Bulgaristan’da Siyasetin Yapısal Dönüşümü ve Türk Seçmeninin Stratejik Konumu

Dr. Nedim BİRİNCİ

19 Nisan 2026 Erken Seçimleri Öncesinde Temsiliyet, Adalet ve Eşit Vatandaşlık Analizi
Bulgaristan Cumhuriyeti, 19 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek erken parlamento seçimlerine sadece bir hükümet kurma çabasıyla değil, son beş yıldır devam eden kronikleşmiş bir siyasi krizin gölgesinde girmektedir. 2021 yılından bu yana sekizinci kez sandık başına gidilecek olması, demokratik kurumların işlerliği ve toplumsal sözleşmenin meşruiyetinin ciddi bir sınavdan geçtiğini göstermektedir.
Bu kriz ortamında, Bulgaristan siyasetinin en belirleyici ancak çoğu zaman en az anlaşılan aktörü olan Türk seçmeni, siyasi geleceğin anahtarı konumundadır. BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk tarafından dile getirilen “Siyasetin Türk seçmenini görmesi ve değerlendirmesi” çağrısı, yalnızca bir toplumsal talebi değil, Bulgaristan’ın sürdürülebilir bir siyasi istikrara kavuşması için zorunlu olan yapısal bir gerekliliği ifade etmektedir.

1. Siyasi Krizin Anatomisi ve 19 Nisan Seçimleri
Bulgaristan, geleneksel partilerin hükümet kurma kapasitesini yitirdiği, yeni hareketlerin ise kalıcı güven inşa edemediği bir kısırdöngü içindedir. Aralık 2025’te bütçe protestoları ve yolsuzluk iddialarıyla istifa eden Zhelyazkov hükümetinin ardından, 18 Şubat 2026’da Andrey Gyurov liderliğinde kurulan geçici hükümet ülkeyi seçime taşımaktadır.
240 sandalyeli mecliste 121 sayısına ulaşmanın imkansızlığı, Türk seçmenini “gözlemci” konumundan “hükümetin aktif paydaşı” konumuna taşımaktadır. Ancak bu stratejik önem, artık sembolik bir destekten ziyade, somut ve liyakate dayalı bir ortak yönetim modelini hedeflemektedir.
Mevcut Siyasi Tablo (2026 Seçimleri Öncesi)
Siyasi Parti / İttifak
Lider
Siyasi Eğilim
GERB-SDS
Boyko Borisov
Merkez-Sağ, Muhafazakâr
PP-DB
A. Vasilev / K. Petkov
Liberal, Reformist
Vızrazhdane
Kostadin Kostadinov
Milliyetçi
DPS (HÖH)
Delyan Peevski
Azınlık Temsili, Liberal
APS
Hayri Sadıkov
Azınlık Hakları

2. Türk Seçmeninin Tarihsel Gücü ve Temsil Krizi
1980’li yıllardaki “Yeniden Doğuş Süreci” asimilasyon politikalarına karşı verilen destansı mücadele, Bulgaristan Türklerinin siyasi bilincini şekillendiren temel kırılma noktasıdır. 1989 sonrası demokratikleşme sürecinde HÖH (DPS) ana yapı olarak ortaya çıksa da, son yıllarda kullanılan oy sayısındaki düşüş dikkat çekicidir.
Rafet Ulutürk’ün de vurguladığı üzere, bir zamanlar 600.000’i aşan Türk oylarının bugün 300.000 seviyelerine gerilemesi, sisteme ve mevcut temsil yöntemlerine yönelik sessiz bir protestodur. Seçmen artık “blok oy” anlayışından uzaklaşmakta; gerçek temsil, saygı ve liyakat şartıyla alternatif arayışına girmektedir.

3. Yasal Engeller ve Seçmen İradesine Müdahale
Şubat 2026’da kabul edilen yeni Seçim Yasası, özellikle Türkiye’deki seçmenler için demokratik bir bariyer oluşturmuştur:
• Sandık Sınırlaması: AB dışı ülkelerde diplomatik temsilcilikler dışında sadece 20 sandık açılabilmesi, Türkiye’deki 300.000 seçmenin oy hakkını fiilen gasp etmektedir.
• Dil Yasağı: Seçim kampanyalarının sadece Bulgarca yapılma zorunluluğu, ana dili Türkçe olan seçmenin dışlanmasına ve Avrupa Konseyi standartlarının ihlaline neden olmaktadır.
• Çifte Vatandaşlık: Milletvekili adaylığı önündeki engeller, diaspora Türklerinin liyakatini sistemin dışında tutmaktadır.

4. Ekonomik Adalet ve Bölgesel Kalkınma
Türk toplumunun yoğun yaşadığı Kırcaali, Razgrad ve Şumnu gibi bölgeler, Bulgaristan’ın genel refahından hak ettiği payı alamamaktadır. 2026 verilerine göre düşük eğitimli nüfusta işsizlik oranının %12,5 seviyesinde olması, kırsal kesimdeki Türkleri kırılganlaştırmaktadır. Ulutürk’ün “Biz çalışanız, biz üreteniz” vurgusu, bu ekonomik çarkın içinde daha adil bir pozisyon ve bölgelere somut yatırım talebinin sesidir.

5. Rafet Ulutürk’ün Vizyonu: Dürüstlük, Gençlik ve Liyakat
Ulutürk’ün sunduğu perspektif, Bulgaristan Türkleri için yeni bir Siyasi Ahlak Manifestosu niteliğindedir. Bu vizyonun temel taşları şunlardır:
1. Temiz Geçmiş: Yolsuzluktan uzak, toplumun güvenini kazanmış karakterler.
2. Liyakat ve Gençlik: Avrupa’da ve iş dünyasında kendini kanıtlamış, eğitimli gençlerin seçilebilir sıralarda yer alması.
3. Yerel Bağ: Seçimden seçime değil, her daim halkın içinde olan bir liderlik.
4. Eşit Ortaklık: Türk seçmeninin “oy deposu” değil, ülkenin kaderinde “eşit paydaş” olarak görülmesi.

6. Bulgaristan-Türkiye İlişkileri ve Diasporanın Rolü
Bulgaristan’ın 1 Ocak 2026 itibarıyla Eurozone’a giriş hedefi, Türkiye ile olan ticari entegrasyonu artıracaktır. Türkiye’deki 300.000 kişilik diaspora, sadece bir nüfus yoğunluğu değil; enerji altyapısı, dijital dönüşüm ve sınır ötesi ticarette stratejik bir köprüdür.

Sonuç: Ortak Ev, Eşit Gelecek
19 Nisan 2026 seçimleri, Bulgaristan için sadece bir hükümet kurma meselesi değildir; bu seçim, toplumsal barışın ve demokratik olgunluğun testidir. Türk seçmeni, krizlerin parçası değil, çözümün anahtarıdır.
Bulgar siyaseti, Rafet Ulutürk’ün çağrısına kulak vererek Türk toplumunu sembolik değil, gerçek ve dürüst bir temsille sisteme dahil etmelidir. Bulgaristan hepimizin ortak evidir; bu evde hiç kimse ne daha fazla, ne de daha az olmalı; herkes “eşit vatandaş” olarak aynı masada oturmalıdır.