İsyan gecesi

Halk, oligarşi gölgesinde bir hükümet ile yönetilmesini kabul etmiyor
 

Salıyı çarşambaya bağlayan gece, yani 23 Temmuz 2013 gecesi Sofya uyumadı. Parlamentoyu kuşatan 20 bin kişi Bulgar Meclisi’nden çıkış yollarını 2 metre yüksek kaldırım taşı ile kestiler. Herkes saatlerce hep bir ağızdan “Hükümet İstifa!” diye haykırırken, TV-3, TV-7 ve “Evropa TV” meydanlardan gelişen çatılmalı olayları canlı gösterdi. Tarihte görülmemiş bir derme çatma oligarşi kuklası hükümet olan Sosyalistlerin, HÖH eliti ve azgın faşist Siderov’un kabinesi taşra birliklerinden jandarma timlerini Sofya’ya çekti, “Rakovski” caddesinde zırhlı araçlar ve toplar belirdi.

Hükümet meclise kapandı
Salı günü, meclis ayakta kalıp tutunabilmek için bütçe değişikliklerini kabul ediyordu. Salon’da yalnız Sosyalist Parti, Hak ve Özgürlükler Partisi ve “Ataka” lideri V. Siderov vardı. Milletvekilleri ile birlikte Maliye Bakanı Petır Çobanov, Sosyal İşler Bakanı Hasan Ademov ve Ekonomi Bakanı Dragomir Stoyanov’da meclise kapandı. Çift polis kordonu ve zırhlı araçlar eşliğinde milletvekillerini meclisten çıkarmak için gelen bir özel zırhlı lüks otobüs gece saat üçe kadar kordonu aşıp meydandan çıkamadı. Protestocular polis ve jandarma ile çatışmaya girmemek için ellerinden geleni yapsalar da birçok eylemci “Pirigov” acil yardım hastanesine kaldırıldı, bazıları da yerinde yardım aldı.
Bu kitlesel mukavemet olayları, gerçek demokrasi ve sivil toplum örgütlerinin politik iktidar üzerinde kontrol hakkı kullanmasını isteyen pasif direnişlerin 4o. Gününde oldu.  Problemlerin karşılıklı görüşmelerle, tartışmayla, müzakerelerle çok yönlü diyalogla çözülmesini isteyenlerle yani her şeyi görüşüp müzakere edip mutabakat sağlayarak yönetmek isteyenlerle karşı çıkanları yok etme zihniyeti ve pratiği arasında gerçekleşti.
Rus ajanı ve mafya uzantısı
Bugün Sofya’da sosyalist partisi lideri Sergey Stanışev ile bir Rus ajanı ve mafya uzantısı olan Ahmet Doğan’ın ve ırkçı V. Siderov’un Başbakan yaptığı Plamen Oreşarski yerli ve yabancı oligarşinin koyu gölgesidir. Bu gelişmeyi gören Bulgar orta katmanı, aydınlar, gençler ve özellikle de direniş günlerinde son derece etkin ve aktif olan sosyalist gençler ayaklandı.
BSP – Zedelenmiş bir parti
Direniş günleri şunu göstermiştir:
Sosyalist Parti Başkanı Sergey Stanışev, zamanını yaşamış olan komünist nomanklatür katmandan geldiğinden dolayı çok sert ve tavizsiz bir politik çizgi seçmiştir. Yerli basın kendisine ender rastlanan bir komünist görüngü, “kalın kafa” demekten geri durmuyor. Hatta Stalinci dogmatik bir tavır izlediği defalarca vurgulandı.
Esef ederek yazıyorum, 12 Mayıs seçimlerinde 2. Parti olan Sosyalist Parti (BSP) idesel ve politik olarak zedelenmiş bir partidir. “Demokrasiyi de biz kuracağız!” demesine rağmen, ülkemizin yarınları için algoritma üretemedi, toplumun güncel olaylarına bilge yanıt getiremiyor, sahte demokratik bir tavırla ikiyüzlülüğün esiri olmuş durumdadır. Bu durumda, hiçbir kimse “BSP sol bir partidir” diyemez. BSP üyelerinin daha fazlası eski komünist zamanın anılarını geveleyen, yaşı ilerlemiş kişilerdir. Kendilerinden yeni toplumsal atılımları akılcı algılama becerisi beklenemez. Geçerli formülleri yoktur. Aynı tespiti HÖH MYK’nin emeklileri, zamanı geçmiş kadrolara da söyleyebiliriz. Örnekleyelim:
Davasına ihanet eden A. Doğan’dır
Demokrasi uğruna direnen halka karşı mafya uzantısı kadroları HÖH listesinden Sofya meclisine sokup en önemli bakanlıklara ve Devlet Kurumu Başkanlıklarına yerleştirmek isteyen (Stanışev’ten sonra gelen) ikinci çok tehlikeli kisi de ülkemizdeki Rus istasyon şefi, Bulgaristan Türkleri davasına ihanet eden HÖH fahri başkanı A. Doğan’dır.
Üç büyük hata
Bir, mafya şefi HÖH milletvekili D. Peevskiyi gizli servis başkanlığına meclis onayına sunulması, halk isyanını başlatan damla oldu.
Bardağı taşıran ikinci önemli olay ise, ülkemizde en tehlikeli gizli örgüt (SİK)in (derin devletin eli kolu) elit kadrolarından olan İvan İvanov’un İç İşleri Bakan Yardımcısı görevine atanması oldu.
Üçüncü olay da, başka bir derin devlet uzantısı olan VİTS-sigorta şirketi kadrosu olan Emil İvanov’un, HÖH partisinden Sofya Valiliği’ne atama teklifi oldu. Bu gelişmeler A. Doğan’ın oligarşi, mafya ve yerli gizli servislerin ajanı olarak Bulgaristan’daki en tehlikeli, demokrasiyi hiçe sayan, devleti HÖH eliyle ele geçirmeye yeltenen bunun için örgütlenmiş olan legal illegal güçlerin olanlarına kurban edildiğini kanıtlamaktadır.
Bugünkü HÖH yönetimi karşı koyamaz
İnanın, L. Mestan ve tüm öteki HÖH MYK üyeleri karşı koyamaz. Biz HÖH gençlik örgütünün karışık, karanlık, hileli ve yasa dışı işlere karışmasını kendilerinin de istemediğini biliyoruz. Ne yazık ki, ihanet dalgası çok büyümüş ve yayılmış olduğundan önü alınamıyor ve belki de ülkeyi ulusal kazaya götürebilir.
Bulgar ve Türk gençlerin omuz omuza
Şimdiki itaatsizlik olaylarının Bulgaristan genç kuşağına bizim evlatlarımıza ideolojik ve politik olarak doğru seçim yapmalarına yardımcı olacaktır. Öte yandan genç neslimiz rüşvet konusunda, devlet ve belediye erkinin kişisel çıkarlar, haksız kazanç uğruna kullanılmasına kesin karşıdır.
2013 direnişler yılında Bulgaristan’ın aydın umutları gençliğimize bağlanmıştır. Eylemlerin ön sıralarında yer alan Bulgar ve Türk gençlerin omuz omuza durması hepimizi onurlandırdı.
Kamuoyu yeni seçim istiyor:
Ayaklanma gecesinde GERP partisi Başkanı Boyko Borisov; tüm sendika başkanları; gençlik örgütü liderleri, 20 sivil toplum örgütü önderi, ayrıca Cumhurbaşkanı Rosen Plevneli ev ve hatta Sosyalist Parti AB milletvekili Kalfin en kısa zamanda erken seçim yapılması çağrısında bulundular. Bulgaristan’da başlayan bu yeni sürece soydaşlarımızı temsil eden dernek ve federasyonlar da dahi olmak üzere hatta tüm STK’lar burada yerlerini almaları şarttır.
Halkımız, kamuoyu ve Bulgaristan’da yaşayan tüm etnik azınlıklar, Türkler, Pomaklar, ve diğer Hristiyan ve Müslüman kitle Bulgaristan’da 21. Yüzyılda oligarşi gölgesi bir hükümet tarafından yönetilmesini kabul etmiyor.
Rafet Ulutürk