Barışın Adı Yeniden Yazılıyor: Kontrol Türkiye’de
Rafet ULUTÜRK
Osmanlı, bu coğrafyada tam 400 yıl boyunca adaletin gölgesinde bir barış düzeni kurdu. Dinine, mezhebine, diline bakılmaksızın herkesin canı, malı ve onuru koruma altındaydı. Kanun vardı ama zulüm yoktu. Sınırlar vardı ama nefret yoktu. Çünkü merkezde Türk aklı, Türk vicdanı vardı.
Ancak Osmanlı’nın çekilmesiyle birlikte bu topraklar yetim kaldı. Bu yetimliğin adı oldu: savaş, işgal, sömürü, vekalet çatışmaları…
Irak’tan Suriye’ye, Filistin’den Libya’ya kadar bu geniş coğrafya Batı’nın çıkar hesaplarının kanlı laboratuvarına döndü.
Amerika’nın “demokrasi” adı altında gönderdiği her füze, bu coğrafyadan bir çocuk daha eksiltti.
NATO’nun “barış gücü” olarak gönderdiği her tank, yeni bir etnik kavgayı ateşledi.
Ve şimdi…
Dönüş başlıyor.
Bu kez tarih, yeniden doğru akmaya hazırlanıyor.
Çünkü bölgenin kaybolan aklı, vicdanı ve denge gücü Türkiye geri dönüyor.
Evet, ABD bu bölgeden çekiliyor.
Ama boşluk kalmıyor. Çünkü o boşluğu artık Türkiye dolduruyor.
Yani eski efendilerin elinden coğrafyanın ipleri düşerken, yeni düzenin kurucu gücü Türk devleti oluyor.
Ticaret yolları mı? Türkiye üzerinden geçiyor.
Enerji koridorları mı? Türkiye belirliyor.
Barış görüşmeleri mi? Artık Oslo’da değil, Ankara’da yapılıyor.
Terörle mücadele mi? Üçüncü ülke aracı olmadan, Türkiye kendi göbeğini kendi kesiyor.
İlk kez bir devlet, kendi topraklarının dışında bile kendi kararlarıyla terörü silahsızlandırıyor.
Bu durum Batı’ya ağır gelecektir.
Çünkü alışmışlardı: Haritaları onlar çizer, liderleri onlar atar, savaşları onlar planlardı.
Ama artık yeni bir gerçek var:
O oyun bitmiştir. Yeni kurallar Türkiye tarafından yazılmaktadır.
Türkiye, sadece bir ülke değil, bu coğrafyanın doğal lideri, vicdani bekçisi ve barış kurucusudur.
Türk’ün olduğu yerde kan değil, umut akar.
Türk aklı hâkimse, savaşlar değil, medeniyetler konuşur.
İtiraz edenler olacaktır.
Çünkü bazılarına barış değil, kaos kazandırır.
Ama ister alışsınlar ister kabullenmesinler, bu bölgenin yeni gerçeği Türkiye’dir.
Ve bu kez gelen sadece bir devlet değil,
adaletle yoğrulmuş bir medeniyettir.
Bu kez gelen, geçici değil; kalıcıdır.
Barış Türkiye ile gelecek, Türkiye ile kalacaktır.
“Zulmün olduğu yerde susan değil, barışı kuran milletin adı Türk’tür.”
“ABD’nin çekildiği yerde, Türk bayrağı yükselir.
Çünkü Türk, boşluk doldurmaz; düzen kurar.”

