DR. SABAHATTİN SABRİOĞLU İLE ÖZEL RÖPORTAJ
“Masa tenisi yalnızca bir spor değil; disiplin, eğitim ve gelecek inşa eden bir hayat okuludur”
Röportaj: Aysu AKBAŞ – BULTÜRK Genel Sekreteri
BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu AKBAŞ, uzun yıllardır sporun ve özellikle masa tenisinin içerisinde yer alan Dr. Sabahattin Sabrioğlu ile Türk masa tenisinin bugünü, altyapı sorunları, çocukların spora kazandırılması, antrenörlerin önemi ve geleceğe yönelik stratejik hedefler üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi.
Aysu AKBAŞ: Sayın Dr. Sabahattin Sabrioğlu, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Uzun yıllardır sporun, özellikle de masa tenisinin içerisindeyim. Spor benim için hiçbir zaman yalnızca müsabaka veya sonuçtan ibaret olmadı. Aynı zamanda eğitim, disiplin, insan yetiştirme ve toplum sağlığı açısından çok önemli bir alan olduğunu düşünüyorum.
Masa tenisi zaman içerisinde benim için bir spor branşından öteye geçti; bir hayat okuluna dönüştü.
Aysu AKBAŞ: Masa tenisiyle tanışmanız nasıl oldu?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Genç yaşlarda masa tenisiyle tanıştım. İlk başta bir oyun gibi görünen bu sporun içerisinde ne kadar büyük bir düşünce, refleks, sabır ve strateji bulunduğunu zamanla fark ettim.
Masa tenisi insanın yalnızca bedenini değil zihnini de çalıştırıyor. Bu yönüyle beni çok etkiledi.
Aysu AKBAŞ: Masa tenisinin diğer spor branşlarından ayrılan en önemli özelliği nedir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Masa tenisi çok yüksek konsantrasyon gerektirir.
Oyuncu çok kısa sürede karar vermek zorundadır. Topun hızı, yönü, falsosu, rakibin pozisyonu… Hepsini aynı anda değerlendirmelisiniz. Dolayısıyla masa tenisi hem fiziksel hem zihinsel bir mücadeledir. Stratejik düşünme kabiliyetini çok güçlü biçimde geliştirir.
Aysu AKBAŞ: Çocukların bu sporla erken yaşta tanışması sizce neden önemli?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Çocukluk dönemi alışkanlıkların şekillendiği dönemdir.
Erken yaşta sporla tanışan çocuk disiplin kazanır, zamanı kullanmayı öğrenir, özgüven geliştirir.
Fakat burada çok önemli bir nokta var: Çocuğa önce sporu sevdirmek gerekir.
Şampiyonluk baskısını çok erken yaşta kurarsanız çocuk spordan uzaklaşabilir.
Aysu AKBAŞ: Aileler çocuklarını spora yönlendirirken en çok hangi hatayı yapıyor?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
En büyük hatalardan biri sonuç odaklı yaklaşmaktır.
Çocuk maçtan çıktığında hemen “Kazandın mı?” diye soruluyor.
Bence daha doğru soru: “Bugün ne öğrendin?” olmalıdır.
Çünkü sporcu önce öğrenir, sonra gelişir ve doğru sistem içerisinde başarı zaten gelir.
Aysu AKBAŞ: Sizce büyük sporcu doğulur mu, yetiştirilir mi?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Yetenek önemli ama yeterli değildir.
Çalışma, disiplin, doğru antrenör, doğru çevre, aile desteği ve süreklilik olmadan yetenek tek başına çok fazla anlam ifade etmez.
Bazen çok yetenekli sporcuların çalışmadıkları için geride kaldığını görüyoruz.
Buna karşılık çok disiplinli sporcular büyük mesafe kat edebiliyor.
Aysu AKBAŞ: O hâlde sporcunun en büyük sermayesi nedir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Çalışma disiplini ve devamlılık.
Bir sporcunun her gün kendisine küçük de olsa bir şey katması gerekir.
Başarı bir anda oluşmaz. Yılların emeğinin sonucudur.
Aysu AKBAŞ: Antrenör bu süreçte nerede duruyor?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Antrenör sistemin merkezindedir.
Ama iyi antrenör sadece teknik öğretmez. Sporcunun psikolojisini anlamalıdır.
Ne zaman motive edeceğini, ne zaman uyarması gerektiğini, ne zaman dinlendirmesi gerektiğini bilmelidir. Antrenör aynı zamanda eğitimcidir.
Aysu AKBAŞ: Bir antrenörde bulunması gereken en önemli özellik nedir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Sabır.
Çünkü her çocuk aynı hızda gelişmez. Ayrıca antrenör sürekli öğrenmeye açık olmalıdır.
Dünya sporu değişiyor. Antrenman biliminden performans analizine, psikolojiden beslenmeye kadar çok farklı alanlarda gelişmeler yaşanıyor. Antrenörün de kendisini sürekli güncellemesi gerekir.
Aysu AKBAŞ: Spor bilimi artık başarı için vazgeçilmez mi?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Kesinlikle.
Günümüzde yalnızca çok çalışmak yetmiyor. Doğru çalışmak gerekiyor.
Sporcunun fiziksel kapasitesi, uyku düzeni, beslenmesi, psikolojik hazırlığı, antrenman yükü ve dinlenmesi bilimsel yöntemlerle takip edilmelidir. Dünya artık spor bilimini çok yoğun kullanıyor.
Aysu AKBAŞ: Türkiye’nin masa tenisindeki potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Türkiye’nin çok büyük bir potansiyeli var.
Genç nüfusumuz fazla. Yetenekli çocuklarımız mutlaka var.
Bence temel problem yetenek bulamamak değil; yeteneğe zamanında ulaşamamak.
Belki Anadolu’nun küçük bir ilçesinde dünya seviyesinde olabilecek bir çocuk yaşıyor ama masa tenisiyle hiç tanışmamış. İşte sistem o çocuğa ulaşmalıdır.
Aysu AKBAŞ: Yetenek taraması nasıl yapılabilir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Okullar en önemli merkezlerdir.
Çocukların refleksleri, koordinasyonları, hareket kabiliyetleri ve konsantrasyonları değerlendirilebilir.
Masa tenisine yatkın çocuklar belirlenerek kulüplere veya gelişim merkezlerine yönlendirilebilir.
Bu sistematik hâle gelirse çok büyük bir yetenek havuzu oluşturabiliriz.
Aysu AKBAŞ: “Her Okula Bir Masa Tenisi Masası” projesine nasıl bakıyorsunuz?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Çok değerli bir fikir.
Ancak yalnızca masa göndermek yeterli değildir.
Masa olmalı. Eğitimli öğretmen olmalı.
Antrenör desteği olmalı. Okul ligleri olmalı.
Yetenekli çocukların bir sonraki aşamaya yönlendirileceği sistem olmalı.
Yani masa kurulmalı ama yol da kurulmalıdır.
Aysu AKBAŞ: Anadolu’daki çocukların spora erişimi nasıl artırılabilir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Bölgesel projeler geliştirilebilir.
Gezici antrenör ekipleri kurulabilir. İlçe ve köy okullarında taramalar yapılabilir.
Yerel turnuvalar düzenlenebilir. Başarılı çocukların ulaşım ve ekipman giderleri desteklenebilir.
Yetenek yalnızca büyükşehirlerde doğmuyor.
Aysu AKBAŞ: Belediyelere nasıl bir görev düşüyor?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Belediyeler sporun gelişmesinde çok önemli aktörler olabilir.
Mahalle spor merkezleri kurulabilir. Okullar ve kulüpler desteklenebilir.
Ücretsiz eğitim programları açılabilir. Belediyelerin yalnızca spor salonu yapan kurumlar değil, sporcu yetiştiren kurumlar olması gerektiğini düşünüyorum.
Aysu AKBAŞ: Kulüplerin sorumluluğu nedir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Kulüpler altyapıyı geliştirmek zorundadır.
Sadece bugünkü şampiyonayı düşünmemeli. Beş yıl, on yıl sonrasını planlamalı.
Çünkü başarılı kulüp, yalnızca transfer yapan değil, kendi sporcusunu yetiştiren kulüptür.
Aysu AKBAŞ: Kız çocuklarının spora katılımına özel önem verilmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Kesinlikle.
Kız çocuklarının spor yapması çok önemli. Spor özgüven kazandırır.
Mücadele gücü kazandırır. Sosyalleşmeyi destekler.
Masa tenisi kız çocuklarımızın çok başarılı olabileceği branşlardan biridir.
Aysu AKBAŞ: Her çocuk şampiyon olmak zorunda mı?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Hayır.
Bu çok önemli bir mesele. Her çocuk milli sporcu olmayacaktır.
Ama her çocuk spor yapabilir. Sporun toplumsal faydası burada ortaya çıkıyor. Sağlıklı, disiplinli, özgüvenli ve kötü alışkanlıklardan uzak bir nesil yetiştiriyorsanız bu zaten büyük bir başarıdır.
Aysu AKBAŞ: Sporla eğitim birlikte yürütülebilir mi?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Elbette.
Çocuğa “Ya okul ya spor” demek yanlış. Doğru zaman yönetimiyle ikisi birlikte yürütülebilir.
Hatta spor yapan çocukların disiplin ve planlama becerileri eğitim hayatına da olumlu katkı sağlayabilir.
Aysu AKBAŞ: Sporcu mağlup olduğunda nasıl yaklaşılmalı?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Yenilginin de eğitimin bir parçası olduğunu öğretmeliyiz.
Mağlubiyet son değildir. Antrenör sporcuya, “Niye kaybettin?” demek yerine,
“Bu maçtan ne öğrendik?” diye sormalıdır.
Çünkü her yenilgi doğru analiz edilirse bir sonraki başarının basamağı olabilir.
Aysu AKBAŞ: Sporda karakter neden bu kadar önemli?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Çünkü madalyalar geçici, karakter kalıcıdır.
Sporcu kazandığında mütevazı olmalı. Kaybettiğinde rakibine saygı göstermeli.
Hakeme, antrenörüne, takım arkadaşlarına karşı doğru davranmalıdır.
İyi sporcu aynı zamanda iyi insan olmalıdır.
Aysu AKBAŞ: Geçmişte görev yapmış antrenör ve sporcuların tecrübelerinden yeterince yararlanılıyor mu?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Bence daha fazla yararlanmalıyız.
Çok değerli insanlar yetişti. Onların deneyimleri kayıt altına alınmalı.
Söyleşiler, kitaplar, dijital arşivler hazırlanmalı.
Genç antrenörler tecrübeli isimlerle buluşturulmalı.
Bir camia geçmişini bilmezse geleceğini sağlam kuramaz.
Aysu AKBAŞ: Spor kültüründe vefanın önemi nedir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Çok önemli.
Bugün bir salonda spor yapan genç, kendisinden önce o forma için mücadele edenleri bilmeli.
Eski sporcuların fotoğrafları, hikâyeleri ve başarıları yaşatılmalı.
Vefa bir toplumun ve bir spor camiasının hafızasıdır.
Aysu AKBAŞ: Türkiye dünya masa tenisinde daha güçlü bir ülke olabilir mi?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Kesinlikle olabilir.
Ancak bunun için birkaç yıllık değil uzun vadeli planlama gerekir. Altyapı, antrenör eğitimi, spor bilimi, uluslararası müsabaka tecrübesi ve kulüp sistemi bir bütün hâlinde geliştirilmelidir.
Aysu AKBAŞ: 2036 gibi uzun vadeli bir hedef koymak mümkün mü?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Mümkün ve gereklidir.
Örneğin “Türkiye Masa Tenisi 2036” stratejisi oluşturulabilir.
Kaç okul masa tenisiyle buluşacak? Kaç sporcu lisanslı hâle gelecek?
Kaç antrenör yetiştirilecek? Kaç uluslararası sporcu çıkaracağız?
Olimpiyat hedefimiz ne olacak? Bunlar net şekilde belirlenebilir.
Aysu AKBAŞ: Olimpiyat sporcusu yetiştirmek ne kadar zaman alır?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Yıllar alır.
Olimpiyat şampiyonu olimpiyat yılında yetişmez. Bugün küçük yaşta keşfettiğiniz bir sporcuyu 10-12 yıllık doğru bir programla büyük seviyeye taşıyabilirsiniz.
Bu nedenle spor politikasının günü değil, geleceği planlaması gerekir.
Aysu AKBAŞ: Türk spor yönetimine bir mesaj vermek isteseniz ne söylerdiniz?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Projeleri kısa vadeli sonuçlara göre değil, nesillerin geleceğine göre hazırlayın.
Okulu, aileyi, kulübü, belediyeyi, antrenörü, üniversiteyi ve federasyonu ortak sistem içerisinde buluşturun. Kişilere bağlı değil, kurumsal bir model oluşturun.
Aysu AKBAŞ: Genç sporculara en önemli tavsiyeniz nedir?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Kolay başarı beklemeyin. Çalışın. Sabredin.
Kaybettiğinizde yeniden başlayın. Rakibinize saygı duyun.
Antrenörünüzü dinleyin. Ama en önemlisi öğrenmekten vazgeçmeyin.
Aysu AKBAŞ: Son olarak masa tenisi camiasına ne söylemek istersiniz?
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Birlikte hareket etmeliyiz.
Tecrübeyi gençliğe aktarmalıyız. Çocuklara daha fazla fırsat vermeliyiz.
Masa tenisinin gelişmesini yalnızca federasyonun veya birkaç kulübün görevi olarak görmemeliyiz.
Bu hepimizin ortak sorumluluğudur.
Aysu AKBAŞ: Son sözünüz gençlere olsun…
Dr. Sabahattin Sabrioğlu:
Gençlerimize şunu söylemek isterim:
Kaybetmekten korkmayın, vazgeçmekten korkun. Bir maç kaybedebilirsiniz.
Bir turnuvada derece alamayabilirsiniz. Ama mücadeleye devam ederseniz her yenilgi sizi biraz daha güçlendirir. Şampiyonluk çok değerlidir ama bir insanın karakteri daha değerlidir.
Şampiyonluk bir gün kazanılır; karakter bir ömür taşınır.
AYSU AKBAŞ’IN RÖPORTAJ NOTU
Dr. Sabahattin Sabrioğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi bize bir kez daha gösteriyor ki spor yalnızca kupa ve madalyadan ibaret değildir.
Bir çocuğun eline raket verdiğimizde belki yalnızca masa tenisini öğretmiyoruz. Ona disiplin kazandırıyoruz. Mücadele etmeyi öğretiyoruz. Kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmasını öğretiyoruz.
Kendisine güvenmesini sağlıyoruz. Türkiye’nin gelecekteki spor başarısı da bugünden çocuklara açacağımız kapılarla şekillenecektir. BULTÜRK olarak biz de sporu; gençliği birleştiren, çocuklarımızı geleceğe hazırlayan ve toplumlar arasında dostluk köprüleri kuran önemli bir alan olarak görüyoruz.
Aysu AKBAŞ
BULTÜRK Genel Sekreteri

