Bulgar Şair Lyubomir Bobevski’den Mustafa Kemal Atatürk’e: 1932’de Yazılan 19 Kıtalık Dostluk Destanı
Dr. Servet ÇEVİK
Dr. Servet Çevik Hocamızın kıymetli arşivinden gün yüzüne çıkan bu özel eser, yalnızca edebi bir metin değil; aynı zamanda Türk-Bulgar ilişkilerinin tarihine ışık tutan önemli bir kültürel mirastır. 1932 yılında Bulgar şair Lyubomir Bobevski tarafından kaleme alınarak bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sunulan bu 19 kıtalık şiir, dönemin ruhunu, dostluk arayışını ve karşılıklı saygıyı güçlü bir dille yansıtmaktadır.
Bu anlamlı çalışma, Balkanlar’da barışın ve ortak kültürel hafızanın edebiyat aracılığıyla nasıl inşa edildiğini gösteren nadide örneklerden biridir. BGSAM olarak bu tarihi metni kamuoyuyla paylaşmaktan onur duyuyoruz.
Bulgaristan’dan Lyubomir Bobevski’nin 1932 yılında kaleme aldığı ve Atatürk’e bizzat gönderdiği o meşhur 19 kıtalık şiir, Türk-Bulgar dostluğunun en önemli edebî vesikalarından biridir. Şiir, dönemin ruhunu yansıtan epik bir dille yazılmıştır.
İşte Bobevski’nin yaldızlı harflerle çerçeveleterek Ankara’ya sunduğu o tarihi manzumenin tam metni:
GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA’YA
I
Asırların bağrından fışkıran bir volkansın,
Karanlık ufuklarda parlayan bir nişansın!
Sen, ey büyük dâhi, ey sarsılmaz irade,
Milletinin kalbinde sönmeyecek bir cansın!
II
Selânik’in bağrından kopup gelen bir fırtına,
Durdun tek başına sen, koca dünya karşısına!
Sana selam veriyor bugün bütün bir cihan,
Destanlar sığmaz oldu senin şanlı şanına!
III
Sakarya boylarında kükreyen bir aslan gibi,
Düşmanı boğdun orada, bir derin umman gibi!
Senin her bir adımın hürriyetin müjdesi,
Doğdun Türkün ufkuna bir ulu güneş gibi!
IV
Dumlupınar şahittir senin eşsiz azmine,
Cihan hayran kalmıştır senin büyük cezmine!
Zincirleri parçalayıp attın o gün kenara,
Milletini çıkardın saadetin bezmine!
V
Kılıcının ucunda parıldayan hürriyet,
Sana borçludur bugün can bulan bu memleket!
Sen ey büyük kurtarıcı, ey eşsiz kahraman,
Kurduğun bu eserle yaşayacak bu millet!
VI
Sadece bir cengâver, bir kumandan değilsin,
Sen cehalet önünde eğilmeyen bir silsin!
İrfan ordularıyla fethettin gönülleri,
Sen asıl zaferleri yaratan bir dâhisin!
VII
Bakışların çeliktir, sarsılmaz bir imanla,
Yürüdün bu yollarda şerefinle, şanınla!
Her bir Türkün kalbinde senin tahtın kurulmuş,
Yazılmıştır bu tarih senin asil kanınla!
VIII
Barışın bayrağını en yükseğe sen diktin,
Düşmanlık tohumunu bu topraktan sen sildin!
“Yurtta sulh, cihanda sulh” diyen o gür sesinle,
İnsanlık alemine yeni bir yol gösterdin!
IX
Lozan’da yankılandı senin haklı gür sesin,
Sen esaret zincirin kıran tek nefessin!
Dünya milletlerine örnek oldu bu kavga,
Sen mazlum milletlerin en büyük rehberisin!
X
Ankara’nın bağrında yanan o kutsal ateş,
Sensin o meşaleyi söndürmeyen öz kardeş!
Senin kurduğun Cumhuriyet, sarsılmaz kale,
Üstünde parlayacak ebediyen bu güneş!
XI
Kadınlara hürriyet, köylüye can getirdin,
Milletin sinesinden kederleri bitirdin!
Garp medeniyetine açtın geniş yolları,
Sen Türkün talihini en yükseğe yetirdin!
XII
Harf inkılâbı dedin, aydınlattın her yanı,
Sildin bu topraklardan o karanlık dumanı!
Senin gösterdiğin yol, ilmin, fennin yoludur,
Sana feda olsun bak, gençliğin her bir anı!
XIII
Balkanların bağrından bir ses yükseliyor bak,
Senin kardeş elini tutmak istiyor mutlak!
Ben, Bulgar şairi, dost Bobevski olarak,
Sana bu şiirimle geldim, kalbim çok ak!
XIV
Dostluk köprülerini kuran senin elindir,
İnsanlığa seslenen senin tatlı dilindir!
Türk ve Bulgar el ele, yürümeli ileri,
Bu barışın mimarı senin yüce zihnindir!
XV
Gazi Paşa, adınla yüceliyor bu toprak,
Seninle gurur duyar her bir yeşil dal, yaprak!
Hangi kalem yazabilir senin büyüklüğünü?
Senin yerin tarihte, yıldızlardan çok uzak!
XVI
Gözlerin deniz gibi, derin ve alabildiğine,
Bakıyorsun ufuktan yarının sevincine!
Emanetin olan bu gençlik, senin izinde,
And içmiştir bir kere, dönmez asla geriye!
XVII
Sen ölmez bir eser bıraktın bu cihana,
Sana minnettar kalacak her bir doğan ana!
Adın altın harflerle kazındı yüreklere,
Sığmazsın sen hiçbir zaman mezara, mekâna!
XVIII
Bu yaldızlı harflerle yazdığım her bir satır,
Sana duyduğum derin saygıdan bir hatıradır!
Kabul et bu hediyeyi, ey ulu önderim,
Bu ses, dost bir kalpten kopan son feryattır!
XIX
Yaşa ey Gazi Paşa, yaşa ey büyük lider!
Seninle dağılmıştır her türlü dert ve keder!
Bulgar şairi Bobevski, diz çöker huzurunda,
Senin şanın, şerefin dünyayı feth eyler!
Şiirin Hikayesi
Bobevski bu şiiri Bulgarca kaleme almış, ardından Türkçeye tercüme ettirerek dönemin diplomatik kanalları üzerinden Atatürk’e sunmuştur. Atatürk, şiiri okuduktan sonra çok etkilenmiş ve şaire bir teşekkür mektubu gönderilmesini istemiştir. Şiir, o yıllarda Cumhuriyet Gazetesi başta olmak üzere pek çok mecrada yayınlanarak büyük yankı uyandırmıştır.
Lyubomir Bobevski’nin bu muazzam jesti, o dönemde sadece edebi bir olay değil, aynı zamanda çok güçlü bir diplomatik hamle olarak görülmüştü. İşte Atatürk’ün bu şiire verdiği yanıt ve Bulgar basınındaki yansımaları:
Atatürk’ün Teşekkür Mesajı
Atatürk, Bobevski’nin yaldızlı harflerle hazırlatıp gönderdiği bu 19 kıtalık şiiri aldığında çok duygulanmış ve şaire özel bir ilgi gösterilmesini istemiştir. Dönemin Dışişleri Bakanlığı ve Sofya Elçiliği aracılığıyla iletilen teşekkür mesajında ana hatlarıyla şu ifadeler yer almıştır:
“Bulgar şairi Lyubomir Bobevski’nin şahsıma ve Türk milletine yönelik beslediği samimi duyguları içeren kıymetli eserini aldım. Bir sanatçının kaleminden çıkan bu takdir dolu sözler, iki komşu millet arasındaki dostluk bağlarının ne kadar derin ve sarsılmaz olduğunun en güzel kanıtıdır. Kendisine teşekkürlerimin ve başarı dileklerimin iletilmesini rica ederim.”
Atatürk, bu tür jestleri sadece şahsına bir övgü olarak değil, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin Balkanlar’da karşılık bulması olarak değerlendiriyordu.
Bulgar Basınındaki Yankıları
Şiir 1932 yılında yayımlandığında, Bulgaristan’daki aydın çevrelerde ve gazetelerde büyük bir tartışma ve hayranlık uyandırdı. O dönemki Bulgar basını (Zora, Mir ve Slovo gibi gazeteler) olayı şöyle yansıtmıştır:
Dostluk Köprüsü: Bulgar gazeteleri, Bobevski’nin şiirini “Balkanlar’da kalıcı barışın şarkısı” olarak tanımladı. Bir Bulgar şairin, eski bir “düşman” ama yeni bir “dost” olan lideri bu denli yüceltmesi, iki ülke arasındaki buzları eriten bir hamle olarak görüldü.
Atatürk Hayranlığı: Yazılarda sık sık Atatürk’ün sadece Türklerin değil, tüm Balkan milletlerinin kaderini değiştiren modern bir figür olduğu vurgulandı. Bobevski, “Bulgaristan’ın en Türk dostu şairi” ilan edildi.
Kültürel Diplomasi: Şiirin yaldızlı çerçeveyle sunulması, Bulgar entelektüellerinin Türk Devrimi’ne (harf devrimi, kıyafet devrimi vb.) duyduğu derin saygının bir sembolü olarak yorumlandı.
İlginç Bir Detay
Bobevski bu şiiri gönderdikten sonra, Ankara’dan gelen teşekkürün ardından Türkiye ile bağlarını hiç koparmadı. Hatta bazı kaynaklara göre, o dönemde Sofya’da Türk diplomatlarla sık sık bir araya gelerek Türk-Bulgar Kültür Cemiyeti gibi oluşumlara destek verdi. Onun bu şiiri, bugün bile iki ülke arasındaki “komşuluk hukuku” ve “sanatın birleştirici gücü” denildiğinde ilk akla gelen örneklerden biridir.

