BUGÜN KİMİ DESTEKLEMELİYİM?

Anne Şefkati mi, Siyasi Güç Mücadelesi mi? Bulgaristan’ın Vicdanına Sorulan Büyük Soru

Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken bir vatandaşın zihninde yalnızca adayların isimleri değil, yılların hayal kırıklıkları, annelerin gözyaşları ve çocukların geleceği var. Peki insan siyasi tercihini neye göre belirlemeli?

Arzu ÜNAL 
BGSAM Başkan Yardımcısı

Bir Vatandaşın Vicdanındaki Soru

Bugün kendi kendime soruyorum:

Ben nasıl bir Bulgaristan istiyorum?

Çocuklarımızın korkmadan büyüdüğü bir ülke mi?

Yoksa siyasetin sürekli güç mücadeleleriyle anıldığı bir ülke mi?

Annelerin evlatlarına kavuşabildiği bir memleket mi?

Yoksa köylerin boşaldığı, gençlerin uzak ülkelere gittiği bir memleket mi?

Bu soruların cevabı yalnızca bir cumhurbaşkanlığı seçimine sığmaz.

Ama seçimler, ülkemizin nasıl yönetilmesini istediğimizi düşünmek için önemli fırsatlardır.

Dün Meydanlarda Protesto Edilen Siyaset

Bulgaristan’ın yakın tarihinde Boyko Borisov ve Delyan Peevski’ye karşı düzenlenen protestolar hâlâ hafızalardadır.

Bu protestoların merkezinde siyasi nüfuz, yolsuzluk iddiaları, hesap verebilirlik ve devlet kurumlarına güven gibi meseleler bulunuyordu.

Bugün Borisov’un Andrey Gürov’a desteğini açıklaması, siyasi ittifaklar hakkında yeni tartışmalar başlattı. Borisov ve başka eski devlet yöneticileri, bu desteği Bulgaristan’ın Avrupa ve NATO yöneliminin korunmasıyla gerekçelendirdi.

Peevski hakkındaki siyasi eleştiriler ise ayrı değerlendirilmelidir. Bir siyasetçiye yöneltilen ağır suçlamalar, kanıtlanmış olgularla birbirine karıştırılmamalıdır.

Vatandaşın asıl sorması gereken soru şudur:

Bir adayın arkasındaki siyasi destekler, onun gelecekte vereceği kararları nasıl etkileyecek?

Bir Kadının Şefkati, Bir Devletin Adaleti

İliyana Yotova’nın cumhurbaşkanlığı adaylığı, Bulgaristan’da kadın liderliği açısından da önemli bir tartışma yaratıyor.

Bir kadın liderin topluma merhamet, anlayış ve uzlaşma mesajları vermesi elbette değerlidir.

Ancak annelik ve şefkat gibi nitelikler yalnızca kadınlara ait değildir. Devlet yönetiminde asıl önemli olan, bu insani değerlerin somut kararlara dönüşmesidir.

Bir cumhurbaşkanı merhametli olabilir; fakat aynı zamanda adil, tarafsız, bilgili ve anayasal sorumluluklarının bilincinde olmalıdır.

Şefkat, devletin gücünü zayıflatmaz.

Adaletle birleştiğinde o güce insanlık kazandırır.

Devletin büyüklüğü, yalnızca ne kadar güçlü olduğunda değil, en güçsüz vatandaşına nasıl davrandığında da görülür.

Yotova ve Gürov: İki Farklı Siyasi Yaklaşım

1 Kasım 2026’daki ikinci turda yarışan adaylar İliyana Yotova ve Andrey Gürov’dur. Delyan Peevski bu seçimde cumhurbaşkanı adayı değildir.

Yotova, diplomatik çözüm ve diyalog vurgusuyla öne çıkarken; Gürov, Avrupa Birliği ve NATO ile daha güçlü güvenlik iş birliğini savunuyor. Her iki yaklaşımın da Bulgaristan’ın dış politikası ve güvenliği açısından değerlendirilmesi gereken sonuçları bulunuyor.

Seçim yalnızca kişilikler veya siyasi destekçiler üzerinden değerlendirilmemeli.

Adayların anayasal yetkileri nasıl kullanacakları, devlet kurumları arasında nasıl denge kuracakları ve bütün vatandaşları nasıl temsil edecekleri de sorgulanmalıdır.

Bulgaristan Türklerinin Otuz Altı Yıllık Beklentisi

Biz Bulgaristan Türkleri çok şey yaşadık.

İsimlerimizin değiştirildiği günleri gördük.

1989 göçünü yaşadık.

Ayrılan ailelerin acısını taşıdık.

Demokrasi geldiğinde büyük umutlar besledik.

Bugün aradan geçen otuz altı yılın ardından, siyasi temsilin bilançosunu sormak en doğal hakkımızdır.

Türkçe eğitimde ne kadar ilerledik?

Köylerimiz neden boşalıyor?

Gençlerimiz neden göç ediyor?

Kültürümüzü ve tarihî mirasımızı ne ölçüde koruyabildik?

Bu sorular yalnızca bir siyasi partiye değil, Bulgaristan’ı yöneten ve yönetmeye talip olan bütün siyasi aktörlere yöneltilmelidir.

Çünkü vatandaşın görevi siyasetçilerin geçmişini unutmak değildir.

Siyasetçinin görevi de vatandaştan sorgusuz sadakat beklemek değildir.

Torunum Bir Gün Bana Ne Soracak?

Bir gün torunum karşıma çıkabilir.

“Dede, siz yıllarca aynı siyasi hareketleri desteklediniz. Peki sorunlarınız neden devam etti?” diyebilir.

“Dede, siyasi tercihlerinizin sonuçlarını hiç değerlendirdiniz mi?” diye sorabilir.

O gün vereceğim cevap benim için önemlidir.

Şöyle diyebilmek isterim:

“Evladım, biz hiçbir siyasi partiyi sorgulanamaz görmedik. Yapılan hizmetleri takdir ettik, yapılmayanların hesabını sorduk. Her seçimde ülkemizin geleceğini düşündük.”

Çünkü bir toplumun olgunluğu, sürekli aynı tercihi yapmasında veya mutlaka değiştirmesinde değildir.

Tercihlerinin gerekçelerini sorgulayabilmesindedir.

Sandık Bir Günlük, Vicdan Bir Ömürlüktür

Pazar akşamı seçim sonuçları açıklanacak.

Bir aday kazanacak.

Diğeri kaybedecek.

Ama pazartesi sabahı Bulgaristan’ın gerçek meseleleri yerinde duracak.

Bir anne yine evladını bekleyecek.

Bir genç yine iş arayacak.

Bir emekli yine geçim hesabı yapacak.

Seçimi kazanan cumhurbaşkanının başarısı, zaman içinde bütün bu insanlara nasıl hizmet ettiğiyle de değerlendirilecek.

Benim aradığım cevap, yalnızca hangi ismin kazanacağı değildir.

Benim aradığım cevap şudur:

Hangi yönetim anlayışı Bulgaristan’a daha fazla adalet, huzur, güven ve hesap verebilirlik getirebilir?

Bu sorunun cevabını her vatandaş kendi bilgisi, vicdanı ve değerlendirmesiyle verecektir.

Ben Bir İsimden Daha Fazlasını Arıyorum

Ben bir cumhurbaşkanında yalnızca güç aramıyorum.

Vicdan arıyorum.

Yalnızca güzel konuşmalar aramıyorum.

Sorumluluk arıyorum.

Yalnızca siyasi destek aramıyorum.

Bağımsız karar verebilme iradesi arıyorum.

Ben Bulgaristan’da annelerin ağlamadığı, çocukların geleceğinden korkmadığı, insanların kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir ülke hayal ediyorum.

Bu hayal bir kişiden, bir partiden ve bir seçimden büyüktür.

Bugün sorulması gereken en önemli soru belki de şudur:

“Ben kimi desteklemeliyim?” sorusundan önce, “Ben nasıl bir Bulgaristan’da yaşamak istiyorum?” sorusuna cevap verebildim mi?

Çünkü isimler değişir.

Makamlar değişir.

Siyasi ittifaklar değişir.

Ama adalet, özgürlük, merhamet ve insan onuru bir devletin vazgeçilmez değerleri olarak kalmalıdır.

Bir oy, demokratik iradenin küçük ama değerli bir parçasıdır. Onu anlamlı kılan, korkmadan ve düşünerek kullanılabilmesidir.