BULTÜRK’ün İliyana Yotova’ya Desteğinin Temelinde Hangi İlkeler Var?

Gülten RAYİMOĞLU

Sözlerden ilkelere, ilkelerden Bulgaristan’ın ortak geleceğine
BULTÜRK – Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği
Bir siyasetçinin konuşmalarını değerlendirirken yalnızca söylediklerine değil, hangi toplumsal sorunlara dikkat çektiğine, nasıl bir devlet anlayışı ortaya koyduğuna ve sözlerinin uygulamada nasıl karşılık bulabileceğine de bakmak gerekir.
BULTÜRK’ün İliyana Yotova’ya yönelik destek açıklamalarını anlamak açısından, Yotova’nın Eylül ve Ekim 2026 tarihlerinde paylaştığı konuşmalarda öne çıkan demokrasi, toplumsal uzlaşma, insan hakları, gençlik, bilim, tarih ve eşit vatandaşlık konuları önem taşımaktadır.
Bu açıklamalar, Bulgaristan Türklerinin yıllardır dile getirdiği bazı temel beklentilerle de kesişmektedir: Devletin bütün vatandaşlarına eşit mesafede durması, farklı kimliklerin saygı görmesi, gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesi ve siyasetin ayrıştırıcı değil, birleştirici bir dil kullanması.
1. Millî çıkar söz konusu olduğunda farklı görüşler aynı masaya oturabilmelidir
Yotova, 28 Eylül tarihli paylaşımında şu ifadeleri kullanıyor:
“Millî çıkar söz konusu olduğunda farklı görüşlere sahip insanların aynı masaya oturabileceğine ve doğru kararları alabileceğine derinden inanıyorum.”
Bu açıklama, siyasal uzlaşma ve kurumlar arası iş birliği anlayışını ortaya koymaktadır.
Bulgaristan gibi farklı etnik, dinî ve kültürel toplulukların birlikte yaşadığı bir ülkede, uzlaşma yalnızca siyasi partiler arasında değil, toplumun bütün kesimleri arasında da önemlidir.
BULTÜRK açısından burada sorulması gereken temel soru şudur:
Farklı görüşlerin aynı masaya oturabildiği bir Bulgaristan’da, farklı kimliklerin de eşit şekilde temsil edilmesi nasıl güvence altına alınacaktır?
Uzlaşmanın gerçek değeri, yalnızca siyasi liderleri bir araya getirmesinde değil, vatandaşların gündelik yaşamındaki ayrımcılığı ve eşitsizlikleri azaltabilmesindedir.
2. Devletin gücü vatandaşının sesini duymasıdır
Yotova, 29 Eylül tarihli açıklamasında şöyle diyor:
“Her zaman insanların arasındayım. Bulgaristan’ın her yerinde farklı mesleklerden insanlarla buluşuyor, onları dinliyor ve sorunlarını çözmeye çalışıyorum. Çoğu zaman en iyi çözümler insanlardan geliyor.”
Bu sözler, vatandaşla doğrudan iletişime önem veren bir siyaset anlayışını yansıtmaktadır.
Bulgaristan Türkleri açısından bu yaklaşımın özel bir anlamı bulunmaktadır. Kırcaali’den Şumnu’ya, Razgrad’dan Silistre’ye, Smolyan’dan Dobriç’e kadar vatandaşların eğitim, istihdam, yerel kalkınma, kültürel miras ve kamu hizmetlerine erişim konularındaki taleplerinin dinlenmesi önemlidir.
Ancak dinlemek ilk adımdır. Asıl ölçü, dile getirilen sorunların hangi somut politikalarla çözüleceğidir.
3. İnsan hakları yalnızca ülke sınırları içinde değil, uluslararası alanda da savunulmalıdır
Yotova, Birleşmiş Milletler toplantılarıyla ilgili paylaşımında, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk ile görüşmesinde Kuzey Makedonya’daki Bulgarların haklarını ve Koçani’den İva Mihaylova’nın durumunu gündeme getirdiğini belirtiyor.
Bu açıklama, azınlık haklarının uluslararası diplomasi kapsamında ele alınmasına ilişkin bir örnektir.
Buradan hareketle BULTÜRK’ün yıllardır önem verdiği evrensel bir ilke üzerinde durulabilir:
Bir ülkede azınlık haklarını savunmak ile kendi ülkesindeki bütün vatandaşların dil, kültür, inanç ve kimlik haklarını korumak aynı insan hakları anlayışının parçaları olmalıdır.
Bulgaristan Türklerinin ana dillerini öğrenebilmesi, kültürel miraslarını yaşatabilmesi ve kamusal hayata eşit biçimde katılabilmesi bu çerçevede değerlendirilmelidir.
4. Genç bilim insanları Bulgaristan’ın geleceğidir
Yotova, 2 Ekim tarihli paylaşımında şu düşünceyi dile getiriyor:
“Genç Bulgar bilim insanları, yüksek teknolojilerin yeni dünyasında Bulgaristan’ın saygınlığını inşa ediyor.”
Ayrıca gençlere, hangi başarıları kazanırlarsa kazansınlar Bulgaristan ile bağlarını koparmamaları yönünde çağrıda bulunuyor.
Bu yaklaşım, Bulgaristan’ın önemli sorunlarından biri olan genç nüfusun yurt dışına göçü açısından değerlendirilmelidir.
BULTÜRK’ün eğitim ve kültürel miras çalışmalarında da genç kuşakların bilgi, meslek ve bilim yoluyla güçlenmesi önemli bir hedeftir.
Gençlerin ülkelerine bağlılığını korumaları için yalnızca duygusal çağrılar yeterli değildir. Nitelikli eğitim, liyakate dayalı istihdam, girişimcilik imkânları ve ayrımcılıktan uzak bir çalışma ortamı gerekir.
5. Yaşlılara saygı, toplumun hafızasına saygıdır
Yotova, 1 Ekim tarihli paylaşımında şöyle diyor:
“Bulgaristan’ın yaşlı insanları bugünkü vatanımızı inşa etti. Bunu asla ihmal etmemeli ve unutmamalıyız.”
Kuşaklar arası dayanışmayı amaçlayan Nesillerin Bankı girişimine de dikkat çekiyor.
Bu sözlerin Bulgaristan Türkleri açısından tarihî bir karşılığı bulunmaktadır.
Geçmişte yaşanan zorunlu göçlerin, kimlik ve dil üzerindeki baskıların, aile ayrılıklarının hatıraları büyük ölçüde yaşlı kuşakların hafızasında yaşamaktadır.
Bu nedenle yaşlılara saygı yalnızca sosyal yardım ve emeklilik politikası değildir. Aynı zamanda tarihî hafızanın korunması meselesidir.
BULTÜRK açısından bu konu, sözlü tarih çalışmalarının geliştirilmesi, yaşlıların hatıralarının kayda alınması ve genç kuşaklara aktarılması bakımından önemlidir.
6. Teknoloji gelişirken insanın değeri unutulmamalıdır
Yotova, 1 Ekim tarihli bir başka açıklamasında:
“Her yeni teknoloji, insanlara ve topluma faydalı olduğu ölçüde değerlidir.”
diyerek yapay zekâ çağında insanın doğru ile yanlışı ayırt etme sorumluluğunun daha da önem kazandığını vurguluyor.
Bu yaklaşım eğitimden kamu yönetimine kadar geniş bir alanda tartışılmayı hak ediyor.
Teknoloji, bütün vatandaşlara hizmet edebildiği ölçüde toplumsal kalkınmaya katkı sağlar. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan gençlerin dijital eğitime erişimi ve yaşlıların dijital kamu hizmetlerinden yararlanabilmesi, eşit vatandaşlığın yeni boyutları arasındadır.
7. Bulgaristan’ın geleceği ortak sorumlulukla şekillenecektir
Yotova’nın 28 Eylül tarihli açıklamasında yer alan bir başka ifade şöyledir:
“Bulgaristan’ın geleceği söz konusu olduğunda bütün kurumlar, her biri kendi yetkileri çerçevesinde, her Bulgaristan vatandaşının gücü ve enerjisiyle birlikte çalışmalıdır.”
Bu sözler üzerinden önemli bir demokrasi tartışması yapılabilir.
Birlikte çalışmak, herkesin aynı düşünmesi anlamına gelmez. Gerçek demokratik uzlaşma, farklı düşüncelerin korunabildiği, eleştirinin özgürce yapılabildiği ve hukuk karşısında herkesin eşit olduğu bir düzende mümkündür.
BULTÜRK’ün eşit vatandaşlık yaklaşımı bakımından Bulgaristan’ın geleceğinde etnik kökenine, ana diline veya inancına göre üstün ya da ikinci sınıf vatandaş anlayışına yer olmamalıdır.
8. Barış ve diplomasi: Uluslararası siyasette sorumluluk
Yotova, 27 Eylül’de Ukrayna’daki savaş hakkında askerî çözüm yerine müzakereyi savunan açıklamalarda bulundu. Bu yaklaşım, diplomatik çözüm arayışına verdiği önemi gösteriyor.
Ancak dış politika konularında görüş ayrılıkları da bulunmaktadır. Eylül ayında Ukrayna hakkında BM’de gündeme gelen ortak açıklama konusunda cumhurbaşkanlığı, hükümet ve muhalefet arasında farklı değerlendirmeler ortaya çıkmıştır.
Bu durum, dış politikada uzlaşma arayışının yanı sıra kurumlar arası açıklığın ve hesap verebilirliğin de önemini göstermektedir.
9. BULTÜRK’ün destek yaklaşımının somut ölçütleri
Yotova’nın konuşmalarında yer alan bu ilkeler, BULTÜRK’ün kamuoyuna açıkladığı destek gerekçeleri kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte siyasi açıklamalar ile uygulamalar arasındaki uyumun izlenmesi gerekir.
Bu çerçevede öne çıkan beklentiler şunlardır:
• Bütün Bulgaristan vatandaşlarının hukuk önünde eşitliği.
• Türkçe dâhil ana dili öğrenme ve kültürel kimliği yaşatma imkânlarının korunması.
• Etnik ve dinî ayrımcılıkla etkili mücadele.
• Gençlerin eğitim, bilim ve istihdam imkânlarının geliştirilmesi.
• Kırcaali, Razgrad, Şumnu, Silistre ve diğer bölgelerde dengeli kalkınma.
• Yaşlıların sosyal haklarının ve tarihî hafızanın korunması.
• Siyasi farklılıkların demokratik diyalogla ele alınması.
Sonuç: Sözler kadar uygulamalar da tarihe geçer
İliyana Yotova’nın paylaşımlarında vatandaşları dinleme, farklı görüşler arasında uzlaşma sağlama, insan haklarını savunma, gençleri destekleme ve kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirme temaları dikkat çekmektedir.
BULTÜRK’ün bu açıklamalara atfettiği önemi anlamak için Bulgaristan Türklerinin tarihî tecrübelerini, eşit vatandaşlık taleplerini ve Bulgaristan’ın bütün vatandaşları için ortak gelecek arayışını birlikte değerlendirmek gerekir.
Siyasi destek açıklamaları bir tercih ortaya koyar; demokratik hesap verebilirlik ise bu tercihten bağımsız olarak bütün yöneticilerin sözlerinin, kararlarının ve uygulamalarının sorgulanmasını gerektirir.
Çünkü seçimler gelip geçer; adalet, eşitlik ve insan onuruna hizmet eden uygulamalar kalıcı bir miras bırakır.