35 YILLIK YANLIŞLAR TEKRARLANMAMALI: BULGARİSTAN TÜRKLERİNİ ANKARA ARTIK DOĞRUDAN DİNLEMELİ

BULTÜRK – BGSAM’dan CHP İstanbul İl Başkanlığı’na stratejik ziyaret: “Türkiye, Bulgaristan Türklerini tek bir siyasi yapı üzerinden okumaktan vazgeçmeli”

Bulgaristan Türklerinin geleceği yalnızca Bulgaristan’ın iç siyasetine bırakılabilecek bir mesele değildir. Aynı şekilde bu mesele, Türkiye’de herhangi bir siyasi partinin tek başına sahiplenebileceği dar bir siyasi alan da değildir.

Bu konu; tarih, soydaşlık, insan hakları, Balkan güvenliği, Türkiye-Bulgaristan ilişkileri ve Türkiye’nin Avrupa politikasının kesiştiği stratejik bir devlet meselesidir.

İşte bu anlayışla bugün Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi (BGSAM) olarak önemli bir ziyarette bulunduk.

BULTÜRK Derneği Genel Başkanı Rafet ULUTÜRK, BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu AKBAŞ ve BGSAM Başkan Yardımcısı Arzu ÜNAL olarak Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Sayın Gürsel TEKİN’i makamında ziyaret ettik.

Görüşmenin merkezinde ise tek bir soru vardı:

Bulgaristan Türkleri önümüzdeki dönemde nasıl bir gelecek istiyor ve Türkiye bu geleceğin neresinde durmalıdır?

MASADA BULGARİSTAN’IN GELECEĞİ VARDI

Görüşmemizde Türkiye ve Bulgaristan’daki güncel gelişmelerin yanı sıra Bulgaristan Türklerinin siyasi, sosyal ve kültürel meselelerini kapsamlı biçimde değerlendirdik.

Özellikle Bulgaristan’da Ekim ayında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin BGSAM tarafından hazırlanan değerlendirme ve stratejik raporumuzu Sayın Gürsel Tekin’e sunduk.

Çünkü önümüzdeki seçimleri yalnızca “Bulgaristan’da yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı seçimi” olarak görmek yeterli değildir.

Seçim süreci aynı zamanda Bulgaristan’daki Türk toplumunun;

siyasi ağırlığının, temsil gücünün, pazarlık kapasitesinin ve gelecekte devlet mekanizmasındaki konumunun sınanacağı önemli bir dönemeçtir.

Türkiye’nin de süreci yalnız seçim gecesi sonuçlarına bakarak değerlendirmemesi gerekir.

Seçimden önce sahayı okumak, toplumun beklentilerini anlamak, farklı görüşleri dinlemek ve Bulgaristan Türklerinin gerçek meselelerini doğrudan yerinde yaşayan insanlardan öğrenmek gerekir.

TÜRKİYE’DEKİ BÜTÜN PARTİLER BULGARİSTAN TÜRKLERİNİ DİNLEMELİ

BGSAM olarak üzerinde özellikle durduğumuz mesele budur.

Bulgaristan Türkleri meselesi Türkiye’de AK Parti’nin, CHP’nin, MHP’nin veya başka herhangi bir siyasi partinin tek başına meselesi değildir.

Bu mesele Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak Balkan meselesidir.

İktidar değişebilir.

Partiler değişebilir.

Liderler değişebilir.

Fakat Balkanlar değişmez.

Rodoplar oradadır.

Kırcaali oradadır.

Deliorman oradadır.

Bulgaristan Türkleri oradadır.

Dolayısıyla Türkiye’de iktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasi partilerin Bulgaristan Türkleri konusunda güçlü bir bilgi altyapısına sahip olması gerekir.

Siyasetçilerimizin Bulgaristan Türklerinin gerçek hayatını, köylerini, şehirlerini, ekonomik sorunlarını, eğitim meselelerini, Türkçe konusundaki beklentilerini, kültürel miraslarını ve siyasi temsil problemlerini ilk ağızdan öğrenmeleri gerekir.

Çünkü yanlış bilgi üzerine doğru politika kurulamaz.

35 YILLIK DÖNEM ARTIK SOĞUKKANLILIKLA SORGULANMALI

1990 sonrasında Bulgaristan’da yeni bir siyasi dönem başladı.

Aradan yaklaşık 35 yıl geçti.

Artık duyguların değil sonuçların konuşulması gereken bir noktadayız.

Şu soruları sormamız gerekiyor:

Bulgaristan Türklerinin nüfusu neden sürekli azalıyor?

Türklerin yoğun yaşadığı bölgeler ekonomik kalkınmadan yeterince pay alabildi mi?

Gençler neden doğdukları topraklardan ayrılıyor?

Türkçe eğitimin geleceği neden hâlâ ciddi bir mesele?

Bulgaristan devlet kurumlarında Türklerin temsili arzu edilen seviyeye ulaşabildi mi?

Türk kültürünün ve tarihî mirasının korunması konusunda yeterli kurumsal mekanizmalar oluşturuldu mu?

Türkiye ile Bulgaristan Türkleri arasında kalıcı, çoğulcu ve kurumsal bir ilişki modeli kurulabildi mi?

Bu soruların cevabını yalnız siyasi söylemlerde değil, 35 yılın ortaya çıkardığı sonuçlarda aramalıyız.

TÜRKİYE TEK BİR KAPIYA MAHKÛM EDİLMEMELİ

Geçmiş dönemin en önemli sorunlarından biri, Bulgaristan Türkleriyle ilişkilerin zaman zaman belirli siyasi aktörler veya yapılar üzerinden okunmasıdır.

Oysa Bulgaristan Türk toplumu tek bir partiden, tek bir liderden veya tek bir siyasi çevreden ibaret değildir.

Öğretmenler vardır.

Akademisyenler vardır.

İş insanları vardır.

Gazeteciler vardır.

Sivil toplum kuruluşları vardır.

Köylerde yaşayan vatandaşlarımız vardır.

Gençler, kadınlar, kanaat önderleri ve bağımsız düşünce insanları vardır.

Türkiye, Bulgaristan Türklerini anlamak istiyorsa bütün bu kesimlerle konuşmalıdır.

Ankara’nın Balkan politikası tek kapılı değil, çok kanallı olmalıdır.

Bir siyasi partiyle görüşmek diplomasi olabilir; fakat bütün bir toplumu yalnız o partinin penceresinden okumak stratejik körlük meydana getirebilir.

BGSAM olarak itirazımız tam olarak bunadır.

“SÖZDE TEMSİL” DEĞİL, ÖLÇÜLEBİLİR KAZANIM

Bulgaristan Türklerinin geleceğini artık yalnız “biz Türkleri temsil ediyoruz” söylemi üzerinden değerlendirmemeliyiz.

Yeni dönemde başka sorular sorulmalıdır:

Ne yaptınız?

Türkçe için ne yaptınız?

Türk bölgelerinin kalkınması için ne yaptınız?

Gençlerin göçünü azaltmak için ne yaptınız?

Türklerin devlet kurumlarındaki temsili için ne yaptınız?

Kültürel miras için ne yaptınız?

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerine ne kattınız?

Bulgaristan Türk toplumunun geleceği için hangi kalıcı kurumları bıraktınız?

Çünkü temsil, yalnız milletvekili sayısıyla ölçülmez.

Gerçek temsil, toplumun hayatında meydana getirilen somut değişiklikle ölçülür.

TÜRKİYE’NİN YENİ BALKAN DOKTRİNİNE İHTİYACI VAR

Türkiye’nin Bulgaristan Türklerine yaklaşımı seçimden seçime hatırlanan bir soydaş politikası olmamalıdır.

Uzun vadeli bir Balkan Türkleri Stratejisi geliştirilmelidir.

Bu stratejinin temelinde parti değil toplum bulunmalıdır.

Türkiye; Bulgaristan Türklerinin eğitiminden kültürüne, ekonomisinden medyasına, gençliğinden sivil toplumuna kadar geniş bir alanda kurumsal ilişkiler geliştirmelidir.

Türk gençlerinin Bulgaristan’da kalabilmelerini sağlayacak ekonomik projeler desteklenmelidir.

Türkçe eğitim ve kültürel miras konuları Avrupa hukukunun ve Bulgaristan’ın demokratik kurumlarının sunduğu meşru imkânlar çerçevesinde sürekli gündemde tutulmalıdır.

Yerel sivil toplum güçlendirilmelidir.

Türkiye’deki üniversiteler ile Bulgaristan’daki Türk gençleri arasında yeni akademik köprüler kurulmalıdır.

İş dünyası Türklerin yoğun yaşadığı bölgelere yatırım konusunda teşvik edilmelidir.

En önemlisi de Bulgaristan Türkleri hakkında karar alınırken Bulgaristan Türklerinin kendileri masada bulunmalıdır.

EKİM SEÇİMLERİ: “OY VERİN” DÖNEMİNDEN “NE KAZANACAĞIZ?” DÖNEMİNE

Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu nedenle önemlidir.

Bulgaristan Türkleri artık yalnız seçimlerin sonucunu etkileyen bir “oy deposu” şeklinde görülmemelidir.

Demokratik siyasetin tabiatı gereği toplumun adaylara soru sorması gerekir:

Türk toplumuna yaklaşımınız nedir?

Türkçe eğitim konusunda ne düşünüyorsunuz?

Devlet kurumlarında liyakate dayalı eşit temsil için ne yapacaksınız?

Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerin ekonomik kalkınmasına ilişkin programınız nedir?

Nefret söylemi ve ayrımcılıkla nasıl mücadele edeceksiniz?

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerini hangi noktaya taşımak istiyorsunuz?

Cumhurbaşkanlığı makamı bütün Bulgaristan vatandaşlarını temsil edecekse Bulgaristan Türkleri de bu denklemin eşit ve saygın bir unsuru olmak zorundadır.

Demokraside oy karşılıksız çek değildir. Oy, vatandaşın geleceği üzerinde söz söyleme hakkıdır.

TÜRKİYE’DE İKTİDAR VE MUHALEFET AYNI DOSYAYI OKUMALI

CHP İstanbul İl Başkanlığı ziyaretimizin daha geniş anlamı da burada ortaya çıkmaktadır.

BGSAM ve BULTÜRK olarak Bulgaristan Türkleri meselesini Türkiye’de partiler üstü bir zemine taşımak istiyoruz.

Bugün CHP ile konuşuruz.

Yarın başka bir siyasi partiyle.

Devlet kurumlarıyla konuşuruz.

Akademiyle konuşuruz.

Basınla konuşuruz.

Çünkü bizim meselemiz Türkiye’nin iç siyasi rekabetinin bir parçası olmak değildir.

Bizim meselemiz Bulgaristan Türklerinin geleceğidir.

Türkiye’de hangi parti iktidarda olursa olsun Bulgaristan Türkleri konusunda temel devlet hafızasının devam etmesi gerekir.

Bunun yolu da bütün siyasi partilerin doğru bilgiye ulaşmasından geçmektedir.

ANKARA’YA ÇAĞRIMIZ: ARACIYI DEĞİL, TOPLUMU DİNLEYİN

Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yapması gereken en önemli değişikliklerden biri budur:

Bulgaristan Türkleri hakkında yalnız aracılardan bilgi almak yerine Bulgaristan Türklerini doğrudan dinlemek.

Kırcaali’ye gidin.

Şumnu’ya gidin.

Razgrad’a gidin.

Silistre’ye gidin.

Rodop köylerine gidin.

Gençlerle konuşun.

Öğretmenleri dinleyin.

Esnafla oturun.

Köylere girin.

Sivil toplum kuruluşlarına sorun.

Farklı siyasi görüşlerden Türklerle görüşün.

O zaman Bulgaristan Türklerinin gerçek gündemiyle siyasi merkezlerde anlatılan gündemin her zaman aynı olmadığını daha açık biçimde görmek mümkün olacaktır.

Türkiye’nin politikası kişilere değil ilkelere, partilere değil topluma, günlük siyasi hesaplara değil uzun vadeli millî stratejiye dayanmalıdır.

KİTAPLARIMIZI DEĞİL, HAFIZAMIZI TAKDİM ETTİK

Ziyaret sırasında Sayın Gürsel Tekin’e “Dünden Bugüne Bulgaristan”, “Kırcaali Efsanesi” ve “Türk Dünyasında Soykırımlar” eserlerimizi takdim ettik.

Ayrıca BULTÜRK takvimimizi, Bulgaristan’dan getirdiğimiz gofretimizi, kupa, plaket ve sertifikamızı sunduk.

Bunlar ilk bakışta bir ziyaretin hediyeleri olarak görülebilir.

Fakat bizim için kitapların anlamı çok daha büyüktür.

Çünkü bu eserler Bulgaristan Türklerinin hafızasını, yaşadığı acıları, mücadelesini, kültürünü ve gelecek arayışını temsil etmektedir.

Masaya yalnız üç kitap bırakmadık.

Bir toplumun hafızasını bıraktık.

BGSAM’IN GÖREVİ ALKIŞLAMAK DEĞİL, GERÇEĞİ ARAŞTIRMAKTIR

Bir stratejik araştırma merkezinin görevi herhangi bir siyasi yapının sözcülüğünü yapmak değildir.

Görevi araştırmaktır.

Soru sormaktır.

Verileri karşılaştırmaktır.

Yanlışları göstermek ve geleceğe ilişkin seçenekler üretmektir.

BGSAM olarak Bulgaristan Türklerinin geleceğine de bu anlayışla bakıyoruz.

Kim Bulgaristan Türkleri için çalışıyorsa yanında olmalıyız.

Kim çalışmıyorsa bunu söyleyebilmeliyiz.

Kim Türk toplumunun adını kullanarak siyaset yapıyorsa ondan sonuç istemeliyiz.

Çünkü artık isimlerin değil neticelerin konuşulduğu yeni bir döneme ihtiyacımız vardır.

35 YIL YETER: YENİ DÖNEM BİLGİ, ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK DÖNEMİ OLMALIDIR

Türkiye’deki siyasi partilere çağrımız açıktır:

Bulgaristan Türklerini başkalarının anlatımıyla tanımayın.

Kendiniz dinleyin.

Raporları inceleyin.

Sahaya gidin.

Farklı görüşlerle konuşun.

35 yıllık politikaların sonuçlarını masaya yatırın.

Yanlış yapılmışsa düzeltin.

Doğru yapılmışsa geliştirin.

Ancak hiçbir siyasi yapıya Bulgaristan Türklerinin tamamını temsil ettiği varsayımıyla sınırsız siyasi kredi vermeyin.

Çünkü bizim savunduğumuz şey bir partinin güçlenmesi değildir.

Biz Bulgaristan Türklerinin güçlenmesini istiyoruz.

Bir liderin geleceğini değil, bir toplumun geleceğini düşünüyoruz.

Bir seçimi değil, önümüzdeki elli yılı konuşuyoruz.

SON SÖZ: TÜRKİYE BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN YANINDA OLMALIDIR

Bulgaristan, Türkiye için sıradan bir komşu değildir.

Karadeniz’den Balkanlar’a, Avrupa Birliği’nden enerji ve ulaştırma koridorlarına kadar son derece önemli bir ülkedir.

Bulgaristan Türkleri ise iki ülke arasında yalnız tarihî bir hatıra değil, yaşayan güçlü bir insan köprüsüdür.

Bu köprünün korunması hem Bulgaristan’ın hem Türkiye’nin hem de Balkanların yararınadır.

Bu nedenle Türkiye, Bulgaristan Türklerine sahip çıkarken Bulgaristan’ın egemenliğine ve demokratik hukuk düzenine saygı temelinde hareket etmeli; desteğini kişilere veya partilere değil, haklara, kültüre, eğitime, kalkınmaya, demokratik temsile ve insanlara yöneltmelidir.

Sayın Gürsel Tekin’e Bulgaristan Türklerinin meselelerine gösterdiği ilgi, görüşlerimizi dinlemesi ve nazik ev sahipliği dolayısıyla teşekkür ediyoruz.

BULTÜRK ve BGSAM olarak mücadelemizin özü bellidir:

Bulgaristan Türkleri kimsenin siyasi tapulu arazisi değildir.

Bulgaristan Türklerinin oyu kimsenin peşin sermayesi değildir.

Türkiye’nin Balkan politikası da hiçbir yapının tekeline bırakılamaz.

35 yılın tecrübesinden ders çıkararak artık yeni bir sayfa açılmalıdır.

Bu sayfanın başlığı da şudur:

Partiler değil toplum, söylemler değil sonuçlar, aracılar değil gerçekler konuşmalıdır.

Çünkü mesele bir sonraki seçim değildir.

Mesele, Bulgaristan Türklerinin kendi topraklarında güçlü, saygın ve gelecek sahibi olarak varlığını sürdürebilmesidir.

Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Genel Başkanı

Aysu AKBAŞ
BULTÜRK Genel Sekreteri

Arzu ÜNAL
BGSAM Başkan Yardımcısı