Bilim Kurulu Raporu (2010 Bultürk Anketi)

Sn. Rafet Ulutürk
BULTÜRK Genel Başkanı
İstanbul

Konu: 2010 BULTÜRK Anketi’nin Retrospektif Analizi ve 2026 Stratejik Araştırma Çerçevesi Hakkında Bilim Kurulu Raporu

Sayın Genel Başkan,

Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi (BGSAM) Bilim Kurulu olarak, 22 Şubat 2026 tarihli yönlendirmeniz ve ekte sunduğunuz “Bizim Bulgaristanımız” başlıklı siyasi değerlendirme yazınız ışığında, Nisan 2010’da gerçekleştirilen “48 Soruda Bulgaristan” anketinin kapsamlı bir değerlendirmesini yapmak ve 2026’nın karmaşık jeopolitik ortamında uygulanması planlanan yeni saha araştırması için bir yol haritası hazırlamakla görevlendirildik.

Raporumuz, istediğiniz üç ana başlık (2010 anketinin değerlendirilmesi, manipülasyon iddialarının analizi ve 2026 anketi için öneri) etrafında şekillendirilmiş olup, Bilim Kurulu’nuzun takdirine sunulmuştur.

BİRİNCİ BÖLÜM: 2010 BULTÜRK ANKETİ’NİN RETROSPEKTİF VE METODOLOJİK ANALİZİ

Sayın Genel Başkan’ın 22 Şubat tarihli yazısında da vurgulandığı üzere, “Bizim Bulgaristanımız” ifadesi aidiyet ve sorumluluk çağrısı yapmaktadır. 2010 anketi de tam olarak bu aidiyet duygusunun bilimsel bir zeminde ölçülmesi girişimiydi. Aradan geçen 16 yılın ardından, bu çalışmayı metodolojik açıdan yeniden ele almak, gelecek araştırmalar için sağlam bir temel oluşturacaktır.

1.1. Araştırmanın Kapsamı ve Deneklerin Ana Kitleyi Temsil Kabiliyeti

2010 anketi, gerek örneklem büyüklüğü gerekse coğrafi dağılımı açısından, Bulgaristan Türkleri üzerine yapılmış en kapsamlı sivil toplum girişimlerinden biridir.

· Örneklem Büyüklüğü ve Dağılımı: Toplam 13.000 kişilik örneklem (9.000 Bulgaristan, 4.000 Türkiye), o dönem için istatistiksel olarak anlamlı bir veri seti sunmuştur. Bulgaristan’da Türk nüfusun yoğun olduğu 13 ilin tamamını kapsaması, anketin bölgesel farklılıkları yakalama kabiliyetini artırmıştır. Türkiye ayağının da 8 ilde uygulanması, göçün çift taraflı doğasını anlamak açısından kritik bir tercihtir.
· Temsil Kabiliyeti: Ankete katılanların %74’ünün lise ve yükseköğrenimli olması, dönemin koşullarında Türk toplumunun eğitimli ve bilinçli kesimini yansıtmıştır. Ancak bu durum, aynı zamanda kırsal kesimdeki, düşük eğitimli veya yaşlı nüfusun görüşlerinin görece daha az temsil edildiği anlamına da gelebilir. Buna rağmen, 25-54 yaş arası “aktif çağ” nüfusunun hedeflenmesi, anketin ekonomik ve politik geleceğe dair öngörülerinin rasyonel bir temele dayanmasını sağlamıştır. 16 yıl sonra bugün, bu kitlenin büyük bölümü halen aktif siyasetin ve ekonominin içindedir; bu da 2010 verilerini güncel bir referans noktası haline getirmektedir.

1.2. Soruların Kanaat Oluşturma Süreci ve Bütüncül Tutarlılık

Anket soruları, etnik kimlikten ekonomiye, eğitimden dine kadar geniş bir yelpazede tasarlanmıştır.

· Kanaat Tutarlılığı: Sorular arasındaki çapraz tutarlılık, halkın ruh halini yansıtması açısından başarılıdır. Örneğin, katılımcıların %66’sının Bulgaristan’da yaşamak istemesi ancak aynı katılımcıların büyük çoğunluğunun geleceğini Türkiye ile ilişkilendirmesi, “orada kalma isteği” ile “burada güvende olma” arzusu arasındaki derin gerilimi ortaya koymuştur. Bu durum, anketin toplumsal psikolojiyi doğru okuduğunun bir kanıtıdır.
· Alt Başlık Kanaatleri: Anketin alt başlıkları (ekonomi, eğitim, siyasi temsil) kendi içlerinde tutarlı sonuçlar vermiştir. Özellikle HÖH’ün temsil gücüne dair %63,1’lik “hayır” oyu, siyasi temsil krizinin 2010 yılında bile ne kadar derin olduğunu göstermiştir. 2026’da HÖH’ün bölünmüşlüğü düşünüldüğünde, 2010 anketinin bu konuda adeta bir erken uyarı sistemi gibi çalıştığı söylenebilir.

1.3. Anketi Uygulayanların Yetkinliği

Anketin hazırlanması ve uygulanması süreci, dönemin sivil toplum liderliğinin ve akademik kadrolarının iş birliğini göstermektedir. Prof. Dr. Hayati Durmaz ve Sadullah Sipahioğlu gibi isimlerin liderliği, anketin toplumsal meşruiyetini artırmış; Dr. Müjgan Deniz gibi akademisyenlerin sürece dahil olması ise verilerin bilimsel standartlarda işlenmesini sağlamıştır. Dünya Sosyoloji Birliği metodolojisine atıf yapılması ve hata payının %3’ün altında belirtilmesi, çalışmanın uluslararası geçerliliğini ön plana çıkarma çabasıdır.

1.4. Anketin Ulusal ve Uluslararası Etkileri

· Bulgaristan’da: Anket, Türk azınlığının taleplerini ve memnuniyetsizliklerini ilk kez bu kadar net bir şekilde ana akım medyaya (“24 Chasa” gazetesi) taşımıştır. Bu durum, Bulgar siyasi partileri üzerinde bir baskı unsuru oluşturmuş ve azınlık hakları konusundaki tartışmaları canlandırmıştır.
· Türkiye’de: Anket, Türkiye’nin Balkan politikasının şekillenmesinde önemli bir referans kaynağı olmuştur. Soydaşların sadece kültürel değil, ekonomik beklentilerini de ortaya koyması, T.C. Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diğer kurumlar için yol gösterici olmuştur.
· Avrupa Birliği’nde: AB üyesi bir ülkede yaşayan bir azınlığın anadili eğitimi ve kimlik sorunlarını belgeleyen bu rapor, Avrupa Parlamentosu’ndaki bazı çevreler tarafından Bulgaristan’a yönelik eleştirilerde kullanılmıştır. Bu yönüyle anket, uluslararası bir sivil toplum savunuculuk aracına dönüşmüştür.

İKİNCİ BÖLÜM: AB ÜYELİĞİ VE MANİPÜLASYON OLGUSU

Sayın Genel Başkan’ın yazısında işaret ettiği “popülizm mi yoksa program mı?” sorusu, 2010 anketinin AB üyeliğine yaklaşımını değerlendirirken de akılda tutulmalıdır.

2.1. Açık ve Örtülü Söylemler

Anket metninde AB, “kültürel farklılıkları toplumsal zenginlik olarak kabul eden bir ortak değerler topluluğu” olarak tanımlanmıştır. Bu, objektif bir tanım olmakla birlikte, dönemin “Euro-iyimser” havasını yansıtan bir seçimdir.

Örtülü manipülasyon olarak yorumlanabilecek en çarpıcı ifade, “Türkiye’nin AB üyeliğine alınması da aktüel gündem oluşturuyordu ki, gerçekleşmesi durumunda, iki ülke arasındaki devlet sınırını kaldırma zamanı gelmiş olacaktır” cümlesidir. Bu ifade:

1. Türkiye’nin AB üyeliği sürecini gerçekçi olmayan bir biçimde basitleştirmekte ve yakın bir geleceğe işaret etmektedir.
2. Sınırların kalkması gibi karmaşık bir egemenlik meselesini romantize etmektedir.
3. Duygusal bir beklenti yaratarak, anketin diğer rasyonel verilerinin gölgede kalmasına neden olabilecek bir “tuzak” niteliği taşımaktadır.

2.2. “Sınırların Kalkması” Anlatısının Eleştirel Analizi

Bu anlatı, dönemin Türkiye-AB ilişkilerindeki hareketlilikten beslenen bir “söylem inşası”dır. Kötü niyetli bir veri tahrifatından ziyade, azınlık haklarını güçlendirmek ve Türkiye’nin bölgedeki rolünü yüceltmek için kullanılan stratejik bir araç olarak değerlendirilebilir. Nitekim anketin kendi verileri bile halkın asıl güven çıpasının AB değil Türkiye olduğunu göstermektedir (14. soru: %95,7 oranında “Türkiye’nin etkisi var” yanıtı). Bu bağlamda, anketteki AB vurgusu, “Türkiye güçlü olduğu için, AB kapısı da Türk azınlık için daha avantajlı hale gelir” şeklinde bir alt metin taşımaktadır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: 2026 ŞUBAT AYI İTİBARIYLA YENİ BİR ARAŞTIRMA İÇİN ÖNERİLER

Sayın Genel Başkan’ın 22 Şubat tarihli yazısında ifade ettiği gibi, “Bugün Bulgar seçmen slogan değil, bir plan istiyor.” 2026 yılında yapılacak bir araştırma, 2010’un duygusal ve kimlik odaklı yaklaşımından, 2026’nın “ekonomik güç ve siyasal strateji” odaklı yaklaşımına evrilmelidir. Bu yeni anketin amacı, hem Bulgaristan’da yaşayan soydaşların hem de diaspora (Türkiye ve AB) halindeki vatandaşların potansiyelini, bir “politik kaldıraç” olarak nasıl kullanılabileceğini tespit etmek olmalıdır.

3.1. Yeni Dönem Anket Modülü: Kategorik Soru Taslakları

Anket soruları, yazınızda vurguladığınız “kapsayıcılık” ve “ekonomik rasyonellik” ilkeleri etrafında şekillenmelidir.

I. DEMOGRAFİK ÇÖKÜŞ VE BEYİN GÖÇÜ

1. Ailenizde veya yakın çevrenizde son 5 yılda Bulgaristan’dan Batı Avrupa’ya (Almanya, Hollanda vb.) göç eden oldu mu? Bu göçün temel nedeni size göre nedir? (Ekonomik, siyasi belirsizlik, eğitim, aile birleşimi)
2. Çalışan ya da meslek sahibi genç nüfusun göçünü durdurmak için en önemli siyasi ve ekonomik hamle sizce hangisi olmalıdır? (Yüksek maaş, kariyer imkanı, siyasi istikrar, güvenlik, kültürel özgürlükler)

II. EKONOMİK GÜÇ VE TÜRKİYE FAKTÖRÜ

1. Türkiye’de yaşayan ve iş dünyasında başarılı olan Bulgaristan kökenli iş insanlarının, Bulgaristan’ın hangi bölgelerinde (Kırcaali, Razgrad, Deliorman vb.) ve hangi sektörlerde (tarım, turizm, sanayi, enerji) yatırım yapmasını öncelikli olarak desteklersiniz?
2. Türkiye’nin 2025’te ulaştığı 64 milyon turist hacminin, Bulgaristan’daki yerel işletmelerinize (restoran, otel, tarım ürünleri satışı) doğrudan bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
3. Avroya geçiş süreci (1 Ocak 2026) alım gücünüzü ve birikimlerinizi nasıl etkiledi? Bu geçişin size sağladığı en büyük avantaj veya dezavantaj nedir?
4. Bulgaristan vatandaşlığının size sağladığı Schengen avantajını, Türkiye ile ticari bağlarınızı güçlendirmek için bir “fırsat” olarak mı, yoksa Batı’ya göç etmek için bir “bilet” olarak mı görüyorsunuz?

III. SİYASİ TEMSİL VE YENİ HAREKETLER (RADEMİK)

1. Son yıllarda art arda yapılan seçimler, sandığa gitme motivasyonunuzu nasıl etkiledi? (Hiç etkilemedi / Azalttı / Artık oy kullanmıyorum)
2. Cumhurbaşkanı Rumen Radev liderliğinde kurulması beklenen “Bizim Bulgaristanımız” hareketi hakkındaki düşünceniz nedir? Bu hareketin mevcut siyasi krize bir çözüm getirebileceğine inanıyor musunuz?
3. “Bizim Bulgaristanımız” hareketinin, Bulgaristan Türkleri de dahil olmak üzere tüm etnik toplulukları gerçekten kapsayacağına dair size güven veriyor mu?
4. HÖH içindeki mevcut bölünme (Ahmet Doğan – Delyan Peevski kanadı) karşısında, hangi yapının sizin siyasi çıkarlarınızı daha iyi temsil ettiğini düşünüyorsunuz?
5. Siyasi partilerin sizi ikna etmesinde en önemli faktör nedir? (Lider karizması, ekonomik vaatler, etnik kimliğe saygı, somut projeler)

IV. JEOPOLİTİK ALGI VE DIŞ POLİTİKA

1. Ukrayna-Rusya savaşının devam etmesi, Bulgaristan’ın güvenliğine yönelik en büyük tehdit midir?
2. Çin’in “Kuşak ve Yol Girişimi” kapsamında Bulgaristan’daki altyapı ve enerji yatırımlarının artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? (Ekonomik fırsat / Siyasi bağımlılık riski)
3. Türkiye’nin küresel ölçekte artan siyasi ve askeri gücü (İHA/SİHA teknolojileri, aktif dış politika), Bulgaristan’da size karşı duyulan “saygı” düzeyini etkiledi mi?
4. ABD-AB arasındaki ticari ve siyasi gerilimlerin, Bulgaristan ekonomisine ve sizin işlerinize olumsuz yansıdığını düşünüyor musunuz?

SONUÇ VE STRATEJİK TAVSİYELER

Sayın Genel Başkan,

2010 anketi, bir neslin duygu ve düşüncelerini tarihe not düşen değerli bir çalışmadır. 2026 anketi ise bu mirasın üzerine inşa edilmeli, ancak çok daha stratejik, veri odaklı ve ekonomik temelli olmalıdır.

1. Akıl Merkezi (Think-Tank) Dönüşümü: BULTÜRK ve BGSAM, sadece anket yapan değil, anket sonuçlarını politika önerilerine (policy papers) dönüştüren ve bunları Bulgaristan Parlamentosu, AB Komisyonu ve T.C. ilgili kurumlarına sunan birer “akıl merkezi” haline gelmelidir.
2. Ekonomik Diplomasi Birimi: Türkiye’deki başarılı iş insanları ile Bulgaristan’daki yerel üreticiler arasında köprü kuracak bir “Balkan Ticaret Ağı” kurulması teşvik edilmelidir. Yeni anket, bu ağın öncelikli yatırım alanlarını belirlemesi için bir ön fizibilite çalışması niteliği taşıyacaktır.
3. Dijital Diaspora Portalı: 1989 sonrası ve yeni nesil AB göçmenlerinin verilerinin güncel tutulduğu, seçimlerde koordinasyon sağlayan ve ekonomik iş birliklerine platform sunan bir dijital yapı kurulmalıdır.
4. Kapsayıcılık Vurgusu: “Bizim Bulgaristanımız” hareketinin başarısı, tıpkı BULTÜRK’ün başarısı gibi, kapsayıcılıkla ölçülecektir. Hazırlayacağımız yeni anket, tüm etnik ve dini toplulukların (Türkler, Pomaklar, Romanlar) bu “biz”de kendilerini ne ölçüde tanıdıklarını nesnel verilerle ortaya koyacak ve siyasi aktörlere yol gösterecektir.

Bilim Kurulu olarak, sizin vizyoner liderliğinizde, 2026’nın krizlerle dolu dünyasında Bulgaristan Türkleri için yeni bir yol haritası çizmeye hazırız. Raporumuzun, yeni anketin hazırlanmasında ve stratejik hedeflerin belirlenmesinde yol gösterici olmasını dileriz.

Saygılarımızla,

Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi (BGSAM) Bilim Kurulu