Akıl Aynası

Tarih: 03 Temmuz 2019
Yazan: İbrahim SOYTÜRK
Konu: Bu hayatta hiç bir şey gizli kalmaz 

Gökten yere ne varsa her şeyi aksettiren bir ayna var, adı AKIL AYNASI. Fikir aynaları da var. Onlar dünyayı tanımaz, ancak insan kafasının içindekileri yansıtır. Her şey Akıl Aynası’ndadır. Onlardan hiçbir şey gizlenmez. Öteki adı ZEKA’dır.  Halkız buna “Sokma akıl, akıl olmaz” deyip olayı kapatmıştır.”

Gerçeği aramanın en güçlü aracı sorgulayan gazeteciliktir.
Yöntemi ise eleştiridir.

Akıl aynası, zekâ, gazetecilikte kalemden önce gelen araç gereç ve metot olarak eleştiri rendesine işaret etmeden konuma giremedim.

Konumun birkaç kahramanı var: Mehmet Tefik (Ahmet Emin), Ahmet Doğan (Sava) ve daha birkaç hayatta olan kişi.
Olayların geliştiği zaman kısmı 1992’de başladı ve sürmektedir.
Olay yeri,  Bulgaristan, İsviçre, Birleşik Amerika ve başka merkezlerdir.
Olaya katılan örgüt ve kurumlar, Bulgar ve yabancı bankalar, mason örgütleri, büyükelçilikler, elektrik santralleri, sıvı yakıt taşıyan tankerler ve elektrik santralleridir.
***
Bulgaristan’da sorgulayan gazetecilikten askeri akademide doktora tezi savunan tek Bayan Bogdana Lazarova’dır. Mesleğini araştırmacı gazetecilik olarak da tanıtan Bayan Lazarova birkaç kitap yazdı. Bulgarca basılan bu eserlerden birinin adı “Mehmet Tefik”.

Bu kitabın Bulgaristan Türk ahalisi üzerindeki etkisi o kadar güçlüydü ki, ülkede ne kadar Mehmet Tefik isminde Türk varsa, birkaç günde yol yordam bulup kimseyle helâlaşmadan Türkiye’ye geçtiler. Yaşlılar ve çocukları ve diğer aile üyeleri de ardından kısa bir sürede öte geçtiler.

Mehmet Tefik kimdir? Olay nedir?
Mehmet Tefik, Tırgovişte (Eski Cuma) “Kozitsa” köylerinden olup, Hak ve Özgürlük Hareketi (DPS) “Boyana Sarayı” adıyla bilinen yürütme merkezinde, yıllarca başkan ve “fahri başkan” olan Ahmet Doğan’ın politik sekreterliğini yapan, mali işlerini de yürüten ve 17 Ekim 2008’de beylik tabancasıyla canına kıyan Ahmet Emin’in gizli polis arşivlerindeki ajan adıdır.  3 çocuk babası olan 46 yaşındaki Emin’in eşi Ferah Hüseyin de uzun yıllar DPS’de görev almıştır. 3 defa açılıp kapanan A. Emin intihar dosyasında öyle bir cümle var: “Üslendiği sorumluluğu taşıyamamıştır.”

Olay, 1992’de, Ahmet Doğan’ın (Bulgar İstihbaratı Birinci Şube Beşinci Amirlik ajanı Sava) Sofya’da Türkiye Büyükelçiliği’ne dış ülkelerde çalışan 876 Bulgar ajanının dava dosyalarını götürüp teslim etmesiyle başlamıştır. Olabilir ya, bu dosyaların seçilmesinde, sıralanmasından, hazırlanmasında ve paketlenmesinde ve belki de arabaya yüklenmesinde (sekreter olan),  eli ve katkısı olan Ahmet Emin (Mehmet Tefik) Bulgaristan Milli Sorgulama Polisi (NCC) Başkan Yardımcısına telefon ederek bu olayı ihbar etmiş ve görüşme istemiştir. Sofya’da yapılan gizli görüşmeye NCC’den Başkan yardımcısı Terziyski ve Devlet Güvenliği (DS)
II. Şube, Balkan Devletleri Amirliği Başkan yardımcısı Georgi Paunov gelmiştir. Bu görüşmede, Ahmet Emin’in DPS merkezinde görevli gizli ajan “Mehmet Tefik” kod adıyla olayı ayrıntılı bir şekilde devlet makamına anlatması, gazeteci Bayan Bogdana Lazarova’nın kitabından ayrıntılı yer almıştır.

İki dönem DPS Başkan Yardımcılığı ve Örgüt İşleri Sekreteri görevlerinde bulunan Osman Oktay’ın 2016’da çıkan, “Bir Hayalin Sonu –DPS Gerçeği” kitabında, Ahmet Emin’in DS-ajanı Mehmet Tefik olduğuna ve Ahmet Doğan’ı 1992’de T.C. Sofya Büyükelçiliğine verilen dış ülkelerdeki Bulgaristan casusları dosyaları olayında jurnalleyen ajan olduğuna işaret etmemiştir. Belki de Oktay, bu çorap söküğü üstüme sıçrar ve başıma bela açar diye korkmuş olabilir. 26.10.2016 tarihinde “Dnevnik” gazetesinde konuya değinen O.Oktay, bu “cinayetin” DPS partisinin gizli kanallardan finanse edilmesini sağlayan düzenekle bağlantılı olduğuna açıklık kazandırmıştır.

İlgililer, gazeteci B. Lazarova’nın kitabının ikinci baskısını engellemiştir. Sosyalizm yıllarında ve Bulgaristan Varşova Paktı üyesi iken Batılı ülkelere çıkarılan ajanların isimleri, adresleri, kodları, çalışma alanları, yakın ve uzak vadeli görevleri bir NATO üyesi olan T.C. Sofya Büyük Elçiliğine verilmesine karşı Bulgaristan devleti tarafından hiçbir önlem alınmaması dikkat çekicidir. Ahmet Doğan tutuklanmamış, sorgulanmamış,  gizli depolardan dosya çıkarılmasına izin verenlerden ve kolaylık sağlayanlardan hiç birinin saçından tel düşmemiş, bunlar vb oyunu kısa sürede ortaya koymuştur. Üstüne üstelik ajanlardan hiç birine “ipin pazara çıktı” tasına tarağını topla ve ilk uçakla Sofya’ya dön, emri de verilmemiştir.

Bu olay, Türkiye gazeteci ve yazarlarından Soner Yalçın kalemine de takılmış ve 1999’da “Bay Pipo”(Harim Abas)  eserinde, masaya yatırılmış desek fazla olur, hiç olmazsa İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü depolarının birinin bir köşesinde çuval üstü çuval istiflenmiş şeklinde kamuoyu bilgilenmiştir. O yılların MİT Müsteşarı Mehmet Eymür yıllar sonra Plovdiv “Princes” Otel müdürlüğüne atandığında olaya değinmemiştir.

Kim ne derse desin, arkada kalan 11 yıl içinde yüz binlerce Bulgaristan Türkünün gözü, Bayan gazeteci B. Lazarova örneğinde de görüldüğü üzere  hep Ahmet Emin cinayeti üzerindedir. Türklerin akıl aynası sorulara cevap aramaktadır. Bu cinayet olayını yazmayan gazete ve sosyal medya kalmadı ama sonuçlar gün yüzüne çıkarılamadı.

Bu yıllar içinde 3 açıklama asla unutulmamıştır:
 Bir, resmi makamların eline geçen ve hala açıklanmayan “Ahmet Emin’in” “babasına, eşine ve çocuklarına veda mektubu.”
İki, Ahmet Doğan’ın ölüm olayından hemen sonra “Bizim aramızda olan ve arkamızda boşanan bir olay var”. demesi.

Üç, Daha sonraki yıllarda DPS basın sözcüsü olan, Şumen milletvekili, Plamen Konstantinov’un  “Ahmet Emin’in formel (açık) ve formel olmayan (gizli) ilişkileri vardı.” demesi.

Bu demeçlerden sonra Ahmet Emin’in Sofya’daki İskoç Mason Örgütü’ne üye olduğu, gizli görüşmelerine devamlı olarak katıldığı, bağlılığını ispat etmek için mason yeminine sağdık kaldığı ortaya çıktı. Örgüte ünlü Bulgar avukatlar, Sorosçu çevrelerden bilinen siyasetçiler katıldığı basına düştü. Resimli haberler yayınlandı. Belki de P.Kostadinof’un işaret ettiği formel olmayan (gizli) ilişkiler bunlardı.

Olayın derinliğini Akıl Aynasında görebilmemiz için, bilinmesi gereken başka bir özellikse şudur. Ahmet Emin, politik sekreter sıfatıyla DPS ödemelerinden sorumlu olmasıdır.
2005’te Volen Siderov’a “Ataka” partisini tescil ettirmek için verilen 1 600 000 (bir milyon altı yüz bin) leva ödenmesi emri de A.Emin’in bilgisayarında yazılmış ve A. Emin tarafından imzalanmış ve kaşelenmişti.  Bu cümleden olmak üzere, A. Emin’in her yıl muntazam olarak Mart ayında İsviçre ve Lihtenstein Bankalarına gittiği  biliniyordu. Bu bankalardaki hesaplar onun üstüne görünse de, bir olay olmuş olsa, (insan başına gelmesin) hesaplardaki dövizin  varisi (mirasçısı) olarak şahsen Ahmet Doğan gösterilmişti.
Olay şöyle ki, Ahmet Emin’in (Allah hepinize ömürler versin) toprağa verilmesinden sonra bu hesapları bozmadan sürdürme, Ahmet Doğan isimli şansın olduğunu belgelemek ve mutlaka bir yeni varis göstermek amacıyla Ahmet Doğan kızı Demet’le birlikte Mart aylarında Zurich, Bern ve Vadus’ta görünmeye başladı.
Gelişme şöyle bir yön aldı ki, bu ziyaretler ve imza karşılığı verilen banka hesap dökümlerinde daha 2008’de  20 000 000 (yirmi milyon) Amerikan Dolar’ın eksik olduğu, Birleşik Amerika’da bir Bankaya havale yapıldığı ve artık 11 yıldan bu yana  paranın  geri gelmediği, haber de alınamadığı  tespit edilmiştir.

Akıl Aynası’nda görüldüğü üzere, bu döviz İsviçre’de 3 banka üzerinden ABD’de (adı ve hesapları kodlu olan) tek bankaya 3 defada çıkarılmıştır. İşlem, Sofya’daki mason grubu ile anlaşmalı ve onaylı emirle “20 milyon ABD Doları, çok kısa bir süre ve karşılığında şu kadar para için çıkarılmıştır” anlaşmasına göre, gerçekleştiği artık biliniyor. Bilinse de, İsviçre’deki bankalarda Sofya’da İskoç Mason Grubunda bir iç belge şeklindeki şifayı sözleşme geçerli değil, çünkü kimsenin bu işlerden haberi yok gibi, omuz silkiyorlar.
Son 5 yılda Ahmet Doğan’ın iyice içine kapanması, susması, sık sık İsviçre’ye gidişleri hep bu amaçladır. Ahmet Emin’den sonra bulunamayan, Milli Güvenlik Devlet Ajansı (DANS) tarafından el konan bilgisayar ve kasadaki diğer evrakları arasında da olmayan, “kayıp havale evraklarını gerekli imza ve onaylarla yeniden ve bu defa kendi adına elde etme ve ABD’deki bankanın ismini, adresini vb gerekli öteki delil ve evrakları toplama” ve dolayısıyla kayıplara karışan 20 milyon ABD Doları geri alma amacıyla yapılmıştır.
Bu iş için çalınan son kapı Birleşik Amerika Sofya Büyükelçiliğidir.

Sofya’daki Mayıs 2019 mali gelişmelerinde, DPS’nin banka hesabında ancak 5-6 milyon leva para olduğu açıklandı.  Lichtenstein ve Vadüs’teki  “Of Shor” banka hesaplarındaki gizli “acountlar” ve “benefishır” (hamil)  Herr Ahmet Emin’den,  Herr Ahmet Doğan’a değiştiğinden dolayı ve bunlar  (personal acount) kişisel hesap olduğu için kaynaklar susuyor. Bilgi yok.

Fakat herkesin gözü önünde ve davulun tokmağını hep aynı noktaya vura vura halkın kayasına telkin etmeye çalıştıkları şeyler de var. Örneğin, cebindeki ve Bulgar bankalarındaki parası 5-6 milyonu aşmayan Doğan, birden bire “kredi milyoneri” oldu. Sofya/Boyana’da “Belovodski pıt” sokağındaki “Sarayı” satın aldı, Varna’da “Isı Elektrik Sanrali” hislerine milyonlar saydı, Burgaz yakınlarındaki “Yazlık Köşkün” borçlarını ödedi vs. Bütün bankalar sanki Doğan’ “BİZDEN KREDİ AL” DİYE YALVARIYOR.

Akıl Aynası emrin yüksek yerden geldiğini görmüyor musunuz diyor?

Ne var ki, olay bu noktada bitmiyor. 2008’de tam da bu olay Ahmet Emin’i intihara itmiş ve tek kurşunla patlayan beyninden fışkıran kan “lanetli sarayın” dördüncü zemin kat “Türk Hamamı” yolu merdiveni duvarlarına yapışmıştır.

İlginçtir, Ahmet Emin aynı gün mason ocağı “kardeşlerinin” hepsini birer birer aramış, hiç birisinden” “çıt” çıkmamış, saat 12’de spor takımla işe gelmiş, yarım saat “vasiyet” yazmış ve 12.30’da hayat yolu kesilmiştir.

Savcılık, olayla ilgili 85 kişiyi sorgulamış, 15 deney yapmış, mezarı açmış ve Ahmet Emin’in “kendisine telkinde bulunulabilen” bir kişi olduğu sonucunu resmen açıklamıştır.

Bu gelişmelerle ilgili, Akıllı Ayna’da, 2017’den sonra Sofya’daki Amerikan Büyük Elçisi Erik Rubin ile birlikte Ahmet Doğan ve Mustafa Karadayı simalarının belirmesi herkesi şaşırttı.
Fotoğraf okuma ustaları bu işler Varna “Isı Elektrik Santrali” ile bağlı, santralın ocağı kömürden sıklaştırılmış doğal gaza değiştirilecek ve Amerika’dan tankerlerle getirilecek likit gazla çalışacak öngörüsü açıkladı. Ardından “Maritsa İstok” kömür santrallerimizin Avrupa Birliği istemlerine göre ekolojik çalışmasına Amerikan likit gazı gerek haberleri çıktı.
Sonra, Varna körfesine bir “sıklaştırılmış gaz limanı” açılması planının hazır olduğu duyuruldu. Bir haber daha açıklanması gerek, Varna’dan Dimitrovgrad ve Radnovo merkezlerine kadar  iki doğal dağıtım merkezi kurulacak. Beklenen 2 haber daha var, 56 bin kömür madencisi içten atılacak.
Son haber de bugün artık basında yayınlandı Bulgaristan’da 2020’den başlayarak sanayiye verilen elektrik enerjisi %203 oranında pahalılaşacak.

Akıl Aynasında yazı çıkmıyor. Herkes fotoğrafları kendi okuyor. Bu da zeka meselesi. Okuyan okuyor, okuyamayan başkaları tarafından didiklemesini bekliyor.

Anlaşılan Ahmet Emir hakikatten Amerika’nın Doğu Avrupa ülkelerini sömürgeleştirme politikasının gizliliklerini bilmeyen biriymiş ve kafası mason gecelerinde iyice karıştırılmış biriymiş. Kimseyle görüşmeyen, karısını çok kıskanan ve egoizmi yüzüne vuran biri. Bunu Bulgar ilgililer biliyormuş

Hiç olmazsa, Bulgaristan’da bir kişinin BÜYÜK ADAM olması için ya kızının, ya karısının Amerika’da esir hayatı yaşaması şartı olduğunu ah bir bilseydi. BSP partisi Başkanı Kurnelya Ninona’nın oğlu bile Amerika’da yaşamak zorunda, “Dayanışma” sendikası şefi Dr. Trençev’ın eşinin bile Amerika’da süründüğünü ah bir bilseydi.

Ne oldu şimdi, bizden kimse çocuklarını ve karısını Amerika’ya esir veremediğinden dolayı 20 milyon Dolarımızı lüp diye yuttular ve artık 11 seneden beri, şunu yapın” vereceğiz, “bunu yapın” geri verelim pazarlıklarıyla oynatıldık. Bulgar tabak kapatıldı. Elektrik santallerimiz kapatılıyor. Şartı ne “gazı Rus’tan değil, bizden alacaksınız.”  Ahmet Doğan etrafındaki sıkışıklığı ve şartlı kurtlu işleri anladınız sanıyorum.

Anlamayanlar yazsın, yazsın da millet aydınlansın.

Sevgili soydaşlarım, aslında bu paraların hepsi, Bulgar devletinin her oy için ödediği 11 levadan  15 sene toplanmıştı.  İsviçre bankasındaki son bilançolarda toplam 36 milyon leva olarak görünmeliydi.
Ama tavadaki balıkları Amerikan kedisi yeni! 2008’den beri esir durumdayız. Şimdi de “sözde” paralarımız bize “sıklaştırılmış doğal gaz” şeklinde geri verilecek ve elektrik faturası karşılığı Ahmet Doğan haylazlığının şahsi hesaplarına dolacak.

Yaşasın aldatılmaya doymayan halkımın hürriyet mücadelesi.
Yeni Bulgaristan’ı öğrenmek isteyenler, bizi izleyiniz.
Analiz merkezimiz sizin için çalışıyor.
Teşekkür ederim.