Bulgaristan Siyasetinde Yeni Eşik: Veliçie Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayıyla Mı Geliyor?

Rafet ULUTÜRK

Bulgaristan’da 25 Ekim 2026’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru siyasi hesaplar giderek daha dikkat çekici bir noktaya geliyor. Merkez Seçim Komisyonu da Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçimlerine katılacak siyasi parti, koalisyon ve girişim komitelerinin kayıt sürecine ilişkin kararlarını 20 Ağustos’ta yayımladı. Yani artık söylentilerin değil, adaylıkların ve ittifakların somutlaşacağı döneme giriyoruz.

Bu süreçte Veliçie (Величие) lideri İvelin Mihaylov’un Cumhurbaşkanlığı yarışına güçlü biçimde hazırlanması ve yanına Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı alabileceği yönündeki bilgiler son derece önemlidir.

Öncelikle şunu açıkça belirtelim: Benim ulaşabildiğim açık kaynaklarda Mihaylov’un şu ana kadar isim vererek resmen ilan ettiği Türk bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı bulunmuyor. Ancak Veliçie’nin Cumhurbaşkanlığı yarışına girme niyeti kamuoyuna yansımış durumda. Temmuz ayında Mihaylov’un partisinin Cumhurbaşkanlığı yarışına gireceğini açıkladığı haberleştirilmişti.

Eğer Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı mesajı resmî adaylığa dönüşürse Bulgaristan siyasetinde çok önemli bir eşik aşılmış olacaktır.

MESELE BİR İSİMDEN ÇOK DAHA BÜYÜKTÜR

Bulgaristan Türklerinin yıllardır yaşadığı temel sorunlardan biri şudur:

Türk seçmeni seçimlerde son derece değerli görülür; fakat seçim bittikten sonra aynı ölçüde devlet yönetiminin merkezinde temsil edilmez.

Oylarımız istenir.
Seçimlerde sandığa gitmemiz beklenir.
İkinci turda desteğimiz aranır.

Fakat Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı, yüksek bürokrasi, diplomasi ve stratejik devlet kurumları söz konusu olduğunda Türk toplumunun temsili aynı ağırlıkta görülmez.

İşte bu nedenle Mihaylov’un gerçekten Türk bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı düşünmesi halinde, konu Veliçie partisinden daha büyük bir anlam kazanacaktır.

Çünkü Bulgar siyasetindeki diğer partilere şu mesaj verilmiş olacaktır:

“Türk seçmen yalnızca oy deposu değildir; devlet yönetiminde eşit ortak olabilir.”

Asıl kırılma budur.

İLK DEFA TÜRK OYLARI İÇİN PAZARLIK DEĞİL, TEMSİL KONUŞULMALI

Bulgaristan Türkleri uzun yıllardır seçimlerden önce benzer cümleleri duyuyor:

“Bizi destekleyin.”
“Demokrasiyi koruyalım.”

“Avrupa yolunu birlikte savunalım.”

“Diğer adayın kazanmasını engelleyelim.”

Fakat artık Türk toplumunun sorması gereken soru farklıdır:
Biz sizi neden destekleyelim?

Bulgaristan Türklerinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki stratejik yaklaşımı artık adayların şahıslarına değil, ortaya koydukları programa dayanmalıdır.

Türkçe eğitim konusunda ne düşünüyorsunuz?

Türk bölgelerindeki ekonomik geri kalmışlığı nasıl çözeceksiniz?

Devlet kurumlarında Türklerin liyakate dayalı temsilini destekliyor musunuz?

Nefret söylemine karşı tavrınız nedir?
Bulgaristan-Türkiye ilişkilerini nasıl görüyorsunuz?

Ve en önemlisi:
Bulgaristan Türklerini devletin eşit kurucu vatandaşları olarak mı görüyorsunuz, yoksa yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan seçmen kitlesi olarak mı?

Bu sorular artık bütün Cumhurbaşkanı adaylarına yöneltilmelidir.

VELİÇİE’NİN HAMLESİ DİĞER PARTİLERİ DE ZORLAYABİLİR

İvelin Mihaylov bugün Bulgaristan siyasetinde sistem karşıtı söylemleriyle öne çıkan tartışmalı fakat dikkate alınması gereken bir siyasi aktördür. Veliçie son dönemde devlet kurumları, yolsuzluk iddiaları ve mevcut siyasi düzene ilişkin sert açıklamalar yapıyor. Mihaylov parti grubunun önde gelen ismi olarak görünürlüğünü artırmış durumda.

Fakat bizim açımızdan asıl mesele Mihaylov’u desteklemek veya karşısında olmak değildir.

Asıl mesele şudur:

Bir Bulgar siyasi partisi Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayını ciddi biçimde gündemine alıyorsa diğer partiler neden almasın?

GERB neden düşünmesin?
PP-DB neden düşünmesin?

Yeni siyasi oluşumlar neden düşünmesin?

Bulgaristan’ın Cumhurbaşkanlığı makamı bütün Bulgaristan vatandaşlarını temsil edecekse, ülkedeki Türklerin de bu makamın içinde görünmesi neden olağanüstü sayılsın?

Normal olan zaten budur.

TÜRK TOPLUMU BU FIRSATI BİR PARTİYE BAĞLAMAMALIDIR

Burada yapılabilecek en büyük stratejik hata şudur:

Bir parti “Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı” dedi diye bütün Türk oylarını hemen o partinin arkasına taşımak.

Hayır.
Tam tersine bu açıklama Türk toplumunun pazarlık gücünü yükseltmek için kullanılmalıdır.

Veliçie böyle bir aday çıkarırsa diğer Cumhurbaşkanı adaylarına da aynı soru yöneltilmelidir:

“Sizin Cumhurbaşkanı Yardımcınız neden Türk olmasın?”
O zaman yarış değişir.

Türk seçmeni bir partinin peşinden gitmez.
Partiler Türk seçmenin taleplerine yaklaşmaya başlar.

Siyasette güç budur.
Bir siyasi merkeze bağımlı olmak değil, siyasi merkezlerin sizin desteğinizi kazanmak için yarışmasıdır.

TÜRK ADAY OLACAKSA VİTRİN ADAYI OLMAMALIDIR

Burada ikinci önemli mesele adayın kimliğidir.

Sadece soyadı Türkçe olan bir kişinin aday gösterilmesi yeterli değildir.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı olacak Türk isim;

Bulgarcayı çok iyi bilmeli,

Türk toplumunu tanımalı,

Bulgar toplumuyla konuşabilmeli,

hukuk veya devlet yönetimi tecrübesine sahip olmalı,

temiz bir geçmiş taşımalı,

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerini anlayabilmeli,

Pomaklar, Romanlar ve diğer topluluklarla iletişim kurabilmeli,

Bulgaristan’ın tamamını temsil edebilecek devlet insanı profiline sahip olmalıdır.

Bizim aradığımız “Türk kökenli sembolik aday” değil, Bulgaristan Cumhuriyeti’ni yönetebilecek Türk devlet insanıdır.

Aradaki fark çok büyüktür.

TÜRKLER ARTIK BAŞKALARININ ADAYINI SEÇEN TOPLUM OLMAMALIDIR

Bulgaristan Türklerinin siyasal tarihinde çok uzun zamandır benzer bir tablo var.

Biz oy verdik.
Başkaları Cumhurbaşkanı oldu.

Biz destek verdik.

Başkaları Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.

Biz sandığı belirledik.

Fakat devletin tepesindeki temsil aynı ölçüde bize yansımadı.

Bu düzen artık sorgulanmalıdır.

Bulgaristan Türkleri bundan sonra yalnızca “kimi Cumhurbaşkanı yapacağız?” diye düşünmemelidir.

Şunu da sormalıdır:

“Devletin yönetiminde biz neredeyiz?”

Çünkü demokrasi yalnızca sandık değildir.

Demokrasi temsildir.
Katılımdır.
Eşit vatandaşlıktır.

2026 SEÇİMİ TÜRK SEÇMEN İÇİN STRATEJİK BİR PAZARLIK SEÇİMİDİR

25 Ekim 2026 Cumhurbaşkanlığı seçimini sıradan bir seçim gibi okumak hata olur.

Merkez Seçim Komisyonu’nun takviminin başlamasıyla birlikte siyasi partiler ve koalisyonlar artık adaylıklarını şekillendirecek.

Bu nedenle Türk toplumunun seçimden önce ortak bir Cumhurbaşkanlığı Mutabakat Metni hazırlaması gerektiğine inanıyorum.

Bu belgede temel talepler açıkça yer almalıdır:

Türklerin eşit vatandaşlık temelinde temsili;

Türkçe eğitim ve kültürel hakların korunması;

Türklerin yaşadığı bölgelerde ekonomik kalkınma;

devlet kadrolarında liyakate dayalı temsil;

nefret söylemiyle mücadele;

Bulgaristan-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesi;

ve Cumhurbaşkanlığı makamında Türk toplumunun gerçek anlamda temsil edilmesi.

Adaylar bu metne yaklaşımını açıklamalıdır.

Türk seçmeni de desteğini buna göre belirlemelidir.

PEŞİN OY DEVRİ KAPANMALIDIR

Bulgaristan Türklerine yıllardır öğretilen siyasi davranış şudur:

“Parti ne derse onu yap.”

Yeni dönemin anlayışı ise şöyle olmalıdır:

“Kim bizim geleceğimiz için doğru programı ortaya koyuyorsa onu değerlendir.”

Hiç kimse Türklerin oyunu cebinde görmemelidir.

Veliçie de görmemelidir.

GERB de görmemelidir.
PP-DB de görmemelidir.

DPS’nin herhangi bir kanadı da görmemelidir.
Başka hiçbir siyasi yapı da görmemelidir.

Türk seçmenin oyu değerliyse bunun karşılığında demokrasi, temsil ve kalkınma istemesi kadar doğal bir şey yoktur.
Bu bir etnik pazarlık değildir.
Bu eşit vatandaşlık talebidir.

ASIL DEVRİM TÜRK ADAYIN ÇIKMASI DEĞİL, NORMALLEŞMESİDİR

Bir gün Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayının Türk olması haber değeri taşımamalıdır.

Bir Türk bakanın atanması olağanüstü görülmemelidir.

Bir Türk diplomatın yükselmesi tartışılmamalıdır.

Bir Türk generalin, akademisyenin, valinin veya yüksek bürokratın görev alması etnik mesele yapılmamalıdır.

Çünkü Bulgaristan Türkleri bu ülkenin yabancıları değildir.
Bu toprakların insanlarıdır.

Vergisini veren, askerlik yapan, çalışan, üreten ve Bulgaristan’ın geleceğini paylaşan vatandaşlardır.

Gerçek Avrupa demokrasisi de bunu gerektirir.

MİHAYLOV’UN SÖZÜNÜ TAKİP EDECEĞİZ

Şimdi İvelin Mihaylov açısından da önemli bir sınav başlamaktadır.
Eğer gerçekten:
“Türk bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayıyla seçime gireceğiz”
diyorsa bunun devamı gelmelidir.

Kim?
Hangi niteliklere sahip?
Hangi programla?

Türk toplumunun hangi sorunlarına nasıl yaklaşacak?

Sadece seçim aritmetiğinin parçası mı olacak, yoksa gerçek bir siyasi ortaklık mı kurulacak?

Bunların cevabını görmeden kimseye peşin siyasi destek verilmemelidir.

Söz değerlidir.
Fakat siyasette esas olan sözün programa, programın kadroya, kadronun da icraata dönüşmesidir.

BUNDAN SONRA SORU ŞU OLMALI: TÜRKLER KİMİ DESTEKLEYECEK DEĞİL, KİM TÜRKLERİN DESTEĞİNİ HAK EDECEK?

2026 Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en önemli değişimi belki de burada yaşanabilir.

Yıllardır bize:
“Türkler kimi destekleyecek?”
diye soruldu.

Ben artık soruyu tersine çevirmek gerektiğini düşünüyorum:

“Hangi Cumhurbaşkanı adayı Bulgaristan Türklerinin desteğini hak edecek?”

İvelin Mihaylov gerçekten Türk bir Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla ortaya çıkarsa bu, seçim yarışındaki taşları yerinden oynatabilir.

Fakat daha önemlisi diğer partileri de Türk toplumuna bakışlarını yeniden düşünmeye zorlayabilir.

İşte o zaman Bulgaristan Türkleri bir seçimde daha oy veren kitle olmaktan çıkarak siyasi denklemin kurucu aktörlerinden biri hâline gelir.

Bizim hedefimiz bir Türk partisinin iktidarı değildir.

Bizim hedefimiz bütün Bulgaristan partilerinin Türk vatandaşına da Bulgar vatandaşına da aynı mesafede durduğu demokratik Bulgaristan’dır.

Bir Türk’ün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabilmesi de bunun doğal sonuçlarından biridir.

Ve belki de 2026 seçimlerinin en büyük mesajı şu olacaktır:

Bulgaristan Türkleri artık kendilerine ne verileceğini bekleyen bir toplum değil; demokratik temsil şartlarını ortaya koyan bilinçli bir siyasi güç olmak zorundadır.