2026 Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Üzerine Siyasi Analiz

İVELIN MIHAYLOV CUMHURBAŞKANLIĞI YARIŞINA GIRIYOR:
TÜRKLER BULGARISTAN SIYASETININ YENI ANAHTARI OLABILIR MI?

2026 Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Üzerine Siyasi Analiz

Bulgaristan, 25 Ekim 2026 Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı Yardımcılığı seçimlerine doğru ilerlerken siyasetin dili ve dengeleri yeniden şekillenmeye başlıyor.

Bu süreçte dikkat çekici gelişmelerden biri Veliçie lideri İvelin Mihaylov’un partisinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını açıklaması oldu.

Mihaylov, Nisan ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından Veliçie’nin Cumhurbaşkanlığı yarışına katılmayacağını ifade etmişti. Ancak Temmuz ayında bu tutum değişti ve partinin Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayıyla yer alacağı açıklandı.

Şimdi asıl mesele şudur:

Veliçie nasıl bir Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı ikilisiyle Bulgaristan seçmeninin karşısına çıkacaktır?

Bu noktada Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşının Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı olabileceğine ilişkin değerlendirmeler de gündeme gelmektedir. Ancak altını özellikle çizmek gerekir:

Şu ana kadar Veliçie tarafından Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayının gösterileceğine ilişkin doğrulanmış resmî bir adaylık açıklaması bulunmamaktadır.

Dolayısıyla bunu gerçekleşmiş bir siyasi karar olarak değil, üzerinde durulması gereken önemli bir siyasi ihtimal olarak değerlendirmek gerekir.

Fakat mesele aslında Veliçie’den ve İvelin Mihaylov’dan çok daha büyüktür.

Asıl soru şudur:

Neden Bulgaristan’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşı olmasın?

TÜRK SEÇMEN ARTIK
TEK ADRESE MAHKÛM DEĞİL

Bulgaristan siyasetinin uzun yıllar boyunca devam eden denklemlerinden biri, Türk seçmenin büyük ölçüde belirli bir siyasi yapı etrafında toplanmasıydı.

Ancak bu model artık ciddi biçimde sorgulanmaktadır.

Yeni kuşak Bulgaristan Türkleri farklı düşünüyor.

Avrupa’da yaşayan Bulgaristan vatandaşları farklı siyasi tercihler geliştirebiliyor.

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları alternatif siyasi seçenekleri değerlendirebiliyor.

Bulgaristan’da yaşayan Türk gençleri ise siyasete yalnızca etnik aidiyet üzerinden bakmıyor.

Adalet istiyorlar.

Ekonomik kalkınma istiyorlar.

Yolsuzlukla mücadele istiyorlar.

Kaliteli eğitim istiyorlar.

Liyakat istiyorlar.

Avrupa standartlarında demokrasi istiyorlar.

Ve en önemlisi, geleceklerini Bulgaristan’da kurabilecekleri bir devlet düzeni görmek istiyorlar.

İşte 2026 Cumhurbaşkanlığı seçiminin Bulgaristan Türkleri açısından tarihî önemi burada ortaya çıkmaktadır.

Türk seçmen farklı demokratik siyasi partilere açılmaya başladığı anda Bulgaristan’daki bütün siyasi partiler Türk vatandaşlarına ulaşmak zorunda kalacaktır.

Bizim uzun vadede istediğimiz de tam olarak budur.

HEDEF BİR “TÜRK PARTİSİ” DEĞİL, TÜRKLERİN DE İÇİNDE OLDUĞU BULGARİSTAN SİYASETİ OLMALIDIR

Bulgaristan Türklerinin geleceği yalnızca bir siyasi partinin geleceğine bağlanmamalıdır.

Biz bundan daha büyük düşünmek zorundayız.

Hedefimiz Bulgaristan’daki bütün demokratik siyasi partilerin Türk vatandaşlarına açık olmasıdır.

GERB içerisinde Türk siyasetçiler bulunabilmelidir.

PP-DB içerisinde Türk gençleri yükselebilmelidir.

Veliçie içerisinde Türkler siyaset yapabilmelidir.

Diğer demokratik siyasi hareketlerde Türk kökenli Bulgaristan vatandaşları belediye başkanı, milletvekili, bakan, diplomat ve üst düzey devlet yöneticisi olabilmelidir.

Çünkü gerçek eşit vatandaşlık budur.

Bir ülkede azınlık toplumunun yalnızca kendi etnik siyasi alanına sıkışması gerçek siyasi entegrasyon değildir.

Gerçek başarı, o toplumun devletin ve demokratik siyasetin bütün kurumlarında doğal biçimde temsil edilmesidir.

NEDEN TÜRK CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI OLMASIN?

Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı birlikte seçilmektedir.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı adaylığı yalnızca sembolik bir makam değildir.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı seçim kampanyasının ve ortaya konulan siyasi vizyonun doğrudan parçasıdır.

Bu nedenle 2026 seçimlerinde bütün Cumhurbaşkanı adaylarına açıkça şu soru sorulmalıdır:

“Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayınız neden Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşı olmasın?”

Bu soru yalnızca Türkler açısından sorulmamalıdır.

Bu soru Bulgaristan demokrasisinin ulaştığı seviyeyi görmek açısından da sorulmalıdır.

Çünkü Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşının Cumhurbaşkanı Yardımcılığına aday gösterilmesi şu mesajı verebilir:

“Bu devlet hepimizin devletidir.”

Bulgaristan’ın ihtiyacı da tam olarak budur.

Türk’ün Bulgar’a karşı konumlandırılmadığı;

Bulgar’ın Türk’ten korkutulmadığı;

Roman’ın dışlanmadığı;

Pomak’ın kimliğinin siyasi malzemeye dönüştürülmediği;

vatandaşlığın etnik kökenden daha büyük ortak payda olduğu demokratik bir Bulgaristan.

FAKAT TÜRKLER BİR İSMİ
DUYAR DUYMAZ ALKIŞLAMAMALIDIR

Burada stratejik bir uyarı yapmak gerekiyor.

Yarın herhangi bir Cumhurbaşkanı adayı yanına Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı aldığında Türk toplumu yalnızca adayın etnik kökenine bakarak destek açıklamamalıdır.

Tam tersine daha fazla soru sormalıdır.

Neden Türk aday?

Gerçekten eşit vatandaşlık anlayışından dolayı mı?

Yoksa Türk oylarını almak için mi?

Adayın siyasi geçmişi nedir?

Bulgaristan Türklerini ne kadar tanıyor?

Devlet yönetiminde ne kadar etkili olacaktır?

Türkçe eğitime yaklaşımı nedir?

Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerin ekonomik kalkınması konusunda nasıl bir programı vardır?

Devlet kurumlarında liyakate dayalı Türk temsilini destekliyor mu?

1984-1989 dönemindeki asimilasyon politikalarına ve tarihî hafızaya yaklaşımı nedir?

Nefret söylemi ve etnik ayrımcılık karşısında nerede durmaktadır?

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerine nasıl bakmaktadır?

Avrupa Birliği içerisinde Bulgaristan’ın geleceğini nasıl görmektedir?

Bunların cevapları alınmadan yalnızca etnik kimlik üzerinden destek açıklamak siyasi strateji değildir.

VELİÇİE’NİN CUMHURBAŞKANLIĞI HAMLESİ DİĞER PARTİLERE DE SORU SORDURMALIDIR

İvelin Mihaylov’un Veliçie’yi Cumhurbaşkanlığı yarışına sokma kararı Bulgaristan siyasetinde yeni bir rekabet alanı oluşturacaktır.

Fakat Bulgaristan Türkleri açısından asıl mesele Veliçie’nin kaç oy alacağı değildir.

Asıl mesele diğer partilerin ne yapacağıdır.

Veliçie’ye sorulan sorular GERB’e de sorulmalıdır.

PP-DB’ye de sorulmalıdır.

Diğer Cumhurbaşkanı adaylarına da sorulmalıdır.

Hepsine aynı soru yöneltilmelidir:

“Bulgaristan Türklerinin oyunu istiyorsunuz. Peki Bulgaristan Türklerinin devlet yönetimindeki temsilini nasıl artıracaksınız?”

Çünkü Türk vatandaşlarının oyunu istemek kolaydır.

Asıl mesele onları devlet yönetiminin gerçek ortakları olarak kabul etmektir.

2026’NIN İLKESİ: PEŞİN OY YOK

Bulgaristan Türkleri açısından 2026 Cumhurbaşkanlığı seçiminin temel siyasi ilkesi çok açık olmalıdır:

Peşin oy yok.

Önce program.

Sonra aday.

Sonra siyasi kadro.

Sonra yazılı taahhüt.

En son destek.

Türk seçmen artık seçimden seçime hatırlanan hazır oy deposu olarak görülmemelidir.

Bir siyasi partiye veya lidere koşulsuz bağlı seçmen kitlesi olmak yerine, bütün siyasi partilerin desteğini kazanmak zorunda olduğu bilinçli vatandaş topluluğuna dönüşmelidir.

İşte bu gerçekleşirse Bulgaristan Türklerinin siyasi tarihinde yeni bir dönem başlayacaktır.

BÜTÜN ADAYLARLA
MASAYA OTURULMALIDIR

25 Ekim seçimleri öncesinde Bulgaristan Türklerinin temsilcileri bütün demokratik Cumhurbaşkanı adaylarıyla görüşmelidir.

Kimseye peşinen kapı kapatılmamalıdır.

Kimseye de peşinen destek sözü verilmemelidir.

Adayların önüne aynı talepler konulmalıdır.

Türklerin devlet yönetiminde liyakate dayalı temsili.

Türkçe eğitim ve kültürel hakların korunması.

Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde yatırım ve istihdam.

Gençlerin Bulgaristan’da kalmasını sağlayacak ekonomik politikalar.

1984-1989 asimilasyon döneminin tarihî hafızasının korunması.

Etnik ve dinî nefret söylemiyle mücadele.

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin geliştirilmesi.

Avrupa Birliği içerisinde demokratik ve güçlü Bulgaristan.

Sonra adaylara sorulmalıdır:

“Bunların hangisini kabul ediyorsunuz?”

Ve mümkün olduğunca sözlü vaat değil, açık siyasi taahhüt istenmelidir.

TÜRK GENÇLERİNİ BULGARİSTAN DEVLETİNİ YÖNETMEYE HAZIRLAMALIYIZ

Fakat bütün bunlardan daha uzun vadeli bir meselemiz bulunmaktadır.

Türk gençlerini yetiştirmeliyiz.

Onlara siyaset öğretmeliyiz.

Hukuk öğretmeliyiz.

Devlet yönetimini öğretmeliyiz.

Ekonomi öğretmeliyiz.

Diplomasi öğretmeliyiz.

Avrupa Birliği kurumlarını öğretmeliyiz.

Bulgarcayı mükemmel konuşmalılar.

Türkçelerini kaybetmemeliler.

İngilizce ve mümkünse başka Avrupa dillerini öğrenmeliler.

Sonra bu gençler Bulgaristan’ın bütün demokratik siyasi partilerinde görev almalıdır.

Beş yıl sonra belediye meclislerinde görelim.

On yıl sonra Bulgaristan Parlamentosunda görelim.

On beş yıl sonra bakanlıklarda, diplomaside ve devletin üst kademelerinde görelim.

Ve bir gün Cumhurbaşkanlığı makamında görelim.

Stratejik düşünmek budur.

NEDEN BİR GÜN BULGARİSTAN CUMHURBAŞKANI TÜRK KÖKENLİ OLMASIN?

Bugün konuşmamız gereken asıl zihinsel değişim budur.

Neden Bulgaristan’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşı olmasın?

Ve daha önemlisi:

Neden bir gün Bulgaristan Cumhurbaşkanı Türk kökenli bir Bulgaristan vatandaşı olmasın?

Bulgaristan Cumhuriyeti bütün vatandaşlarının devletiyse bunun önünde demokratik veya ahlaki bir engel bulunmamalıdır.

Bir kişinin etnik kökeni Cumhurbaşkanı olmasının önünde zihinsel bir duvar oluşturmamalıdır.

Belirleyici olan Bulgaristan’a bağlılığı, demokratik değerlere inancı, liyakati, dürüstlüğü ve bütün Bulgaristan vatandaşlarını temsil edebilme kabiliyeti olmalıdır.

İşte gerçek Avrupa demokrasisi budur.

TÜRKLER KİMİN PEŞİNDEN GİDECEĞİNİ DEĞİL, KİMİN KENDİLERİNE GELECEĞİNİ BELİRLEMELİDİR

2026 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Bulgaristan Türklerinin stratejik hedefi bir siyasi partiyi kurtarmak veya başka bir siyasi partiyi cezalandırmak olmamalıdır.

Daha büyük düşünmeliyiz.

Türk oyunun siyasi değerini yükseltmeliyiz.

Bütün adaylarla konuşmalıyız.

Bütün demokratik partilerin önüne aynı talepleri koymalıyız.

Ve açıkça şunu söylemeliyiz:

Bulgaristan Türkleri artık hiç kimsenin siyasi tapulu malı değildir.

Biz Bulgaristan Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşlarıyız.

Oylarımızı isteyenler yalnızca seçim günü kapımızı çalmamalıdır.

Devlet yönetiminin kapılarını da Bulgaristan’ın Türk vatandaşlarına açmalıdır.

İvelin Mihaylov’un Veliçie’yi Cumhurbaşkanlığı yarışına sokması bu açıdan değerlendirilmelidir.

Yarın Veliçie Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı gösterirse bunu konuşuruz.

GERB gösterirse onu da konuşuruz.

PP-DB gösterirse onu da konuşuruz.

Başka bir demokratik siyasi güç gösterirse onu da aynı ölçülerle değerlendiririz.

Çünkü bizim meselemiz kişilerin ve partilerin ötesindedir.

Bizim meselemiz Bulgaristan Türklerinin Bulgaristan devletinin yönetiminde hak ettikleri yeri almasıdır.

Eğer 2026 seçimleri sonunda Bulgaristan siyasetinde Türklerin oyunu almak için yarışan partilerden, Türkleri devlet yönetimine taşımak için yarışan partilere doğru bir dönüşüm başlayabilirse seçimin en önemli sonucu belki de kimin Cumhurbaşkanı seçildiğinden daha uzun ömürlü olacaktır.

İşte gerçek değişim o gün başlayacaktır.