BGSAM’dan Tarihî Çağrı

25 EKİM’DE SADECE OY KULLANMAYACAĞIZ, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ

Değerli Bulgaristan Türkleri, kıymetli soydaşlarımız,

25 Ekim 2026 Pazar günü Bulgaristan Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçimleri yapılacaktır.

Bu seçim bizim açımızdan yalnızca sandığa gidilip bir pusulaya mühür vurulacak sıradan bir seçim değildir.

Bu seçim aynı zamanda kendimize şu soruyu sorma günüdür:

Bulgaristan’ın geleceğinde biz nerede olacağız?

Sadece seçim zamanı hatırlanan insanlar mı olacağız?

Yoksa Bulgaristan’ın geleceği konuşulurken masada bulunan, talepleri dinlenen, yetişmiş insanları devlet yönetiminde görev alan ve demokratik ağırlığı hesaba katılan güçlü bir toplum mu olacağız?
BULTÜRK olarak ikinci yolu savunuyoruz.

BİZİM HİKÂYEMİZ BİR OYDAN ÇOK DAHA BÜYÜKTÜR

Bizim Bulgaristan ile bağımız bir pasaporttan ibaret değildir.
Orada dedelerimizin mezarları var.

Orada çocukluğumuzun köyleri, evleri, çeşmeleri, camileri, tarlaları ve sokakları var.

Kırcaali’de, Şumnu’da, Razgrad’da, Silistre’de, Deliorman’da, Dobruca’da ve Rodoplar’da yaşayan hatıralarımız var.

Türkiye’ye gelirken sınırı geçtik; fakat geçmişimizi sınırın öteki tarafında bırakmadık.
Çünkü insan bavulunu taşıyabilir ama köklerini bavula koyamaz.

Bugün İstanbul’da, Bursa’da, İzmir’de, Tekirdağ’da, Kocaeli’nde veya Türkiye’nin başka bir şehrinde yaşıyor olabiliriz. Ancak Bulgaristan’da alınan kararlar hâlâ ailelerimizi, köylerimizi, akrabalarımızı, mülklerimizi ve gelecek nesillerimizi ilgilendirmektedir.

Bu nedenle 25 Ekim sandığına yalnızca bugünün gözüyle bakamayız.

Bu sandığa geçmişimizin hatırası ve çocuklarımızın geleceğiyle bakmalıyız.

ARTIK OY DEPOSU DEĞİL, SİYASİ AĞIRLIK OLMA ZAMANIDIR

Bulgaristan Türklerinin önündeki en önemli stratejik meselelerden biri budur.

Yıllarca Türk seçmeninin belirli siyasi yapılara doğal olarak oy vereceği düşünüldü.
Biz ise yeni bir siyasal anlayış öneriyoruz:

Hiçbir parti Türklerin tapulu sahibi değildir.
Hiçbir aday Türklerin oyunu peşinen kendi hanesine yazamaz.

Bulgaristan Türkü demokrasi içerisinde özgür vatandaştır.
Bizim oyumuz miras değildir.
Bizim oyumuz emanettir.

Ve bu emanet, Bulgaristan Türklerinin geleceğini daha güçlü kılacak siyasi iradeye verilmelidir.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı adaylarının yalnızca isimlerine değil, Türk toplumuna ilişkin devlet anlayışlarına bakmalıyız.

Sormalıyız:
Cumhurbaşkanlığı makamında Türk kökenli vatandaşların temsili nasıl olacaktır?

Cumhurbaşkanının danışmanları arasında kaç Türk olacaktır?

Devlet kurumlarında liyakatli Türk gençlerinin önündeki görünmez engeller kaldırılacak mıdır?

Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerin ekonomik kalkınması için hangi politikalar uygulanacaktır?

Ana dil, kültürel miras, ibadethaneler, mezarlıklar ve tarihî eserler konusunda nasıl bir yaklaşım benimsenecektir?

Türkiye ve Avrupa’daki Bulgaristan vatandaşları ülkenin geleceğine nasıl dâhil edilecektir?
Bunları sormak ayrımcılık istemek değildir.
Bunları sormak eşit vatandaşlık istemektir.

TÜRKLER BİR PARTİYE SIĞMAYACAK KADAR BÜYÜK BİR TOPLUMDUR

BULTÜRK olarak üzerinde özellikle durduğumuz stratejik değişim budur.

Biz Türklerin yalnızca bir partide siyaset yaptığı eski düzen yerine, demokratik zemindeki bütün önemli siyasi yapılarda yetişmiş Türklerin bulunmasını istiyoruz.

Sağda Türk olmalıdır.
Solda Türk olmalıdır.
Merkezde Türk olmalıdır.

Belediyelerde, parlamentoda, bakanlıklarda, akademide ve Cumhurbaşkanlığında liyakatli Türk vatandaşları bulunmalıdır.
Çünkü gerçek temsil, bir partinin milletvekili sayısından daha büyük bir meseledir.

Gerçek temsil, devletin bütün karar mekanizmalarında var olabilmektir.
Bunun için yeni nesle yalnızca “oy kullan” demek yetmez.

Gençlerimizi siyaset, diplomasi, hukuk, ekonomi, kamu yönetimi ve uluslararası ilişkiler alanlarında yetiştirmeliyiz.

Bugünün sandığını düşünürken 2040’ın Bulgaristan Türk siyasetini de kurmalıyız.

TÜRKİYE’DEKİ OYLAR BİR SAYIDAN İBARET DEĞİLDİR

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının demokratik katılımı, Bulgaristan siyasetine önemli bir mesaj verebilir.

Fakat mesele yalnızca kaç oy kullanıldığı değildir.
Asıl mesele, örgütlü demokratik iradenin ortaya çıkmasıdır.

Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşları ne kadar yüksek katılım gösterirse siyasi aktörler şu gerçeği o kadar açık görecektir:

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları unutulabilecek bir kitle değildir.
Bu nedenle 25 Ekim’deki hedefimiz yalnızca sandığa gitmek olmamalıdır.

İnsanlarımızı bilgilendirmeli, seçmenlerin işlemlerini zamanında tamamlamalarına yardımcı olmalı, sandık organizasyonunu takip etmeli ve demokratik katılım kültürünü güçlendirmeliyiz.

ELEKTRONİK BAŞVURU KONUSUNDA DİKKATLİ OLALIM

Türkiye’de oy kullanmayı planlayan Bulgaristan vatandaşlarımızın elektronik başvuru/dilekçe (заявление – zayavlenie) sürecini zamanında takip etmeleri önemlidir.
Ancak burada özellikle hassas davranılması gereken bir nokta vardır:

Bulgaristan’da oy kullanmayı planlayan vatandaşlarımız, Türkiye’de oy kullanmaya yönelik elektronik başvurunun kendi seçmen kaydı üzerindeki sonucunu resmî seçim makamlarından kontrol etmeden işlem yapmamalıdır.

Seçim mevzuatında yapılabilecek değişiklikler ve resmî uygulamalar nedeniyle, güncel Bulgaristan Merkez Seçim Komisyonu kararlarının esas alınması en doğru yöntem olacaktır.
Bir tek vatandaşımızın dahi yanlış bilgi nedeniyle oy kullanma hakkının riske girmesini istemiyoruz.

SANDIKTA GÖREV ALMAK DA VATANDAŞLIK SORUMLULUĞUDUR

Türkiye’de kurulacak seçim sandıklarında mevzuatın öngördüğü şekilde görev almak veya BULTÜRK’ün seçim çalışmalarına gönüllü katkı sunmak isteyen vatandaşlarımız temsilcilerimizle irtibata geçebilir.

BULTÜRK olarak Türkiye genelinde örgütlü ve koordineli bir seçim çalışmasının oluşmasını önemsiyoruz.
Temsilcilerimizin bulunduğu iller:

Ankara, İstanbul, Tekirdağ, İzmir, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Kocaeli, Düzce, Sakarya, Bursa, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Balıkesir, Manisa, Denizli, Aydın, Antalya, Konya, Adana, Sivas, Tokat ve Samsun.

Bilgi ve koordinasyon için:
BULTÜRK Genel Sekreteri
Aysu AKBAŞ
Tel: +90 534 843 83 86

BİR OYUN ARKASINDA BİR AİLENİN HİKÂYESİ VARDIR

25 Ekim sabahı sandığa giderken bunu hatırlayalım.

O sandığa giden yaşlı bir insan belki 1989’da birkaç bavulla Türkiye’ye geldi.
Belki arkasında evini bıraktı.
Belki annesini, babasını, kardeşini bıraktı.
Belki yıllarca doğduğu köyü göremedi.

Bugün onun elindeki Bulgaristan kimliği yalnızca resmî bir belge değildir.

Bir ömrün hikâyesidir.
Onun yanında sandığa giden genç ise başka bir Bulgaristan görebilir.

Dedesinin acılarıyla değil, kendi başarılarıyla konuşulan bir Bulgaristan…
Türk olduğu için kapıların kapanmadığı;

liyakatli olduğu için devletin en yüksek makamlarına kadar yükselebildiği;
Türkçe konuşmasının şüphe değil zenginlik kabul edildiği;

Türkiye ile Bulgaristan arasındaki bağının tehdit değil köprü olarak görüldüğü bir Bulgaristan…
Bizim mücadelemiz tam olarak bunun içindir.

İKİ ÜLKE ARASINDA KÖPRÜ OLAN BİR TOPLUMUZ

Bulgaristan Türklerinin önünde tarihî bir fırsat vardır.
Biz Türkiye ile Bulgaristan arasında sorun üreten değil, güven üreten bir toplum olabiliriz.
Türkiye bizim ana vatanımızdır.

Bulgaristan ise doğduğumuz, vatandaşlığını taşıdığımız ve köklerimizin bulunduğu vatandır.
Bu iki aidiyet birbirinin rakibi değildir.

Tam tersine, doğru değerlendirildiğinde Bulgaristan Türkleri iki ülke arasında ekonomi, ticaret, kültür, eğitim, diplomasi ve toplumsal ilişkiler açısından benzersiz bir stratejik köprü olabilir.
Bizim gelecek vizyonumuz budur.

25 EKİM BİR BAŞLANGIÇ OLSUN

Bu seçimden sonra tekrar evlerimize dönüp bir sonraki seçimi beklememeliyiz.

25 Ekim, yeni bir Bulgaristan Türkleri stratejisinin başlangıcı olmalıdır.
Seçimden sonra da adaylara verdikleri sözleri sormalıyız.

Gençler yetiştirmeliyiz.
Araştırma merkezleri kurmalıyız.
Türk toplumunun sorunlarını raporlaştırmalıyız.

Bulgaristan Parlamentosu, Cumhurbaşkanlığı, Avrupa kurumları ve demokratik siyasi partilerle sürekli temas kurmalıyız.

Çünkü toplumların gücü yalnızca nüfuslarından değil, kurumsal hafızalarından ve örgütlenme kabiliyetlerinden doğar.

ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS

Bizden önceki kuşak bize kimliğimizi bıraktı.

Dilini korudu.
İnancını korudu.
Türklüğünü korudu.
Toprağını, köyünü, mezarını ve hatırasını korudu.

Şimdi sıra bizdedir.
Biz çocuklarımıza yalnızca geçmişin acılarını anlatmamalıyız.
Onlara geleceğin imkânlarını da bırakmalıyız.

Ve bunun ilk şartı kendi demokratik gücümüzün farkına varmaktır.
Bu nedenle bütün vatandaşlarımıza sesleniyoruz:

25 Ekim’de sandığa gidiniz.

Kime oy vereceğinize hiç kimse sizin adınıza karar vermesin.
Adayları araştırınız.
Sorularınızı sorunuz.
Türk toplumuna ne vaat ettiklerini öğreniniz.
Vicdanınızla karar veriniz.
Ama demokratik hakkınızı mutlaka kullanınız.

Çünkü mesele yalnızca bir Cumhurbaşkanının seçilmesi değildir.

Mesele, Bulgaristan Türklerinin önümüzdeki yıllarda nerede duracağıdır.

Artık başkalarının bizim hakkımızda karar verdiği siyasetten, bizim de kararların içinde bulunduğumuz siyasete geçmenin zamanı gelmiştir.

BİZ BURADAYIZ!

Biz Bulgaristan’ın geçmişinde vardık.
Bugününde varız.
Geleceğinde de olacağız.
Kimsenin askeri değiliz.
Kimsenin hazır oy deposu değiliz.
Kimseye düşman da değiliz.

Biz eşit vatandaşlık, gerçek demokrasi, güçlü temsil ve ortak gelecek istiyoruz.

Bir elimiz Türkiye’de, bir elimiz Bulgaristan’da değil;
yüreğimiz iki ülke arasında kardeşlik köprüsüdür.

25 Ekim’de kullanacağımız her oy, yalnızca sandığa atılan bir pusula değil;

“Biz buradayız, bizi hesaba katın ve bizimle birlikte geleceği kurun” diyen demokratik bir irade olsun.

Bulgaristan vatanımızdır.
Türkiye ana vatanımızdır.
Demokrasi ortak geleceğimizdir.