Susturulan Zihinler, Tartışmaya Aç Hâller
İbrahim SOYTÜRK
Bazen insanlar tartışmak için değil, sadece varlık gösterebilmek için tartışır.
Çünkü bu topraklarda düşünce özgürlüğü bazen bir lüks, bazen de cezalandırılacak bir cüret haline gelir.
İşte tam da bu yüzden bazıları tartışmayı, bir fikir beyanından çok, bir nefes alma çabası olarak görür.
Tartışma hakkı bulmak için tartışılır…
Aslında bu cümle bir isyanı anlatır.
Söz hakkı elinden alınanların, sesini yükseltenlerin hikâyesidir bu.
Bugün bir ülkede tartışma yoksa, orada fikirler değil, sadece emirler dolaşır.
Bir sofrada herkes aynı şeyi konuşuyorsa, bilin ki orada düşünce değil, korku paylaşılır.
O yüzden bazen biri inadına ses yükseltir; haklı olduğu için değil, hakkı olup olmadığını bile anlamaya çalışmak için…
Çünkü bazen tartışmak için önce tartışma zemini oluşturmak gerekir.
Tartışma hakkı, kendiliğinden verilmez. Talep edilir, ısrar edilir, bazen kavga edilerek alınır.
Sessiz kalanın hakkı da sessizce yok olur bu coğrafyada.
Ama mesele sadece konuşmak da değil.
Mesele, dinlenmek.
Mesele, sözün anlam bulduğu bir iklimde tartışabilmek.
Bugün birçoğumuz konuşuyoruz belki ama kimse kimseyi dinlemiyor.
Kendi sesine hayran bir toplum olduk.
Tartışma hakkı bulmak için tartışılır.
Çünkü başka türlü görülmezsin.
Başka türlü dikkate alınmazsın.
Belki de bu yüzden bugün sosyal medya birer kavga meydanı…
İnsanlar kendini göstermeye çalışıyor, “Ben de varım!” diye bağırıyor.
Çünkü yıllarca susturuldular.
Bu bağlamda, tartışmak sadece fikir alışverişi değil;
varoluşun, kimliğin, haysiyetin bir savunmasıdır.
Susmak bazen erdem olabilir.
Ama zorla susturuluyorsan, artık o bir erdem değil, bir zulümdür.
Ve zulmün olduğu yerde, tartışma hakkı aramazsın;
almak zorunda kalırsın.

