloyu, federasyonun açıklamasının ve ardından verilen emeğin karşılık bulduğuna dair bir işaret olarak okuyoruz. Elbette bir açıklamanın kaç oyu etkilediğini bu sonuç tablosundan kesin olarak çıkaramayız. Seçmenin kararını tek bir kuruma veya tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Fakat bu sınırı gözetmek, sivil toplumun katkısını görmezden gelmeyi de gerektirmez.

BULTÜRK’ün de içinde bulunduğu federasyonun açıklaması etki yarattı; sahadaki gözlemimiz ve sonuçlara ilişkin değerlendirmemiz bu yöndedir.

Bu katkıyı ifade etmek, emeği teslim etmektir. Aynı zamanda kamuoyu önünde sorumluluk alan kurumların söyledikleri sözün arkasında durmasının önemini hatırlatmaktır.

Erken Başlayan İletişimin İnsani Karşılığı

Toplumla kurulan ilişkinin zamana ihtiyacı vardır. İnsanlar dinlenmek, sorularına cevap bulmak ve görüşlerine saygı gösterildiğini hissetmek ister.

Erken yapılan bir açıklamanın kıymeti de burada ortaya çıkar: Değerlendirme için alan açar. İnsanların birbirini dinlemesine ve kararını kendi muhakemesiyle oluşturmasına fırsat verir.

Bu süreçten çıkaracağımız genel ders, vatandaşla ilişkinin seçim takvimine sığdırılamayacağıdır. İnsanların sorunlarını yalnızca oy kullanacakları günlerde hatırlayan bir anlayış kalıcı güven oluşturamaz. Derneklerin ve federasyonların asıl sorumluluğu, seçimden sonra da devam eder. Evrak sorunu yaşayanın, hakkını arayanın, kültürünü yaşatmak isteyenin yanında durmak; farklı görüşteki vatandaşlarla da aynı saygı içinde konuşabilmek gerekir.

Güvenin kalıcılığı, bu devamlılıkta sınanır.

Her Oyun Sahibi, O Oyu Kullanan İnsandır

Emeği anlatırken seçmenin bağımsızlığını da korumalıyız.

Hiçbir dernek, federasyon veya siyasi yapı vatandaşın iradesinin sahibi değildir. Kurumlar görüş açıklar, gerekçelerini paylaşır; vatandaş değerlendirir ve kararını verir.

Tekirdağ’daki sonucu anlamlı kılan da insanların kendi tercihlerini sandığa yansıtmış olmasıdır. Aynı geçmişi paylaşan kişilerin farklı adaylara oy verebilmesi, demokratik hayatın doğal bir parçasıdır.

Bu nedenle sonuçları konuşurken kimseyi tercihi nedeniyle dışlayan bir dil kullanmamalıyız. Seçim bittiğinde komşuluk, akrabalık ve ortak hayat devam eder.

Bugün duyduğumuz sevinç, yarın birbirimizin yüzüne güvenle bakabilmemize katkı sağlamalıdır.

Bir Oyda Saklı Memleket

Göç etmiş bir insanın sandıkla kurduğu ilişki bazen çok derindir.

Yeni bir ülkede ev kurar, çalışır, çocuklarını yetiştirir. Yıllar geçer. Fakat eski bir fotoğraf, bir köy adı veya tanıdık bir türkü, geride bıraktığı hayatı yeniden hatırlatır.

Bulgaristan’a duyulan bağlılığın içinde böyle bir hafıza vardır. Bu hafıza yalnızca özlem taşımaz; yaşanmış acıları, kaybedilen güveni ve gelecek kuşakların daha huzurlu yaşaması dileğini de taşır.

Sandığa giden her insanın aynı duyguyla hareket ettiğini söyleyemeyiz. Ancak birçok vatandaş için oy kullanmak, doğduğu topraklarla bağının sürdüğünü ifade etmenin yollarından biridir.

O oyun içinde bazen şu sessiz cümle bulunur:

“Uzakta yaşıyorum; fakat senin geleceğinden vazgeçmedim.”

Stratejik Bakış: Seçim Desteği Kamu Güvenine Dönüşmeli

Seçimin ardından asıl mesele, oluşan beklentinin nasıl karşılanacağıdır.

Bir adayın etrafında birleşen destek, toplumun tamamına güven verebilen bir kamu anlayışına dönüşebildiği ölçüde kalıcı değer taşır. Bunun için farklı görüşlerin dinlenmesi, kurumların vatandaşla açık iletişim kurması ve sorunların takip edilmesi gerekir.

Cumhurbaşkanlığının bütün toplumsal ve ekonomik sorunları tek başına çözmesini bekleyemeyiz. Ancak kullanılan dil, sergilenen kapsayıcılık ve kurumlar arasında kurulacak diyalog, ülkenin siyasi iklimini etkileyebilir. Yeni dönemin başarısını değerlendirirken şu sorular önem kazanacaktır: Vatandaş kendisini daha fazla duyulmuş hissediyor mu? Kurumlara güveni artıyor mu? Farklı kimlikler ortak gelecek içinde kendilerine eşit bir yer bulabiliyor mu?

Seçim akşamının heyecanı geçer. Bu sorular ise kalır.

“Yeni Bulgaristan” Günlük Hayatta Görülmeli

Yeni Bulgaristan dediğimizde gözümüzün önüne yalnızca törenler ve konuşmalar gelmemeli.

Köyündeki okulun geleceğini düşünen bir aileyi, geçim hesabı yapan bir emekliyi, ülkesinde kalmak isteyen bir genci, işlem yaptırmak için devlet kapısına giden bir vatandaşı düşünmeliyiz.

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının memleketleriyle bağlarını sürdürürken karşılaştıkları güçlükler de bu anlayışla ele alınmalıdır. Yeni bir dönemin anlamı; hizmetin daha anlaşılır, kamu yönetiminin daha adil, vatandaşla ilişkinin daha saygılı hâle gelmesinde ortaya çıkar.

İnsanların isimleri, dilleri, inançları veya yaşadıkları ülke nedeniyle kendilerini dışlanmış hissetmediği bir Bulgaristan, ortak geleceğe duyulan güveni büyütür.

Değişim, vatandaşın hayatına dokunduğunda gerçeklik kazanır.

Teşekkürümüz Hem İradeye Hem Emeğe

Yotova’ya oy veren bütün vatandaşlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.

Tekirdağ’da ve diğer illerde sorumluluk alan derneklerimize, federasyon mensuplarına ve gönüllülere teşekkür ediyoruz. BULTÜRK’ün de içinde bulunduğu federasyonun erken açıklamasını ve bu açıklamanın arkasında duran insanların emeğini takdirle anıyoruz. Sandığa giderek demokratik hakkını kullanan bütün vatandaşların iradesine saygımızı da ifade ediyoruz.

Teşekkürümüzün bir karşılığı olmalıdır: Seçimden sonra da insanların yanında durmak, dile getirdikleri sorunları unutmamak ve verilen sözlerin takipçisi olmak.

BULTÜRK açısından sorumluluk, toplumun sesini duyurmak ve ortak meseleler karşısında çalışmaya devam etmektir.

Açılan Kapıdan Huzurlu Bir Geleceğe

Bulgaristan’ın önünde yeni bir başlangıç umudu var. Bu umudun içinde adalet beklentisi, huzur arayışı ve gelecek kuşakların daha güvenli yaşaması dileği bulunuyor. Biz de bu beklentiyi paylaşıyoruz. Dileğimiz; farklı tercihlerin düşmanlık üretmediği, vatandaşın devlete güvenebildiği, geçmişin acılarından ders çıkararak geleceğe yürüyebilen bir Bulgaristan’dır.

Tekirdağ’dan yükselen desteği, verilen emeğin ve sürdürülen memleket bağının anlamlı bir ifadesi olarak görüyoruz. Şimdi bu umudun, bütün vatandaşları kucaklayan bir sorumlulukla karşılanmasını bekliyoruz.

Yotova’ya destek veren herkese teşekkür ediyoruz.

Yeni dönem, Bulgaristan’ın bütün insanlarına adalet, huzur ve güven getirsin.

Yeni Bulgaristan hayırlı olsun.