İsmail GEMİCİ Bulgaristan Yeni Bir Yol Ayrımında: Türk Seçmeni, Ekonomik Baskılar ve Yeni Siyasi Arayış Bulgaristan’da 19 Nisan 2026 seçimleri yalnızca bir hükümet değişikliği değildir. Bu seçimler, otuz yılı aşkın süredir devam eden siyasi düzenin halk tarafından ciddi biçimde sorgulanması anlamına gelmektedir. Sandıktan çıkan sonuç, sadece partilerin değil, aynı zamanda
Devamı...Kategori: Yazılar
Bir Milletin Hafızası: Türk Olmak Sadece Bir Kimlik Değil, Bir Yük Taşımaktır
Arzu ÜNAL Bazı milletler vardır; sadece bir coğrafyada yaşar. Bazı milletler vardır; yaşadıkları coğrafyaya ruh verir. Türk milleti işte böyle bir millettir. Bizim hikâyemiz yalnızca savaşların, fetihlerin ya da devletlerin hikâyesi değildir. Bizim hikâyemiz; dağılırken bile yeniden toparlanan, yıkılırken bile evladını ayağa kaldıran, küllerinden yeniden doğmayı bilen bir milletin hikâyesidir.
Devamı...Türkiye’nin Stratejik Yürüyüşü: İnsan, Akıl ve Devlet Ahlakı
Rafet ULUTÜRK Türkiye’nin en büyük meselesi yalnızca ekonomi, güvenlik, eğitim ya da teknoloji meselesi değildir. Bunların hepsinin temelinde daha derin bir sorun vardır: İnsan kalitesi, akıl üretimi ve stratejik devlet anlayışı. Bir ülke, insanını yetiştirebildiği kadar büyür. Aklını kurumsallaştırabildiği kadar güçlenir. Stratejisini milli hedeflerle birleştirebildiği kadar tarih sahnesinde söz sahibi
Devamı...Devletsiz Güç: Trakların En Büyük Zaafı
İsmail GEMİCİ Tarih boyunca insanlık, gücü yanlış tanımladı. Uzun süre boyunca güç denildiğinde akla kalabalık ordular, cesur savaşçılar ve geniş topraklar geldi. Oysa gerçek çok daha serttir: Güç, ne sayıdır ne de cesaret. Güç, örgütlenme kapasitesidir. Traklar bu gerçeği en ağır şekilde ödeyen toplumlardan biridir. Antik dünyanın en kalabalık halklarından
Devamı...Pazarın Ritmi: Modern Zamanın Gürültüsünde Ruhun Dinlenme Durağı
Arzu ÜNAL Dünya, tarihin hiç olmadığı kadar hızlı döndüğü, saniyelerin dijital birer kırbaç gibi sırtımızda şakladığı bir “koşuşturma çağından” geçiyor. Her sabah bir yerlere yetişme telaşıyla uyanıyor, çoğu zaman menzile varsak da kendimize yetişemiyoruz. İşte bu devasa gürültünün ortasında Pazar günü; durup nefes almamız, ruhumuzu geride bıraktığımız o tozlu yollardan
Devamı...Sofralar Dağılırsa Toplum Dağılır
Arzu ÜNAL Modern çağın en büyük krizlerinden biri ekonomik değildir. Ne teknoloji eksikliği ne de üretim yetersizliğidir. Asıl kriz; insanların aynı sofrada oturmayı unutmasıdır. Çünkü bir toplumun gerçek gücü, yalnızca ordusunda, ekonomisinde ya da şehirlerinde değil; aynı ekmeği bölüşebilen insanlarının kalbindedir. Türk kültüründe sofra, sadece yemek yenilen bir masa değildir.
Devamı...Türk Tarihinde Ana: Devleti Doğuran Sessiz Kudret
Arzu ÜNAL Ana Sadece Aile Değil, Medeniyetin Merkezidir Türk tarihinde “ana”, yalnızca çocuğu dünyaya getiren kişi değildir. O, evi kuran, töreyi taşıyan, dili öğreten, hafızayı koruyan ve gerektiğinde milleti yeniden ayağa kaldıran temel güçtür. Türk kültüründe “ana” kelimesinin sıcaklığı kadar ağırlığı da vardır; çünkü ana, bireyin ilk yurdu, milletin ilk
Devamı...Türk Dünyasında Yeni Strateji: Kimlikten Medeniyet Tasarımına
Oya CANBAZOĞLU 21.yüzyılda devletler yalnızca ordularıyla ya da ekonomik büyüklükleriyle yarışmıyor. Asıl mücadele; kimlik, kültür, teknoloji, nüfus ve jeopolitik etki alanı üzerinden yürütülüyor. Bu nedenle Türk dünyasının geleceği yalnızca “kardeşlik” söylemleriyle değil, uzun vadeli bir medeniyet stratejisiyle ele alınmalıdır. Bugün Türk dünyasının karşı karşıya olduğu temel mesele yalnızca parçalanmışlık değildir.
Devamı...Norveç’in Unutulan Tarihi: Kral Håkon Håkonsson ve Türk Kökeni Tartışmaları
Derya YILDIRIM Tarih yalnızca savaşların, fetihlerin ve taç giyme törenlerinin kaydı değildir. Aynı zamanda unutulan kökenlerin, bastırılan kimliklerin ve zaman içinde silikleşen kültürel bağların da hikâyesidir. Avrupa’nın kuzeyinde, buzullar ve fiyortlar ülkesi olarak bilinen Norveç’in tarihine bakıldığında da benzer bir tablo karşımıza çıkıyor. yüzyıl Norveç tarihinin en dikkat çekici hükümdarlarından
Devamı...Dünya’nın En Kurak Noktası: Atakama Çölü
Hüseyin YILDIRIM Susuzluğun Ortasında Yaşamın Direnişi Güney Amerika’nın batısında, Şili’nin kuzeyinde uzanan Atakama Çölü, yalnızca dünyanın en kurak bölgesi değil, aynı zamanda doğanın sınırlarını zorlayan olağanüstü bir coğrafya olarak dikkat çekiyor. And Dağları ile Pasifik Okyanusu arasında yer alan bu eşsiz çöl, kuraklığın en uç örneklerinden birini temsil ediyor. Bilim
Devamı...Bir Ninenin Sandığından Çıkan Vatan
Arzu ÜNAL Ahşap sandığın kapağını açtığında, içeriden yalnızca eski bir yazma ya da birkaç solmuş fotoğraf çıkmadı. Bir ömürlük hasret, yarım kalmış bir memleket ve susarak anlatılmış bir tarih döküldü dizlerine. Nine, titreyen elleriyle sandığın içinden küçük bir toprak kesesi çıkardı. “Bu,” dedi, “bizim evin bahçesinden… Ahıska’dan.” O an anladım
Devamı...Aldırma Dökülen Yapraklara
Sinan AKTAŞ Sonbahar, doğanın sessizce içe çekildiği mevsimdir. Ağaçlar sararan yapraklarını birer birer bırakırken, insanın içine de ince bir hüzün düşer. Dallardan kopan her yaprak, kimi zaman bir vedayı, kimi zaman geçen zamanı, kimi zaman da hayatın elimizden usulca kayıp giden yanlarını hatırlatır. Bu yüzden sonbahara bakan birçok insan, onda
Devamı...4 Mayıs 1924: Kerkük’te Bir Katliamdan Fazlası
Arzu ÜNAL Bazı olaylar yalnızca yaşandığı günle sınırlı değildir; etkisi nesiller boyunca sürer. 4 Mayıs 1924’te Kerkük’te yaşanan Levi Baskını da böyle bir hadisedir. O gün sadece Türkmen siviller hedef alınmadı; Kerkük’ün kimliği, hafızası ve siyasi iradesi de hedef alındı. Musul Meselesinin Gölgesinde Kerkük 1924 yılı, sıradan bir yıl değildi.
Devamı...Trakya: Bir Coğrafya Değil, Bir Güç Denklemi
İsmail GEMİCİ Bazı coğrafyalar vardır; haritada küçük görünür ama tarihte büyük yer kaplar. Trakya, işte o coğrafyalardan biridir. Birçok insan için Trakya, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısıdır. Bu doğru… ama eksik. Çünkü Trakya sadece bir kapı değildir. Kapıdan geçersiniz ve yolunuza devam edersiniz. Oysa Trakya’dan geçen, sadece yol almaz; yön değiştirir.
Devamı...İyilik Bir Duygu Değil, Stratejidir
Arzu ÜNAL İyiliği çoğu zaman duygusal bir tercih, hatta bazen bir “lüks” gibi görüyoruz. Oysa bugünün dünyasında iyi kalabilmek, yalnızca bir karakter meselesi değil; aynı zamanda ciddi bir stratejik duruştur. Çünkü karmaşanın arttığı, güvenin azaldığı, herkesin kısa vadeli kazanç peşinde koştuğu bir ortamda tutarlılık en nadir sermayeye dönüşür. Kötülüğün daha
Devamı...Medine’nin Son Nöbeti
Arzu ÜNAL Tarih bazen büyük zaferlerin değil, büyük yalnızlıkların adıdır. Kimi insanlar kalabalık ordularla değil, vicdanlarının omzuna yüklediği ağır bir emanetle yürür. Fahreddin Paşa’nın Medine’deki hikâyesi de böyledir: Bir imparatorluk çökerken, bir komutanın çökmemeye çalışmasının hikâyesi. Ömer Fahreddin Türkkan, Osmanlı’nın son dönem askerlerinden biriydi. Fakat onu tarihin hafızasına kazıyan şey
Devamı...Hayat Bir Maratondur: Sabır ve Azimle Koşmaya Devam Et
İbrahim SOYTÜRK Hayat, kısa bir koşu değil; uzun, yorucu, inişli çıkışlı bir maratondur. Ne zaman başladığını tam olarak fark ederiz ne de hangi dönemeçte bizi neyin beklediğini önceden bilebiliriz. Bazen güneşli, ferah bir yolda ilerleriz; bazen yağmurun altında ıslanır, çamura saplanır, soğuk rüzgârlarla mücadele ederiz. Fakat hayatı anlamlı kılan da
Devamı...Yasal Olan Her Şey Helal Değildir
Arzu ÜNAL Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, “Yasal ise meşrudur” kabulüdür. Oysa yasal olan ile helal olan her zaman aynı şey değildir. Kanun bir davranışın suç olup olmadığını belirler; helallik ise o davranışın vicdana, hakkaniyete ve kul hakkına uygun olup olmadığını sorgular. Hukuk toplumun düzenini sağlar. Fakat hukuk, ahlak
Devamı...Doğru Yolda Kaybolmamak: İçsel Pusulanın Sarsılmaz Gücü
Derya YILDIRIM Hayat, ucu bucağı görünmeyen bir okyanus gibidir; bazen sütliman, bazen de fırtınalarla dolu. Bu yolculukta herkes zaman zaman belirsizliklerin sisinde kalır, kararsızlığın kıyısına vurur. Ancak kadim bir bilgelik der ki: “Doğru yolda olan bir insanın kaybolması mümkün değildir.” Çünkü doğru yol, haritalarla çizilen fiziksel bir rota değil; insanın
Devamı...Alın Teri, Vicdan ve Güç: Osmanlı’da Emek İlişkilerine Yeniden Bakış
Arzu ÜNAL Osmanlı çalışma hayatına dair tartışmalar genellikle iki uç arasında gidip geliyor: Bir yanda “insanı merkeze alan adil düzen” anlatısı, diğer yanda kurumsallaşmamış ve keyfî bir yapı eleştirisi. Oysa hakikat, çoğu zaman bu iki yaklaşımın kesişiminde saklıdır. Osmanlı’da işçi-işveren ilişkileri ne tamamen idealize edilecek kadar kusursuzdu ne de bütünüyle
Devamı...
