Bulgaristan’da Yeni Siyasi Eşik: 700 Bin Oyun Aradığı Yeni Merkez, Sofya Temasları Ve Türklerin Geleceği

Rafet ULUTÜRK

BULTÜRK ve BGSAM olarak gerçekleştirdiğimiz son Sofya ziyaretini yalnızca bir dizi siyasi görüşme olarak değerlendirmek doğru olmaz. Biz Bulgaristan’a, birkaç parti yöneticisinin ne düşündüğünü öğrenmek için değil; ülkenin önümüzdeki dönemde hangi siyasi istikamete yönelebileceğini, Bulgaristan Türklerinin bu denklemde nerede durduğunu ve Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının yeni dönemde nasıl bir güç oluşturabileceğini anlamak için gittik.

Siyasi partilerle görüştük. Cumhurbaşkanlığı seçiminde adı öne çıkan isimlerle temas ettik. Kanaat önderlerini dinledik. Sofya sokaklarında vatandaşlarla konuştuk. Sofya Camii’nde insanlarımızın nabzını tuttuk. Müftülük makamını ziyaret ettik. Ve programımızın sonunda Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçiliğimizde Sayın Büyükelçimiz Mehmet Sait Uyanık Beyefendi tarafından kabul edildik.

Sofya’dan dönerken kanaatim daha da güçlendi:

Bulgaristan yalnızca cumhurbaşkanını seçmeye hazırlanmıyor. Bulgaristan’ın siyasi sistemi yeniden kuruluyor.

Ve bu yeniden yapılanmanın merkezindeki en önemli sorulardan biri şudur:

Bulgaristan Türkleri bundan sonra kimin peşinden gidecek değil, hangi siyasi ilkelerin arkasında duracak?

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ BİR DEVLET SINAVINA DÖNÜŞÜYOR

Bulgaristan son yıllarda çok sayıda seçim yaşadı.
Hükümetler kuruldu.
Hükümetler dağıldı.
İttifaklar değişti
Partiler parçalandı.
Yeni siyasi hareketler ortaya çıktı.
Fakat vatandaşın temel problemleri aynı kaldı.

Göç devam ediyor.
Nüfus azalıyor.
Gençler Batı Avrupa’ya gidiyor.
Bölgesel ekonomik eşitsizlik sürüyor.
Devlete ve siyasete duyulan güven zayıflıyor.

Bu nedenle önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini yalnızca “Kim kazanacak?” sorusuyla değerlendirmek yanlış olur.

Asıl soru şudur:
Bulgaristan yeniden devlet istikrarı üretebilecek mi?

Çünkü cumhurbaşkanlığı makamı önümüzdeki dönemde yalnızca protokol makamı değil; parçalanmış siyaset içerisinde denge üreten en önemli kurumlardan biri olacaktır.

YOTOVA BUGÜN ÖNDE GÖRÜNÜYOR, ANCAK SANDIK HENÜZ KURULMADI

Sofya’daki temaslarımızdan ve genel siyasi atmosferden çıkardığımız değerlendirmeye göre İliyana Yotova yarışın güçlü isimlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Andrey Gyurov ikinci önemli merkez olarak görülüyor.
Bunun yanında Veliçie Partisi lideri İvelin Mihaylov da adaylığını açıkladı.

Ivan Hristanov da yarışa resmen ve güçlü biçimde girebildiği takdirde dikkatle izlenmesi gereken isimlerden biridir.
Bu nedenle üçüncü sıra küçümsenmemelidir.
Ben özellikle Hristanov-Mihaylov hattının izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü üçüncü sırada kimin yer aldığı yalnızca sıralama meselesi değildir.
İkinci turun anahtarı olabilir.
Birinci tur adayları belirler.
İkinci tur ise siyasi ağırlıkları ortaya çıkarır.

Üçüncü sırada yüzde 8, yüzde 10 veya daha yüksek bir oy alan siyasi hareket, ikinci turda milyonlarca insanın konuşacağı bir aktöre dönüşebilir.

Bulgaristan gibi siyasi blokların birbirine yaklaştığı bir ülkede birkaç yüz bin oyun yön değiştirmesi cumhurbaşkanını değiştirebilir.

ASIL BÜYÜK SORU: 700 BİN OY NEREYE GİDECEK?

Fakat benim dikkat çekmek istediğim başka bir mesele var.

Bugün Bulgaristan siyasetinin önünde dolaşan fakat kimsenin yeterince yüksek sesle sormadığı soru şudur:

Bulgaristan Türklerinin ve diasporanın yüz binlerce oyu nereye gidecek?
Bu mesele birkaç seçimlik bir konu değildir.
Tarihsel gelişmeye bakmak gerekir.

2009: 610 BİN OYUN VERDİĞİ MESAJ

2009 yılında Bulgaristan Türk seçmeni büyük ölçüde tek siyasi merkez etrafında birleşmişti.
DPS yaklaşık 610 bin oy almıştı.

Bu olağanüstü bir siyasi sermayeydi.
Bir siyasi parti için yalnızca seçim başarısı değil, tarihî bir emanetti.

Ancak bizim kanaatimize göre parti yönetimleri bu büyük toplumsal sermayeyi uzun vadeli Türk toplumunun kalkınmasına, yeni siyasi kadroların yetişmesine ve devlet içerisindeki temsilin kurumsallaşmasına dönüştüremedi.
İşte bugün yaşanan çözülmenin sebeplerinden biri budur.

Bir seçmen kitlesinin sadakati sonsuz değildir.
Seçmen size oy verir.
Fakat siz o güveni kurumsallaştıramazsanız bir gün o seçmen yeni adres aramaya başlar.
Bugün yaşanan tam da budur.

2021: TÜRKİYE’DEN GELEN YAKLAŞIK 100 BİN OY

2021 Cumhurbaşkanlığı seçimleri de başka bir gerçeği gösterdi.

Yalnızca Türkiye’deki sandıklardan yaklaşık 100 bin civarında oy kullanıldı.
Bu bize çok önemli bir şeyi anlattı:

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları artık Bulgaristan siyasetinin dışındaki insanlar değildir.

Onlar seçim sonucunu değiştirebilecek gerçek bir siyasi güçtür.
Bursa’daki seçmen,
İstanbul’daki seçmen,
İzmir’deki seçmen,
Kocaeli’deki seçmen,
Tekirdağ’daki seçmen,
Bulgaristan’ın siyasal geleceğinin bir parçasıdır.

Bunu Sofya’daki siyasi partilerin artık anlaması gerekiyor.

TÜRKİYE’DEKİ SANDIKLAR: YOTOVA’NIN UNUTULMAMASI GEREKEN TUTUMU

Burada Sayın İliyana Yotova açısından ayrıca önemli bir hususu da hatırlatmak gerekir.

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanabilmesi, sandıkların kurulması ve seçmenlerin demokratik haklarının korunması konusunda geçmiş seçim süreçlerinde Yotova’dan güçlü bir siyasi destek gördüğümüzü unutmuyoruz.

Bu bizim açımızdan önemlidir.
Çünkü demokratlık yalnızca kendi seçmeninize sandık istemek değildir.

Size oy verip vermeyeceğini bilmediğiniz vatandaşın da oy kullanma hakkını savunabilmektir.

Bu nedenle önümüzdeki seçim sürecinde de Yotova’nın Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının demokratik katılımını destekleyen yaklaşımını sürdürmesini bekliyoruz.

Daha da önemlisi:
Bulgaristan Türklerini yalnızca seçim günü değil, devletin asli vatandaşları olarak görmesini bekliyoruz.

610 BİNDEN 300 BİNLERE: BU KAYIP SADECE OY KAYBI DEĞİLDİR

DPS’nin geçmişte ulaştığı yaklaşık 610 bin oyluk büyüklük ile son dönemde aldığı yaklaşık 300 bin bandındaki destek karşılaştırıldığında ortaya çok önemli bir tablo çıkıyor.

Yaklaşık yarı yarıya bir daralmadan söz ediyoruz.
Peki bu insanlar yok mu oldu?

Hayır.
Bulgaristan Türkleri hâlâ orada.
Diaspora hâlâ orada.
Türkiye’deki seçmen hâlâ orada.

Avrupa’daki Bulgaristan vatandaşları hâlâ orada.
Değişen şey şudur:
Siyasi aidiyet çözülüyor.

Bu nedenle artık meseleyi “DPS kaç oy alacak?” diye sormak yerine şöyle sormalıyız:
DPS’den uzaklaşan yüz binlerce seçmen nereye gidiyor?

Bu soru 2026 Cumhurbaşkanlığı seçiminin gizli anahtarı olabilir.

ORTADA 700 BİN OY POTANSİYELİ VARSA KİM KONUŞUYOR?

Bulgaristan’daki Türk toplumu ile Türkiye ve Avrupa diasporasını birlikte düşündüğümüzde yüz binlerce seçmenin yönünün henüz kesinleşmediğini görüyoruz.

Ben buna yaklaşık 700 bin kişilik geniş siyasi potansiyel alanı olarak bakıyorum.

Elbette bu 700 bin kişinin tamamının tek adaya oy vereceğini söylemek gerçekçi değildir.

Katılım oranları değişir.
Kuşaklar farklı düşünür.
Şehirler farklı davranır.
Ancak stratejik açıdan mesele şudur:

Bugün bu geniş seçmen havuzunu bütünüyle yönlendirebilen tek bir siyasi parti yoktur.
İşte Bulgaristan siyasetindeki asıl değişim budur.

Eskiden Türk seçmenin adresi büyük ölçüde belliydi.
Bugün adres açık değildir.
Bu bir kriz olduğu kadar büyük bir fırsattır.

BUGÜN BULGAR PARTİLERİ İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT VAR

Ben burada Bulgaristan’daki büyük siyasi partilere açıkça sesleniyorum:

Türk seçmenin eski siyasi merkezinden uzaklaşmasını bir tehlike gibi görmeyin.

Bunu Bulgaristan demokrasisi için fırsata dönüştürün.

Türklere gidin.
Onlarla konuşun.
Kırcaali’ye gidin.
Şumen’e gidin.
Razgrad’a gidin.
Silistre’ye gidin.
Tırgovişte’ye gidin.
Ardino’ya, Cebel’e, Momçilgrad’a gidin.
Sonra İstanbul’a gelin.
Bursa’ya gidin.
İzmir’e gidin.
Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarını dinleyin.

Ama onlara şu gözle bakmayın:
“Bunlardan kaç oy alabiliriz?”

Şöyle bakın:
“Bu insanları Bulgaristan devletinin geleceğine nasıl daha güçlü biçimde katabiliriz?”
İşte gerçek devlet politikası budur.

TÜRK SEÇMEN ARTIK ŞUNU SORMALI: KARŞILIĞINDA NE YAPACAKSINIZ?

Bir yanlış anlaşılmaya da meydan vermemek gerekir.

Burada bahsettiğimiz “karşılık” makam veya şahsi menfaat değildir.

Demokratik taahhüttür.
Adaylara şu sorular sorulmalıdır:
Cumhurbaşkanlığı danışma ekibinizde kaç Türk olacak?

Türk gençlerinin devlet kadrolarına girmesi için ne yapacaksınız?

Kırcaali ve diğer Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerin ekonomik kalkınma programı nedir?

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarıyla kalıcı bir diaspora kurumu oluşturacak mısınız?

Anadil, kültür ve eğitim alanında politikanız nedir?

Devlet kurumlarındaki ayrımcılıkla nasıl mücadele edeceksiniz?

Türk toplumunun yalnızca eski DPS kadrolarıyla temsil edilmesi anlayışını aşabilecek misiniz?

Bunların cevabı seçimden sonra değil,
seçimden önce alınmalıdır.

12 DANIŞMANDAN KAÇI TÜRK OLACAK?

Ben özellikle somut bir soru soruyorum.
Yeni cumhurbaşkanı 12 kişilik güçlü bir danışman kadrosu oluşturacaksa:

Bu 12 kişinin kaçı Türk olacak?
Bir mi?
İki mi?
Hiç mi?
Ve daha önemlisi, kim olacak?
Yine yıllardır aynı siyasal çevrelerin içerisinde dolaşan kişiler mi?

Yoksa 30-40 yaşlarında yeni kuşak hukukçular, ekonomistler, diplomatlar, akademisyenler ve teknoloji uzmanları mı?

Bulgaristan Türklerinin problemi sadece temsil eksikliği değildir.
Nesil değişimi problemidir.
Yeni nesil devlete hazırlanmalıdır.

TÜRKLER BİR PARTİYE SIĞMAYACAK KADAR BÜYÜKTÜR

Belki de bu ziyaretlerden çıkardığımız en stratejik sonuç budur:
Bulgaristan Türklerinin geleceği artık tek siyasi partiye bağlanmamalıdır.

Türkler bütün demokratik partilerde bulunmalıdır.
Merkez sağda Türk olmalıdır.
Merkez solda Türk olmalıdır.
Liberallerde Türk olmalıdır.
Belediyelerde Türk olmalıdır.
Parlamentoda Türk olmalıdır.
Bakanlıklarda Türk olmalıdır.
Cumhurbaşkanlığında Türk olmalıdır.
Diplomaside Türk olmalıdır.
Üniversitelerde Türk olmalıdır.
Çünkü demokratik entegrasyon budur.

Bir toplumu yalnızca etnik parti içerisinde toplarsanız o toplumun siyasi alanını daraltırsınız.

Ama devletin bütün demokratik damarlarına insan yetiştirirseniz gerçek güç ortaya çıkar.

SOFYA CAMİİ’NDE GÖRDÜĞÜMÜZ GERÇEK

Siyasi parti merkezlerinde sayılar konuşulur.
Sokakta ise hayat konuşulur.

Sofya Camii’nde vatandaşlarımızla konuştuğumuzda çok daha sade meselelerle karşılaşıyorsunuz.

İnsan diyor ki:
Çocuğum iş bulsun.
Kimliğim yüzünden ayrımcılık görmeyeyim.

Köyüm boşalmasın.
Yaşadığım bölge yatırım alsın.
Çocuğum iyi eğitim görsün.
Devlet beni yalnızca seçim zamanı hatırlamasın.

İşte bütün siyasi stratejilerin sonunda varması gereken nokta budur:
İnsan.

SOFYA TEMASLARIMIZIN SON DURAĞI: TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Yoğun Sofya programımızın son durağı Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçiliğimiz oldu.

Sayın Büyükelçimiz Mehmet Sait Uyanık Beyefendi bizleri kabul ettiler.

Bulgaristan’daki gelişmelere, soydaşlarımızın durumuna, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının taşıdığı potansiyele ilişkin değerlendirmelerimizi kendileriyle paylaşma fırsatı bulduk.

Büyükelçimize, bizleri kabul etmelerinden ve özellikle Bulgaristan’daki soydaşlarımıza yönelik çalışmalarından dolayı teşekkürlerimizi sunduk.
BULTÜRK adına kendilerine kupa-plaket takdim ettik.

Ayrıca hazırladığımız “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabını kendilerine takdim ettik.

TARİHİ YALNIZCA KENDİ ACILARIMIZ ÜZERİNDEN OKUMUYORUZ

“Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabımızın önemli özelliklerinden biri şudur:
Eser yalnızca Türklerin yaşadığı acıları anlatmamaktadır.

Kitap içerisinde Bulgarların yine Bulgarlar tarafından maruz bırakıldığı siyasi baskı, kıyım ve insanlık dramlarına ilişkin değerlendirmeler de bulunmaktadır.
Bu bizim tarih anlayışımızdır.

Mazlum Türk ise onun yanında oluruz.
Mazlum Bulgar ise onun acısını da görürüz.

Çünkü bizim meselemiz milletleri birbirine düşman etmek değildir.

Bizim meselemiz zulümle hesaplaşmaktır.

Tarih kin üretmek için değil, aynı hataların tekrarlanmasını önlemek için okunmalıdır.

BÜYÜKELÇİMİZE TEŞEKKÜR

Sayın Büyükelçimiz Mehmet Sait Uyanık Beyefendiye özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliği yalnızca iki devlet arasındaki klasik diplomatik ilişkilerin yürütüldüğü bir kurum değildir.
Bulgaristan Türkleri açısından da çok önemli bir güven kapısıdır.

Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyal bağların geliştirilmesi açısından önemli bir merkezdir.
Devlet-sivil toplum ilişkisinin sağlıklı kurulması da bu nedenle değerlidir.

Bizi kabul etmeleri, değerlendirmelerimizi dinlemeleri ve soydaşlarımız konusunda gösterdikleri hassasiyet nedeniyle kendilerine teşekkür ediyoruz.

HEYETİMİZ

Büyükelçilik görüşmesine;
BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk,
BULTÜRK Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nedim Birinci,
BGSAM Başkan Yardımcısı Arzu Ünal Hanımefendi
olarak katıldık.

Sayın Büyükelçimiz ve heyetimizle günün anısına bir fotoğraf çektirdik.

Ben bu fotoğrafı yalnızca bir ziyaret hatırası olarak görmüyorum.

Bu kareyi;
Sofya ile İstanbul arasında kurulması gereken yeni siyasi ve toplumsal köprünün fotoğrafı olarak görüyorum.

ADAYLARA ÇAĞRIMIZ: İSTANBUL’A GELİN

Cumhurbaşkanlığı adaylarına açık çağrımızı da tekrar ediyoruz:

İstanbul’a gelin.
Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının karşısına çıkın.

Sorularını dinleyin.
Onlara projelerinizi anlatın.

BULTÜRK ve BGSAM olarak demokratik zemindeki bütün adayları dinlemeye hazırız.

Bizim peşin adayımız yoktur.
Peşin desteğimiz de yoktur.
Biz programa bakacağız.
Devlet anlayışına bakacağız.
Eşit vatandaşlığa bakacağız.
Türk toplumuna bakışına bakacağız.
Gençlere ne vadettiğine bakacağız.

Bulgaristan’ın geleceğine ilişkin vizyonuna bakacağız.

700 BİN OY BİR TEHDİT DEĞİL, DEMOKRASİ İÇİN FIRSATTIR

Bu noktayı özellikle vurgulamak istiyorum.

700 bin kişilik bir siyasi potansiyelden bahsediyorsak, bunu “Türk bloğu” olarak görmek yanlıştır.
Bu insanlar Bulgaristan vatandaşıdır.

Dolayısıyla onların siyasete daha güçlü katılması Bulgaristan’ın zayıflaması değil,

Bulgaristan demokrasisinin güçlenmesidir.

Bugün Bulgar partilerinin önünde tarihî bir fırsat vardır.
Türk seçmene gerçek vatandaş olarak yaklaşan,
gençlere yer açan,
diaspora ile bağ kuran,

Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde kalkınma programı ortaya koyan,

devlet yönetiminde liyakatli Türk vatandaşlarına yer veren,

bir siyasi hareket bu geniş seçmen kitlesinde karşılık bulabilir.

BULGARİSTAN TÜRKLERİ ARTIK GEÇMİŞİN MAĞDURU DEĞİL, GELECEĞİN AKTÖRÜ OLMALIDIR

Belene’yi unutmayacağız.
Zorla isim değiştirmeyi unutmayacağız.

1989 Büyük Göçü unutulmayacaktır.
Fakat sadece acıları anlatarak çocuklarımıza gelecek bırakamayız.

Şimdi yeni bir evreye geçmeliyiz.
Hafızadan stratejiye.
Mağduriyetten kurumsallaşmaya.
Oy vermekten siyaset üretmeye.
Temsil edilmekten yönetmeye.

Bulgaristan Türklerinin önündeki asıl tarihî görev budur.

BU DEFA SEÇİMİN ANAHTARI PARTİLERDE DEĞİL, SEÇMENDE

Yıllarca Türk seçmene şu soru soruldu:
“Hangi partiye oy vereceksiniz?”

Belki artık soruyu tersine çevirmek gerekir.
Türk seçmeni siyasi partilere sormalıdır:
“Siz bizim oyumuzu neden hak ediyorsunuz?”
İşte demokrasi burada başlar.

610 bin oyun bir dönem tek merkeze gittiği Bulgaristan’dan, yüz binlerce seçmenin artık yeni siyasi adres aradığı Bulgaristan’a geldik.

2021’de Türkiye’den yaklaşık 100 bin seçmenin sandığa gittiğini gördük.

Bugün ise Bulgaristan ve diaspora birlikte düşünüldüğünde çok geniş bir seçmen potansiyelinin hangi istikamete yöneleceği henüz belli değildir.

Bu durum belirsizliktir.
Ama aynı zamanda Bulgaristan demokrasisi için büyük fırsattır.

İliyana Yotova’dan Andrey Gyurov’a, Ivan Hristanov’dan İvelin Mihaylov’a ve diğer bütün demokratik adaylara aynı şeyi söylüyoruz:

Türk seçmene sadece oy istemek için gitmeyin.

Onları Bulgaristan’ın geleceğini birlikte kuracağınız vatandaşlar olarak görün.

Bizim davamız herhangi bir kişinin cumhurbaşkanı olması değildir.

Bizim davamız;
Bulgaristan’da demokrasinin yerleşmesi,
devletin güçlü olması,
her vatandaşın birinci sınıf kabul edilmesi,
Bulgaristan Türklerinin siyasi yollarının açılmasıdır.

Ve bütün Sofya temaslarımızın sonunda şunu bir kez daha gördük:

Güçlü Bulgaristan Türkiye için kazançtır.
Güçlü Türkiye Bulgaristan için fırsattır.
Güçlü Bulgaristan Türkleri ise her iki ülke arasında eşsiz bir köprüdür.

Bu köprüyü güçlendirmek hepimizin görevidir.